- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
HIRSIZIN ELİ KESİLİR Mİ?
maalesef günümüzde ehil olan da olmayan da İslâm'ın hükümleri hakkında yorum yapabilmektedir. Hassaten "cahil cesur olur" sözü muktezasında cahil kimseler bu işe daha ziyade cesaret etmektedirler. İslâm'da hırsızlığın cezası şu âyeti kerime? ile belirlenmiştir. "Erkek hırsızla kadın hırsızın, işledikleri hırsızlığa karşılık Allah'tan (insanlara) ibret verici bir ukubet olmak üzere ellerini kesin." (Maide, 38) Buradaki ellerden kasıt sağ elin kesilmesidir.(1) Ancak yapılan hırsızlıktan dolayı kişinin elini kesmek o kadar da kolay değildir. Bunun için birçok şartlar mevcuttur ve bu şartlar vuku bulmadan kişinin elinin kesilmesi mümkün değildir. Bu şartları şöylece sıralayabiliriz.
Mükellef olmak
Çocuğun, delinin veya cinnet geçirmiş kimsenin hırsızlık yapması, hırsızlık cezasını gerektirmez. Yalnız çaldıkları mal kendilerinden geri alınır.(2) Cezanın tahakkuku için erkek olmak, hürriyet ve Müslüman olmak şart değildir. Dolayısıyla hırsızlık yapan kişi kadın, köle, cariye veya gayrimüslim olsa da ceza uygulanır.(3)
Çalınan malın nisab miktarına ulaşması
Hırsızlığın cezasının tatbiki için çalınan malın en az on dirhem gümüş veya bir dinar altın değerinde olması şarttır.(4) Zira Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz "El kesme cezası ancak bir dinarda veya on dirhemde olur." buyurmuşlardır.(5) Hz. Ömer devrinde elbise çalan bir adam getirildi. Suç sabit olduğu için Hz. Ömer elinin kesilmesini emretti. Hz. Osman ise itiraz ederek şöyle dedi:
"Onun çaldığı mal on dirhem değerinde değildir". Bunun üzerine bilirkişi tayin edildi. Bilirkişi çalınan eşyanın değerinin sekiz dirhem olduğunu açıklayınca Hz. Ömer cezanın tatbikatından vazgeçti. (10 dirhemin bugünkü değeri iki koyun parasıdır.)
Çalınan mal Mütekavvim (mübah ve kıymetli) olmalıdır
İslâm dininin, yenilmesini, içilmesini ve alışverişini haram kıldığı mallara "Gayri mütekavvim" mallar denir. Bunların İslâm nazarında kıymeti yoktur. Meselâ, şarap, domuz eti ve çalgı âletleri. Kâfirler indinde değeri ne olursa olsun, İslâm dininin haram kıldığı mallar, kıymetli değildir. Bu malları çalanların elleri kesilmez.(6) Ayrıca saklanması mümkün olmayan, çabuk bozulan ve çürüyen malları çalan kimselerin de elleri kesilmez; zira Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, "Ağaçta bulunan yaş meyve ve hurma göbeği için el kesme cezası yoktur." buyurmuştur.(7) Ağaçtaki meyve, süt, et, karpuz ve çürüyen (uzun süre saklanamayan) sebzelerde el kesme cezası tatbik edilmez. (8)
Çalınan malda mülkiyet şüphesi olmamalıdır
Hırsızlık cezası mal emniyetini sağlamak hususunda Allahu Teâlâ'nın hakkı olmak üzere farz kılınmıştır. Dolayısıyla bir kimsenin kendi malını çalması hırsızlık olmaz. Meselâ, bir baba, oğlunun malını gizli bir yerden ve izni olmadan çalsa, bu sebeple eli kesilmez. Zira "Babam benim iznim olmadan malımı alıyor." şeklinde şikayette bulunan sahâbîye hitaben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, "Sen ve malın babanındır."(9) buyurmuştur. Dolayısıyla çocuğunun malını çalan babaya hırsızlık cezası uygulanmaz.
