Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku.
O’nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur.
O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.” (Kehf: 27)
Resulullah(s.a.v.)’ın münacaat ve duaları incelendiğinde ‘İSTİAZE’ (ALLAH’a sığınma) ifadelerinin önemli bir yer tuttuğu görülecektir. O, söz ve filleriyle ALLAH(cc)’a iltica etmiş ve O’na sığınmıştır. Resulullah(s.a.v.), yüce ALLAH(cc)’tan “hayırları” dilemekle yetinmemiş, “şerlerden” de sürekli ALLAH(cc)’a sığınmıştır. Bu tutumuyla, Müslüman’ın ALLAH(cc)’ın yardım ve desteği olmadan başarılı olmasının mümkün olamayacağı dersini vermektedir. ALLAH(cc)’ın kudret ve inayetine iltica etmeden şerlerden korunmak mümkün değildir. Bu durum bize, hayatımızda olması gereken bir hasleti hatırlatmakta ve “istiaze” siz geçecek günlerin, bereketsiz olacağına ve ciddi sıkıntıları beraberinde getireceğine işaret etmektedir.
Biz beşer olarak “en mükemmel bir şekilde” yaratılmış olmamıza rağmen birçok zafiyeti de bünyemizde barındırmaktayız. Gelişen olaylar ve meydana gelen hadiselerin, çoğu zaman irademizin dışında geliştiğine hepimiz şahit olmuşuz. Yine “hayırlı” diyebildiğimiz birçok şeyin “gizemli şerleri” barındırdığına daha sonraları tanık olmuşuz. Diğer tarafından “şer” olarak bildiğimiz bazı şeylerin de “gizemli hayırları” barındırdığına defalarca rastlamışız. Bu durum, her şeyin üzerinde kontrolü olan ALLAH(cc)’ın yüce kudretine ve külli iradesine daima sığınmamız gerektiğini bizlere çok açık biçimde hatırlatmaktadır. Özellikle “şer” ekseninin merkezindeki şeytanın kışkırtma ve vesveselerine karşı daima ALLAH(cc)’a sığınmalıyız.
“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen ALLAH(cc)'a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir.” (Fussilet: 36)
Evet, bizler bu konudaki zafiyetimizi idrak etmek ve ALLAH(cc)’ın inayetine mazhar olmak için her zaman O yüce kudrete iltica etmek zorundayız. Nelerin kendi içinde “şerleri” barındırdığını fark edemeyebiliriz. Belki de hakkında çekindiğimiz “Şer” yeni aldığımız araba, yeni başladığımız iş, gideceğimiz yolculuk, aldığımız yeni kararlar ve edindiğimiz mal ve servet içinde barınmaktadır. Bu konuda endişelerimizi gidermenin tek yolu vardır: Benzer durumlarda daima “ALLAH(cc)’a sığınmak…” Zaten dev dalgaları andıran “şerler” karşısında emniyetli bir sığınağa (İlahi rahmete) sığınmaktan başka bir çaremiz yoktur. Yüce Rabbimiz, Kur’an okunurken bile ALLAH(cc)’a sığınmamız gerektiğini bildirmekle “istiaze”nin ne derece gerekli olduğunu beyan etmektedir:
“Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan ALLAH'a sığın!” (Nahl: 98)
Bu ayet, hayatımızda “istiazenin” ne derece yer etmesi gerektiğini çok net biçimde ifade etmektedir. Evet, “istiaze” her Müslüman’ın hayatında mutlaka bulunmalıdır. İstiazesiz bir hayat, ALLAH(cc)’a bağlılıkta büyük bir engeldir. Şeytandan ve şeytani tüm yapılardan korunmanın tek yolu vardır… “ALLAH(cc)’a sığınmak…” ALLAH(cc)’ın kudretine ve rahmetine iltica etmek… ALLAH(cc)’ın desteğine yönelmek… ALLAH(cc)’ın inayeti olmadan başaramayacağımızı ve bela ve sıkıntılardan kurtulamayacağımızı idrak etmek… Hayatı çok yönlü olarak kuşatmış “şerlerden” korunabilmek için ALLAH(cc)’ın rahmet kapısına tutunmak…
ALLAH(cc)’ın kulları, şerlerden ve tehlikelerden korunmak için fiili veya kavli olarak daima ALLAH(cc)’a sığınmalıdırlar. ALLAH(cc)’a istiaze etme anlayışı, hayatımızın her alanında, mutlaka kendini göstermelidir. Gece ve gündüz, sağlık ve hastalık, bolluk ve darlık, zafer ve mağlubiyet gibi her durumda “istiazeyi” asla unutmamalıyız. Hayatımızda olması gereken “istiazeyi”, Kur’andaki ve Resulullah(s.a.v.)’ın sözlerindeki ifadeler ışığında Rabbimize iletmeliyiz:
“Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım!” (Mü’minun:97)
“Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden, sabahın Rabbine sığınırım!” (Felak: 1-5)
“Gerek cinlerden ve gerek insanlardan olup, insanların sinelerinde vesvese veren o çok sinsi vesvesecinin (şeytanın) şerrinden; insanların Rabbine, insanların Melikine (Mutlak Sahibine) ve insanların İlahına sığınırım!” (Nas 1-6)
“ALLAHım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım amellerin şerrinden Sana sığınırım!
