- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Vuslatına varan yollara çıkabilmek için
kör gözlerimi görmediğim gözlerine mıhlayıp
“hicranla yandım” diyebilsem, “yanıyorum” diyebilsem
Şefkatine hasretle büzüşmüş soğuk ellerimde,
tükenmişliğimin delili bir avuç kül olmuş yüreğimi huzuruna getirip
“maşukumdan şikâyet bana yakışmaz,
lâkin işte hicranınla yanan yüreğim senden uzaklığımı,
nakışlığımı anlatıyor” diyebilsem
Hicran bir ateş, vuslat yollarını kapatan
Yaktıkça büyüyen, büyüdükçe yakan Ve hicran,
yanmadan geçilmeyen yolların sadık muhafızı
Vazgeçilmez terbiye
Arzunun büyüklüğü nispetinde ızdırap çekmek
Kavuşmak için iştiyak ateşiyle yanmak
Yandıkça vuslata giden yolda olduğunu anlamak
Ve yakınlaşmak onun kılavuzluğunda Sevgili’ye…
Yakınlaştıkça
“Hicran arefesindeyim,
ama şükür ki, senin yollarındayım,
hayalimi gör” diyebilseydim…
Sen, asırların ulaşamayacağı zamanlarda,
amanın altın diliminde, ben ise sana,
ulaşacak bir buud bulabilme çabasıyla zamanlarını
ümitle çoğaltan garipler ikliminde
Sadece adını yaşamak oysa içimde büyüttüğüm arzu
Adın anılınca yaşaracak bir göz,
burkulacak bir yüreğe sahip olabilmek hicranını yaşayarak
Seninle aydınlanacak rüyalardan uyanınca ağlayabilmek
Bir daha görebilme ümidiyle geceler boyu uykuları kovalayabilmek
Ve seni saklayabilmek, en kalabalık mekânların,
en meşgul zamanların içinde
Yüreğin en ak yerinde hicranın tazeliğini her an yaşayabilmek
Sana hicranım bir duadır hâl lisanıyla
Ama yalvarırken bile riya duvarlarına çarpıp
yere düşen kelimeler dökülür dudaklarımdan
Her gözyaşı ızdırabın tecessüm etmiş şekli diye
utanırım varlık duygusu ve iddiası ile ağlayan gözlerimden
Yine de yazdığım ne varsa seni düşünüp,
duadır kabul edenlerin en merhametlisinin makamına
“Fani olan ne varsa elimin tersiyle itip,
her şeyimi hicran ateşinde yakmaya geldim,
bana bir vuslat ümidi, bana bir parça ikram” diyebilsem
Senin aşkını yaşayanlardan öğrensem gerçek hicranı
kokunu duyabilsem cennet soluklardan
Yönelse ayaklarım arzın en şerefli toprağına
Ve yürüsem yürüsem ayrılığı senin yakınında anlamak için
Sonu vuslat olmayan yolların yorgunluğuyla…
İlk defa riyadan uzak ıslansa yanaklarım
Bedenimi sana yakın kılandan vuslat istesem
Ve tutmasa dizlerim, yığılsam gül kokan topraklarına…
Vuslatını yaşıyorum zannederek türbene bakıp,
“buradasın biliyorum ama, ben burada değilim,
sana gelen yollardan bir hicran namesi yazıyorum” diyebilsem
Kör gözlerimi yeşil kubbene mıhlayıp
“hicranınla yandım” diyebilsem…
“Yanıyorum” diyebilsem…
Şemsi Nur Gök
kör gözlerimi görmediğim gözlerine mıhlayıp
“hicranla yandım” diyebilsem, “yanıyorum” diyebilsem
Şefkatine hasretle büzüşmüş soğuk ellerimde,
tükenmişliğimin delili bir avuç kül olmuş yüreğimi huzuruna getirip
“maşukumdan şikâyet bana yakışmaz,
lâkin işte hicranınla yanan yüreğim senden uzaklığımı,
nakışlığımı anlatıyor” diyebilsem
Hicran bir ateş, vuslat yollarını kapatan
Yaktıkça büyüyen, büyüdükçe yakan Ve hicran,
yanmadan geçilmeyen yolların sadık muhafızı
Vazgeçilmez terbiye
Arzunun büyüklüğü nispetinde ızdırap çekmek
Kavuşmak için iştiyak ateşiyle yanmak
Yandıkça vuslata giden yolda olduğunu anlamak
Ve yakınlaşmak onun kılavuzluğunda Sevgili’ye…
Yakınlaştıkça
“Hicran arefesindeyim,
ama şükür ki, senin yollarındayım,
hayalimi gör” diyebilseydim…
Sen, asırların ulaşamayacağı zamanlarda,
amanın altın diliminde, ben ise sana,
ulaşacak bir buud bulabilme çabasıyla zamanlarını
ümitle çoğaltan garipler ikliminde
Sadece adını yaşamak oysa içimde büyüttüğüm arzu
Adın anılınca yaşaracak bir göz,
burkulacak bir yüreğe sahip olabilmek hicranını yaşayarak
Seninle aydınlanacak rüyalardan uyanınca ağlayabilmek
Bir daha görebilme ümidiyle geceler boyu uykuları kovalayabilmek
Ve seni saklayabilmek, en kalabalık mekânların,
en meşgul zamanların içinde
Yüreğin en ak yerinde hicranın tazeliğini her an yaşayabilmek
Sana hicranım bir duadır hâl lisanıyla
Ama yalvarırken bile riya duvarlarına çarpıp
yere düşen kelimeler dökülür dudaklarımdan
Her gözyaşı ızdırabın tecessüm etmiş şekli diye
utanırım varlık duygusu ve iddiası ile ağlayan gözlerimden
Yine de yazdığım ne varsa seni düşünüp,
duadır kabul edenlerin en merhametlisinin makamına
“Fani olan ne varsa elimin tersiyle itip,
her şeyimi hicran ateşinde yakmaya geldim,
bana bir vuslat ümidi, bana bir parça ikram” diyebilsem
Senin aşkını yaşayanlardan öğrensem gerçek hicranı
kokunu duyabilsem cennet soluklardan
Yönelse ayaklarım arzın en şerefli toprağına
Ve yürüsem yürüsem ayrılığı senin yakınında anlamak için
Sonu vuslat olmayan yolların yorgunluğuyla…
İlk defa riyadan uzak ıslansa yanaklarım
Bedenimi sana yakın kılandan vuslat istesem
Ve tutmasa dizlerim, yığılsam gül kokan topraklarına…
Vuslatını yaşıyorum zannederek türbene bakıp,
“buradasın biliyorum ama, ben burada değilim,
sana gelen yollardan bir hicran namesi yazıyorum” diyebilsem
Kör gözlerimi yeşil kubbene mıhlayıp
“hicranınla yandım” diyebilsem…
“Yanıyorum” diyebilsem…
Şemsi Nur Gök