Hırsızlığın gizlice yapılmasıdır
Hırsızlığın rüknü gizlice almaktır. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz "Aşikare (açıkça), zorla alan, aşikâre kapıp süratle kaçan ve emanetindeki malı çalan kimsenin üzerine el kesme yoktur."(10) buyurmuşlardır. Zira bu fiillerde esas olan "Gasb" ve "emanete hiyanettir"; bu suçların cezası, müctehitlerin ittifakıyla tazirdir, el kesme değildir.(11)
Malın, korunmuş yerden ve gizlice alınması
Sahibinin muhafaza etmek lüzum hissetmediği bir malın değerli olmadığı malûmdur. Hanefî fukahası şöyle demiştir:
"Malın korunması iki noktada toplanabilir: Bizzat korunan yerdir ki, içinde eşya saklamak maksadıyla hazırlanıp, izinsiz girilmesi yasak olan evler, çadırlar, kasalar ve sandıklar gibi&
"Başkası sebebiyle korunan yerdir ki, esasen eşya saklamak için hazırlanmamış ve izinsiz girilmesi yasak olmayıp ancak içerisine konacak malların yanında muhafız (bekçi) bulunan mescidler, sahralar ve yollar gibi. Dolayısıyla "bizzat korunan yer"lerden gizlice alınan mallar sebebiyle hırsızlığın cezası uygulanır. Ancak sahibinin izniyle "bizzat korunan yere" giren kimse hırsızlık yaparsa, hırsızlık cezası uygulanmaz. Meselâ; misafirin hırsızlık yapması gibi. Başkasının sebebiyle korunan yerden muhafız yokken çalınan mal, korunmuş mal hükmünde değildir, ancak muhafız varken çalınırsa, hırsızlık teşekkül eder ve hırsızlık cezası uygulanır.(12)
Kur'anı Kerim'de "Size gerek kendi evlerinizden, gerek babalarınızın evlerinden, gerek annelerinizin evlerinden, gerek kardeşlerinizin evlerinden, gerek kız kardeşlerinizin evlerinden, gerek amcalarınızın evlerinden, gerek halalarınızın evlerinden, gerek dayılarınızın evlerinden, gerek teyzelerinizin evlerinden, gerek (başkalarının olup da) anahtarlarına mâlik bulunduğunuz evlerden veyahut da sadık dostlarınızın evlerinden dolayı bir günah yoktur" (Nur, 61) buyurmuştur. Dolayısıyla bir kimse nikâhı kendisine haram olan kan hısımlarından mal çalsa, eli kesilmez; çünkü bunlar birbirlerinin evlerine izinsiz olarak girerler.
Öyle ise, evleri birbirlerine nispetle korunmuş ve muhafazalı değildir. Korunmuş ve muhafazalı olmayınca, hırsızlık fiili, hâlis suç durumunda değildir.(13) Elbette akrabanın malını çalmanın haramlığı bâkîdir; ancak hırsızlık cezası tatbik edilmez.
Bir adam hırsızlık niyetiyle bir başkasının evine girse, eşyalarını toplasa; fakat dışarı çıkmadan yakalansa, eli kesilmez; çünkü suçu bütün unsurlarıyla teşekkül etmemiştir. Ancak evin masuniyetini ihlâl ettiği için tazir cezası uygulanır.(14)
maalesef günümüzde ehil olan da olmayan da İslâm'ın hükümleri hakkında yorum yapabilmektedir. Hassaten "cahil cesur olur" sözü muktezasında cahil kimseler bu işe daha ziyade cesaret etmektedirler. İslâm'da hırsızlığın cezası şu âyeti kerime? ile belirlenmiştir. "Erkek hırsızla kadın hırsızın, işledikleri hırsızlığa karşılık Allah'tan (insanlara) ibret verici bir ukubet olmak üzere ellerini kesin." (Maide, 38) Buradaki ellerden kasıt sağ elin kesilmesidir.(1) Ancak yapılan hırsızlıktan dolayı kişinin elini kesmek o kadar da kolay değildir. Bunun için birçok şartlar mevcuttur ve bu şartlar vuku bulmadan kişinin elinin kesilmesi mümkün değildir. Bu şartları şöylece sıralayabiliriz.
Mükellef olmak
Çocuğun, delinin veya cinnet geçirmiş kimsenin hırsızlık yapması, hırsızlık cezasını gerektirmez. Yalnız çaldıkları mal kendilerinden geri alınır.(2) Cezanın tahakkuku için erkek olmak, hürriyet ve Müslüman olmak şart değildir. Dolayısıyla hırsızlık yapan kişi kadın, köle, cariye veya gayrimüslim olsa da ceza uygulanır.(3)
Çalınan malın nisab miktarına ulaşması
Hırsızlığın cezasının tatbiki için çalınan malın en az on dirhem gümüş veya bir dinar altın değerinde olması şarttır.(4) Zira Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz "El kesme cezası ancak bir dinarda veya on dirhemde olur." buyurmuşlardır.(5) Hz. Ömer devrinde elbise çalan bir adam getirildi. Suç sabit olduğu için Hz. Ömer elinin kesilmesini emretti. Hz. Osman ise itiraz ederek şöyle dedi:
"Onun çaldığı mal on dirhem değerinde değildir". Bunun üzerine bilirkişi tayin edildi. Bilirkişi çalınan eşyanın değerinin sekiz dirhem olduğunu açıklayınca Hz. Ömer cezanın tatbikatından vazgeçti. (10 dirhemin bugünkü değeri iki koyun parasıdır.)