ALLAH(cc)ım! Kötü ahlâklı olmaktan, fena işler yapmaktan ve yanlış inançlara sapmaktan Sana sığınırım!
ALLAH(cc)ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden Sana sığınırım!
ALLAH(cc)’ım! Acizlik¬ten, tembellikten, korkaklıktan, bunaklık derecesinde yaşlılıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. ALLAH(cc)’ım! Nefsime takvasını ver. Onu temizle. Sen onu temizleyenle¬rin en hayırlısısın. Sen onun velisi ve mevlasısın. ALLAH(cc)’ım! Fayda sağlamayan ilim¬den, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım!
ALLAH(cc)’ım! Ben cehennemin fitnesinden ve cehennemin azabından, kabrin fitnesinden ve kabrin azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fit¬nesinin şerrinden Sana sığınırım. Mesih-i Deccal fitnesinin şerrinden de Sana sığını¬rım!
ALLAH(cc)ım! Açlıktan Sana sığınırım; o insanı avucunun içine alan ne fena bir haldir. Emanete ihânetten de Sana sığınırım; o ne kötü bir huy ve tabiattır!
ALLAH(cc)’ım! İlahi kazanın kötüsünün aleyhimize tecelli etme¬sinden, bedbahtlığa erişmekten, düşmanların başımıza gelecek musibet hu¬susunda sevinmesinden ve belanın çetin olmasından Sana sığınırım!
ALLAH(cc)'ın yarattığı şeylerin şerrinden, O'nun tam olan kelimele¬riyle yine O'na sığınırım!
ALLAH(cc)ım! Peygamberin Muhammed (s.a.v.)’in Senden istediği tüm hayırları ben de Senden istiyorum! Peygamberin Muhammed (s.a.v.) hangi şerlerden Sana sığınmışsa ben de o şerlerden Sana sığınıyorum! Yardım ancak Senden beklenir. İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak Sensin. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak ALLAH(cc)’ın yardımıyla kazanılabilir!” (Buhari-Müslim)
ALLAH(cc)’ım! Her zaman ve mekânda sana sığınanlardan bizleri eyle!
ALLAH(cc)’ım! Şerrin her türlüsünden bizleri muhafaza eyle!
Adem Gönül
O’nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur.
O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.” (Kehf: 27)
Resulullah(s.a.v.)’ın münacaat ve duaları incelendiğinde ‘İSTİAZE’ (ALLAH’a sığınma) ifadelerinin önemli bir yer tuttuğu görülecektir. O, söz ve filleriyle ALLAH(cc)’a iltica etmiş ve O’na sığınmıştır. Resulullah(s.a.v.), yüce ALLAH(cc)’tan “hayırları” dilemekle yetinmemiş, “şerlerden” de sürekli ALLAH(cc)’a sığınmıştır. Bu tutumuyla, Müslüman’ın ALLAH(cc)’ın yardım ve desteği olmadan başarılı olmasının mümkün olamayacağı dersini vermektedir. ALLAH(cc)’ın kudret ve inayetine iltica etmeden şerlerden korunmak mümkün değildir. Bu durum bize, hayatımızda olması gereken bir hasleti hatırlatmakta ve “istiaze” siz geçecek günlerin, bereketsiz olacağına ve ciddi sıkıntıları beraberinde getireceğine işaret etmektedir.
Biz beşer olarak “en mükemmel bir şekilde” yaratılmış olmamıza rağmen birçok zafiyeti de bünyemizde barındırmaktayız. Gelişen olaylar ve meydana gelen hadiselerin, çoğu zaman irademizin dışında geliştiğine hepimiz şahit olmuşuz. Yine “hayırlı” diyebildiğimiz birçok şeyin “gizemli şerleri” barındırdığına daha sonraları tanık olmuşuz. Diğer tarafından “şer” olarak bildiğimiz bazı şeylerin de “gizemli hayırları” barındırdığına defalarca rastlamışız. Bu durum, her şeyin üzerinde kontrolü olan ALLAH(cc)’ın yüce kudretine ve külli iradesine daima sığınmamız gerektiğini bizlere çok açık biçimde hatırlatmaktadır. Özellikle “şer” ekseninin merkezindeki şeytanın kışkırtma ve vesveselerine karşı daima ALLAH(cc)’a sığınmalıyız.
