- Üyelik Tarihi
- 16 May 2012
- Mesajlar
- 5,191
- Aldığı Beğeniler
- 11,197
- Konum
- Olduğum Yerden
- Takım
- Galatasaray
İçimizdeki İsmail’i Allah için terk edebilmeliyiz Herkesin İsmail’i farklı olur
MÜKREMİN ALBAYRAK
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kurbanın insanın Allah’a bağlılığının bir test edilme yolu olduğuna vurgu yapıyor.
Herkes kendi içindeki İsmail’i terk edebiliyorsa kurbanı anlamış olur.
Kurban, insanın bedeniyle-ruhuyla-malıyla-canıyla yerine getirdiği bir ibadettir.
Namaz bedenin, zekat malın, hac beden ve malın; kurban ise beden, mal ve canın katılımıyla gerçekleşen çok yönlü bir ibadettir.
Bir başka deyişle kurban psikolojik ve sosyal yönü bulunan bir ibadettir.
“Bir canlı kesilip kanı akıtılarak nasıl bir ibadet yapılır?” diyenlerin anlayamadıkları taraf da budur. Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kurbanı iyi anlayabilmek için Hz. İbrahim’in en çok sevdiği oğlu İsmail’i kurban etme kıssasının iyi anlaşılması gerektiğini belirtiyor.
“Hz. İbrahim Allah’a yaklaşmak için en çok sevdiği oğlunu kurban etmek istiyordu. Bunun anlamı Allah’a yaklaşabilmek için yine en çok sevdiğini Allah için terk edebilmektir.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Kurbanı anlayabilmek için bu manayı anlamak gerekir.
Bu mana anlaşılmaz ise herkesin İsmail’i farklı olur.
Onun için içimizdeki İsmail’i bulup onu Allah yolunda terkedebiliyorsak o zaman kurbandaki gerçek manayı bulmuş oluruz.” diyor.
İnsanlık tarihinin başlangıcından beri insanlar bir biçimde hayvanları kesip onlardan yararlanmaktadır.
Bu işi meslek edinenlerin dışında bir hayvanı boğazlamak her insan için kolay iş değildir. Belki de birçok insan Allah’ın emri olmasaydı bu hayvanın kesilmesine rıza göstermeyecekti.
Zaten hiçbir insan da kurban keserken, bir canlıyı boğazlamaktan dolayı zevk içerisinde olmaz.
Prof. Dr. Tarhan, kurbanın insan için Allah’a bağlılığının bir test edilme yolu olduğuna vurgu yapıyor.
Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail’den dolayı imtihan olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, kurban edilmek istenen İsmail’in duruşunu çok önemli buluyor.
Hz. İsmail, babasının kendisini kurban etmek istediğinde, “Şayet beni kurban etmeni Allah istedi ise ben buna itaat ederim.” demesi, bu kadar itaatkar olması insanlığa bir model olarak sunuluyor.
Bu davranışla “benim istediğim kulluk tarzı budur” mesajı veriliyor.
Kurbanın başka bir boyutu da sevgi boyutudur.
Sevgi, hayatı temsil eder. Mesela Hz. İbrahim, rüyasında oğlu İsmail’i kurban ettiğini görür. Ama bu arada çocuğuna karşı yoğun bir sevgisi vardır. Bir tarafta ise Allah’ın emrini yerine getirme gerçeği var.
Bu gerçek için bir iç mücadele veriyor.
Bu iç mücadeleyi herkes yaşayabilmeli.
Bu mücadelede en çok sevdiğini kurban edebilmeyi göze alıyor.
Rüyasında gördüklerinin vahiy olduğundan emin olunca da konuyu oğlu İsmail’e anlatır.
Rüyayı dinleyen oğlu İsmail,
“Babacığım, emrolunduğun şeyi yap.
İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.” der.
Sonunda ikisi de Allah’ın emrine ve takdirine teslim olur. Babası, İsmail’i kurban edeceği sırada Allah’tan ayet gelir ve,
“Ey İbrahim! Gerçekten sen, rüyayı doğruladın.
Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.” buyurulur
. Hz. İbrahim’in kararlılığının Allah’a kurbiyeti gerçekleştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, Hz. İbrahim’in kurbanda bir teslimiyet sınavından geçirildiğini, kurbanın anlamının da teslimiyet sınavı olduğunu belirtiyor.
Psikiyatr Prof. Dr. Tarhan, kurban kesmenin insan psikolojisindeki anlamı ise şöyle değerlendiriyor:
“İnsan hayatında, çekici ve itici dürtü diye isimlendirilen hayatta kalma ve kendini koruma ile ilgili iki iç dürtü vardır.
Çekici dürtü, kendi menfaatine olan şeyleri çekme ile ilgili şehevi enerji denilen dürtüdür.
İtici dürtü ise, insandaki kötü şeyleri kendinden uzaklaştırmak amaçlı saldırganlık dürtüleridir.
Bu iki dürtü artsa da azalsa da mahzurludur, belirli bir düzeyde tutulması gerekir. İnsanın içindeki saldırganlık dürtülerinin kabul edilebilir bir ifade anlamına gelir kurban. Ancak hiç kimsede kurban keserken, başka bir canlının ölümüne sebebiyet vermekten zevk almaması gerekir, nitekim kurban kesen hiçbir kimse yaptığı işten zevk almaz, bilakis üzüntü duyar.”
Ailem zaman