--------------------------------------------------------------------------------
Günah isleyince tevbe etmek farzdir. Tevbe eden, hiç günah islememis gibidir. Allahü teâlâ, hadîs-i kudsîde buyuruyor ki:
(Ey insanoglu, günahlariniza tevbe ederek, kendi kendinize ikrâmda bulunun! Sâlih amel isleyerek cihâd edin! Henüz kiyâmet kopmadan kiyâmetin dehsetini düsünüp ona göre hazirlanin! Isittiginiz hâlde, sagirlardan olmayin! Gönlünüze gelen sikinti, mal ve rizkinizdaki eksiklik, mâlâya'nî sözlerden ve zamani iyi degerlendirmemekten ileri gelir. Baskalarinin kusûrlarini gördügü vakit, kendi kusûrunu hâtirlamiyan, seytani sevindirir, Rahmâni gücendirir. Gizli ve açik bütün yaptiklarinizdan sorulacaksiniz. Oruç tutanlara sayisiz ni'metler ihsân ederim. Tevbe edenleri azâbimdan emîn kilarim. Her ni'met bendendir. Bunun için yalniz bana sükredin! Her seyi veren benim. Her seyi benden isteyin! Rahmetimden ümit kesen helâk olur.)
(Ey kullarim, bedenleriniz zayif, yol uzak, yük agir, Sirat incedir. Geminizi yenileyin! Aziginizi bol alin! Yükünüzü azaltin! Hâlis para alin, gittiginiz yerdeki sarraf kalb para almaz.)
(Fakirler benim iyâlimdir, zenginler onlara yardim elini uzatirsa, servetlerini çogaltir, Cennetime koyarim. Cimrilik eder, fakirlere yardim etmezlerse, servetlerini mahveder, kendilerini de Cennetime koymam.)
(Ni'metleri geçici ve hayati sona erecek olan fâni dünyayi nasil seversiniz? Akilsizlar dünyalik ile sevinir. Dünyaya hâris olanlar, ma'rifetten yoksun olur. Benim dostlarim dünya için tasa çekmez. Dünya için üzülen kimsenin gönlünden münâcât zevkini kaldiririm. Benim velîlerim dünya için aslâ üzülmezler.)
Gönlü üzüntülü olani, Belâya sabredeni severim.)
(Âhiret ehli, güler yüzlü, hayâ sâhibi, kötülügü az, iyiligi çok olan, ölçülü konusan, kendi muhâsebesini yapan, kalbi uyanik, muhabbetle beni anip gözleri yasaran, her ni'metin evvelinde besmele ile basliyan, sonunda hamd ve sükür ile bitirenlerdir.)
(Dünya ehli, mali çok olup dünyaya sarilan, öfkesini yenemiyen, aza râzi olmiyan, kötülük ettigi kimseden özür dilemiyen, mazeret kabûl etmiyen, ibâdette tembellik eden, günah islemeye hevesli olan, eceli yaklastigi hâlde uzun emeller pesinde olan, hesâba çekilmeden önce, kendini hesâba çekmiyen, ni'metlere sükretmiyen, belâlara sabretmiyen, herkesi küçük gören, büyügüne saygi, küçügüne sefkat göstermiyen, nefsine uyanlarin indinde akilli, fakat gerçek akillilar yaninda câhil olan kimselerdir.)
(Ey Dâvüd, benim kapimi kim çaldi da ona açmadim? Benden kim birsey istedi de ona vermedim? Bana kim duâ etti de kabûl etmedim? Beni kim andi da ben onu anmadim? Ey Dâvüd, günahkârlara müjde ver, sâlihleri de korkut!)
Dâvüd aleyhisselâm bunu nasil yapacagini suâl edince Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Günahkârlari tevbe ile, benden ümit kesmemekle müjdele! Benden ümit kesmeyip tevbe ederlerse günahlarini affederim. Sâlihleri de ibâdetlerine korkut ki ibâdetlerine aldanmamasinlar!)
Dâvüd aleyhisselâm, ogluna buyurdu ki:
(Oglum sana üç ögüt vereyim!
1- Elde edemedigin seye üzülme, (Kismet böyle imis.) diyerek Allaha tevekkül et!
2- Eline geçene râzi ol! (Kismetim bu imis.) diyerek Allahü teâlânin taksimine razi ol!
3- Elinden çikana ve kaybettigine sabret! (Mukadderat böyle imis.) de!)