“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen ALLAH(cc)'a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir.” (Fussilet: 36)
Evet, bizler bu konudaki zafiyetimizi idrak etmek ve ALLAH(cc)’ın inayetine mazhar olmak için her zaman O yüce kudrete iltica etmek zorundayız. Nelerin kendi içinde “şerleri” barındırdığını fark edemeyebiliriz. Belki de hakkında çekindiğimiz “Şer” yeni aldığımız araba, yeni başladığımız iş, gideceğimiz yolculuk, aldığımız yeni kararlar ve edindiğimiz mal ve servet içinde barınmaktadır. Bu konuda endişelerimizi gidermenin tek yolu vardır: Benzer durumlarda daima “ALLAH(cc)’a sığınmak…” Zaten dev dalgaları andıran “şerler” karşısında emniyetli bir sığınağa (İlahi rahmete) sığınmaktan başka bir çaremiz yoktur. Yüce Rabbimiz, Kur’an okunurken bile ALLAH(cc)’a sığınmamız gerektiğini bildirmekle “istiaze”nin ne derece gerekli olduğunu beyan etmektedir:
“Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan ALLAH'a sığın!” (Nahl: 98)
Bu ayet, hayatımızda “istiazenin” ne derece yer etmesi gerektiğini çok net biçimde ifade etmektedir. Evet, “istiaze” her Müslüman’ın hayatında mutlaka bulunmalıdır. İstiazesiz bir hayat, ALLAH(cc)’a bağlılıkta büyük bir engeldir. Şeytandan ve şeytani tüm yapılardan korunmanın tek yolu vardır… “ALLAH(cc)’a sığınmak…” ALLAH(cc)’ın kudretine ve rahmetine iltica etmek… ALLAH(cc)’ın desteğine yönelmek… ALLAH(cc)’ın inayeti olmadan başaramayacağımızı ve bela ve sıkıntılardan kurtulamayacağımızı idrak etmek… Hayatı çok yönlü olarak kuşatmış “şerlerden” korunabilmek için ALLAH(cc)’ın rahmet kapısına tutunmak…
ALLAH(cc)’ın kulları, şerlerden ve tehlikelerden korunmak için fiili veya kavli olarak daima ALLAH(cc)’a sığınmalıdırlar. ALLAH(cc)’a istiaze etme anlayışı, hayatımızın her alanında, mutlaka kendini göstermelidir. Gece ve gündüz, sağlık ve hastalık, bolluk ve darlık, zafer ve mağlubiyet gibi her durumda “istiazeyi” asla unutmamalıyız. Hayatımızda olması gereken “istiazeyi”, Kur’andaki ve Resulullah(s.a.v.)’ın sözlerindeki ifadeler ışığında Rabbimize iletmeliyiz:
“Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım!” (Mü’minun:97)
“Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden, sabahın Rabbine sığınırım!” (Felak: 1-5)
“Gerek cinlerden ve gerek insanlardan olup, insanların sinelerinde vesvese veren o çok sinsi vesvesecinin (şeytanın) şerrinden; insanların Rabbine, insanların Melikine (Mutlak Sahibine) ve insanların İlahına sığınırım!” (Nas 1-6)
“ALLAHım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım amellerin şerrinden Sana sığınırım!
ALLAH(cc)ım! Kötü ahlâklı olmaktan, fena işler yapmaktan ve yanlış inançlara sapmaktan Sana sığınırım!
ALLAH(cc)ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden Sana sığınırım!
ALLAH(cc)’ım! Acizlik¬ten, tembellikten, korkaklıktan, bunaklık derecesinde yaşlılıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. ALLAH(cc)’ım! Nefsime takvasını ver. Onu temizle. Sen onu temizleyenle¬rin en hayırlısısın. Sen onun velisi ve mevlasısın. ALLAH(cc)’ım! Fayda sağlamayan ilim¬den, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım!
ALLAH(cc)’ım! Ben cehennemin fitnesinden ve cehennemin azabından, kabrin fitnesinden ve kabrin azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fit¬nesinin şerrinden Sana sığınırım. Mesih-i Deccal fitnesinin şerrinden de Sana sığını¬rım!
ALLAH(cc)ım! Açlıktan Sana sığınırım; o insanı avucunun içine alan ne fena bir haldir. Emanete ihânetten de Sana sığınırım; o ne kötü bir huy ve tabiattır!
ALLAH(cc)’ım! İlahi kazanın kötüsünün aleyhimize tecelli etme¬sinden, bedbahtlığa erişmekten, düşmanların başımıza gelecek musibet hu¬susunda sevinmesinden ve belanın çetin olmasından Sana sığınırım!
ALLAH(cc)'ın yarattığı şeylerin şerrinden, O'nun tam olan kelimele¬riyle yine O'na sığınırım!
ALLAH(cc)ım! Peygamberin Muhammed (s.a.v.)’in Senden istediği tüm hayırları ben de Senden istiyorum! Peygamberin Muhammed (s.a.v.) hangi şerlerden Sana sığınmışsa ben de o şerlerden Sana sığınıyorum! Yardım ancak Senden beklenir. İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak Sensin. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak ALLAH(cc)’ın yardımıyla kazanılabilir!” (Buhari-Müslim)
ALLAH(cc)’ım! Her zaman ve mekânda sana sığınanlardan bizleri eyle!
ALLAH(cc)’ım! Şerrin her türlüsünden bizleri muhafaza eyle!
Adem Gönül
ooo: