Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
İstanbul’un her yanı lâlelerle donanmış yine bu bahar… Uykusundan uyanan mahmur tabiatın koynuna düşen bu lâl kadehlerin gözleriyle seyredilmek bahtiyârlığına eren İstanbul için söylenecek söz pek çok mâlum… Nedim tavrıyla kucaklamak gerek İstanbul’u… Tıpkı Sa’dâbâd’ın mermer sütunlu rıhtımından havuza doğru ilerleyen yolda Kantemiroğlu’nun Sâzkâr peşreviyle karşılanan Damat İbrahim Paşa devrinde olduğu gibi… Lâle Devri teşrif eyledi ya İstanbul’a şimdi bütün Yedi Tepe sevenler bunun dikilen üç milyon lâle sebebiyle olduğunu sanacak… Hâlbuki öyle değil… İstanbul’u öyle bir lâle şereflendirdi ki; Devr-i Lâle’nin gelişi bu zât-ı şâhânenin İstanbul havasını solumasıyla birebir ilintilidir. Lâkin bu güzel sırrı ifşâ etmek gerek usulünce… Mor Lâle’nin şarkısını bir bülbüle söyletmek lazım gelince bendeniz şeydâ bülbülden daha gönüllüsü olamaz efendim… Çünkü aşk içre dokunmuş bir kumaştan biçilen ruhumun öbür yarısını âşikâr etmenin imâ sanatının bütün güzelliklerini kullanmakla olacağını göstermek zamanıdır… Uyan ey bahar! Şimdi Mor Lâle için güzelliklere soyunma zamanıdır…

Yerebatan Sarnıcı’ndan yükselen rutubet kokusuyla başı dönen çınarların altında başlayıp Galata Köprüsünün üzgün bakışları arasında nihayet bulan bir hikâyedir anlatacaklarım… Zamanın yenik düştüğü ve dahi mekânın vuslat ânı şerefine gökyüzüyle gülüştüğü bir demdir bu dem… Bir Havva bir Adem… Fıtrat üzere oyalanmış bir çevrenin boncukları gibi ışıldayan yıldızların altında bütün uzakların yakın olduğu bir dem! Vuslatın derin manası üzerine kafa yoran nice âşık beyhude yere yüklenmiş akıl mülküne… Gönül ehli pirlerin tarifi ve kılavuzluğuyla aşk mevzu… Erişilmesi en kolay lâkin en zor yer… Pirlerin yol gösterdiği gibi aşk bu “Ne akılla olur ne de akılsız!” Akıl almaz demekle de aklın alamayacağı bir hakikatti yudumladıklarım… Şahidim Ayasofya’nın mahzun ve bir o kadar mağrur kuzeybatı minâresidir. Şimdi bana bu satırları yazdıran firâk okuyla kanamakta olan gönül yâresidir. Yâr… Varlığımın mânâsı ve cümle derdimin çâresidir.

Gece… İstanbul’u ışıkların çığlığına boğulmuş bir halde kollarına alırken kollarımda tâkâtsiz bir gül açıldı âheste… Dilimde ezelde ezberime yerleştirilmiş bir yanık beste âsude bir iklimin okşayışıyla tütsü misâli yükselirken arşa perdelerin marifetiyle bölünmüş hayaller üzre hakikat kondu pencereme… Yahya Kemal’in söyleyişiyle titreyen bu şehrin farkına varamadığı bir vuslatın serencâmı tutunuverdi hilâlin eteklerine Sarayburnu açıklarında… Gülhane sırtlarında dinlediğim kumruların sesiyle çınlayan yüreğimde İstanbul uyanır her gece! Her gece aynı mukaddes işkence… Bu mukaddes işkencenin eseri bir nidânın musikisinde kıpırdanan bir çağrı ömrümün şiir sarnıcında şöyle aşikâr olmuştu o vakitler:
Kırılsa kalemim ağlasa yazım;

Umrunda değil midir çeşm-i nâzım ?

Hicrâna revâ mı sen dolu gönül ?
Firâkın eceldir vuslatın ödül…

Kıydığın hislerin vebâli nedir ?
Bir düşün… Haykırışım kalbinedir…

Zamana yazılmış tebessüm sensin
Çehremde saadet olup esensin…

Âh ne hâle düştü gönül perişan !
Varlığın eylerken kaderi zî-şân…

Yokluğun olmasın beni bölüşen;
Eyleyen sensin bu bağda gülü şen…!

Hak’tan seni diler herdem âvâzım !
Hak’ka râm olmaz mısın çeşm-i nâzım ?
Sana ermek için ölmek mi lâzım ?

Dîl şarkısını kalem sazına emreden bir iktidar gibi aşk… O’nu yitirmenin elemiyle O’na ermek emeli arasında kurulmuş bir azap köprüsünden yazmak; uçurumların kenarında beklemek avuntulara sabır üstüne sabır eklemek güç mesele! Mazi hâl ve istikbâl üçlemesinin gölgesine oturup göz göz yara olmuş gönlün âkıbetine bakınca XVIII. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının en büyük şairi olan Molla Penah Vâgif’in şu beyti dile dolaşmasında ne yapsın ey rindân!

“Her kimin cânânı kim bir ehl-i ürfan olmaya
Şâh-i âlem olsa onda râhet-i cân olmaya.”(*)
Göç vaktinin yaklaşıp hayat adlı kısa yolculuğun bir başka aziz yolculuk bahanesiyle kesileceği noktaya sürüklenirken zaman hicrânın hicretlerle şifâ bulduğunu salık veren gönüllere o demler inanamadığım için kızgınım öylesine… Beyhude…

Kader beşgenlerinin kesişme noktalarında hüzünler kanat çırparken sükutu öğrenmek ânı geldi çattı. Duydun mu İstanbul? Dün gece bir şair müsveddesinin hayal kalyonu Sarayburnu açıklarında battı…

GÜÇER KAFA
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Hak’tan seni diler herdem âvâzım !
Hak’ka râm olmaz mısın çeşm-i nâzım ?
Sana ermek için ölmek mi lâzım ?

Yüreğinize sağlık Geceler kardeşim.Paylaşımınız için gönülden teşekkürler..
 
Üst Alt