Günah isleyince tevbe etmek farzdir. Tevbe eden, hiç günah islememis gibidir. Allahü teâlâ, hadîs-i kudsîde buyuruyor ki:
(Ey insanoglu, günahlariniza tevbe ederek, kendi kendinize ikrâmda bulunun! Sâlih amel isleyerek cihâd edin! Henüz kiyâmet kopmadan kiyâmetin dehsetini düsünüp ona göre hazirlanin! Isittiginiz hâlde, sagirlardan olmayin! Gönlünüze gelen sikinti, mal ve rizkinizdaki eksiklik, mâlâya'nî sözlerden ve zamani iyi degerlendirmemekten ileri gelir. Baskalarinin kusûrlarini gördügü vakit, kendi kusûrunu hâtirlamiyan, seytani sevindirir, Rahmâni gücendirir. Gizli ve açik bütün yaptiklarinizdan sorulacaksiniz. Oruç tutanlara sayisiz ni'metler ihsân ederim. Tevbe edenleri azâbimdan emîn kilarim. Her ni'met bendendir. Bunun için yalniz bana sükredin! Her seyi veren benim. Her seyi benden isteyin! Rahmetimden ümit kesen helâk olur.)
(Ey kullarim, bedenleriniz zayif, yol uzak, yük agir, Sirat incedir. Geminizi yenileyin! Aziginizi bol alin! Yükünüzü azaltin! Hâlis para alin, gittiginiz yerdeki sarraf kalb para almaz.)
(Fakirler benim iyâlimdir, zenginler onlara yardim elini uzatirsa, servetlerini çogaltir, Cennetime koyarim. Cimrilik eder, fakirlere yardim etmezlerse, servetlerini mahveder, kendilerini de Cennetime koymam.)
(Ni'metleri geçici ve hayati sona erecek olan fâni dünyayi nasil seversiniz? Akilsizlar dünyalik ile sevinir. Dünyaya hâris olanlar, ma'rifetten yoksun olur. Benim dostlarim dünya için tasa çekmez. Dünya için üzülen kimsenin gönlünden münâcât zevkini kaldiririm. Benim velîlerim dünya için aslâ üzülmezler.)
Gönlü üzüntülü olani, Belâya sabredeni severim.)
(Âhiret ehli, güler yüzlü, hayâ sâhibi, kötülügü az, iyiligi çok olan, ölçülü konusan, kendi muhâsebesini yapan, kalbi uyanik, muhabbetle beni anip gözleri yasaran, her ni'metin evvelinde besmele ile basliyan, sonunda hamd ve sükür ile bitirenlerdir.)
(Dünya ehli, mali çok olup dünyaya sarilan, öfkesini yenemiyen, aza râzi olmiyan, kötülük ettigi kimseden özür dilemiyen, mazeret kabûl etmiyen, ibâdette tembellik eden, günah islemeye hevesli olan, eceli yaklastigi hâlde uzun emeller pesinde olan, hesâba çekilmeden önce, kendini hesâba çekmiyen, ni'metlere sükretmiyen, belâlara sabretmiyen, herkesi küçük gören, büyügüne saygi, küçügüne sefkat göstermiyen, nefsine uyanlarin indinde akilli, fakat gerçek akillilar yaninda câhil olan kimselerdir.)
(Ey Dâvüd, benim kapimi kim çaldi da ona açmadim? Benden kim birsey istedi de ona vermedim? Bana kim duâ etti de kabûl etmedim? Beni kim andi da ben onu anmadim? Ey Dâvüd, günahkârlara müjde ver, sâlihleri de korkut!)
Dâvüd aleyhisselâm bunu nasil yapacagini suâl edince Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Günahkârlari tevbe ile, benden ümit kesmemekle müjdele! Benden ümit kesmeyip tevbe ederlerse günahlarini affederim. Sâlihleri de ibâdetlerine korkut ki ibâdetlerine aldanmamasinlar!)
Dâvüd aleyhisselâm, ogluna buyurdu ki:
(Oglum sana üç ögüt vereyim!
1- Elde edemedigin seye üzülme, (Kismet böyle imis.) diyerek Allaha tevekkül et!
2- Eline geçene râzi ol! (Kismetim bu imis.) diyerek Allahü teâlânin taksimine razi ol!
3- Elinden çikana ve kaybettigine sabret! (Mukadderat böyle imis.) de!)