Çalınan mal Mütekavvim (mübah ve kıymetli) olmalıdır
İslâm dininin, yenilmesini, içilmesini ve alışverişini haram kıldığı mallara "Gayri mütekavvim" mallar denir. Bunların İslâm nazarında kıymeti yoktur. Meselâ, şarap, domuz eti ve çalgı âletleri. Kâfirler indinde değeri ne olursa olsun, İslâm dininin haram kıldığı mallar, kıymetli değildir. Bu malları çalanların elleri kesilmez.(6) Ayrıca saklanması mümkün olmayan, çabuk bozulan ve çürüyen malları çalan kimselerin de elleri kesilmez; zira Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, "Ağaçta bulunan yaş meyve ve hurma göbeği için el kesme cezası yoktur." buyurmuştur.(7) Ağaçtaki meyve, süt, et, karpuz ve çürüyen (uzun süre saklanamayan) sebzelerde el kesme cezası tatbik edilmez. (8)
Çalınan malda mülkiyet şüphesi olmamalıdır
Hırsızlık cezası mal emniyetini sağlamak hususunda Allahu Teâlâ'nın hakkı olmak üzere farz kılınmıştır. Dolayısıyla bir kimsenin kendi malını çalması hırsızlık olmaz. Meselâ, bir baba, oğlunun malını gizli bir yerden ve izni olmadan çalsa, bu sebeple eli kesilmez. Zira "Babam benim iznim olmadan malımı alıyor." şeklinde şikayette bulunan sahâbîye hitaben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, "Sen ve malın babanındır."(9) buyurmuştur. Dolayısıyla çocuğunun malını çalan babaya hırsızlık cezası uygulanmaz.
Hırsızlığın gizlice yapılmasıdır
Hırsızlığın rüknü gizlice almaktır. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz "Aşikare (açıkça), zorla alan, aşikâre kapıp süratle kaçan ve emanetindeki malı çalan kimsenin üzerine el kesme yoktur."(10) buyurmuşlardır. Zira bu fiillerde esas olan "Gasb" ve "emanete hiyanettir"; bu suçların cezası, müctehitlerin ittifakıyla tazirdir, el kesme değildir.(11)
Malın, korunmuş yerden ve gizlice alınması
Sahibinin muhafaza etmek lüzum hissetmediği bir malın değerli olmadığı malûmdur. Hanefî fukahası şöyle demiştir:
"Malın korunması iki noktada toplanabilir: Bizzat korunan yerdir ki, içinde eşya saklamak maksadıyla hazırlanıp, izinsiz girilmesi yasak olan evler, çadırlar, kasalar ve sandıklar gibi&
"Başkası sebebiyle korunan yerdir ki, esasen eşya saklamak için hazırlanmamış ve izinsiz girilmesi yasak olmayıp ancak içerisine konacak malların yanında muhafız (bekçi) bulunan mescidler, sahralar ve yollar gibi. Dolayısıyla "bizzat korunan yer"lerden gizlice alınan mallar sebebiyle hırsızlığın cezası uygulanır. Ancak sahibinin izniyle "bizzat korunan yere" giren kimse hırsızlık yaparsa, hırsızlık cezası uygulanmaz. Meselâ; misafirin hırsızlık yapması gibi. Başkasının sebebiyle korunan yerden muhafız yokken çalınan mal, korunmuş mal hükmünde değildir, ancak muhafız varken çalınırsa, hırsızlık teşekkül eder ve hırsızlık cezası uygulanır.(12)
Kur'anı Kerim'de "Size gerek kendi evlerinizden, gerek babalarınızın evlerinden, gerek annelerinizin evlerinden, gerek kardeşlerinizin evlerinden, gerek kız kardeşlerinizin evlerinden, gerek amcalarınızın evlerinden, gerek halalarınızın evlerinden, gerek dayılarınızın evlerinden, gerek teyzelerinizin evlerinden, gerek (başkalarının olup da) anahtarlarına mâlik bulunduğunuz evlerden veyahut da sadık dostlarınızın evlerinden dolayı bir günah yoktur" (Nur, 61) buyurmuştur. Dolayısıyla bir kimse nikâhı kendisine haram olan kan hısımlarından mal çalsa, eli kesilmez; çünkü bunlar birbirlerinin evlerine izinsiz olarak girerler.
Öyle ise, evleri birbirlerine nispetle korunmuş ve muhafazalı değildir. Korunmuş ve muhafazalı olmayınca, hırsızlık fiili, hâlis suç durumunda değildir.(13) Elbette akrabanın malını çalmanın haramlığı bâkîdir; ancak hırsızlık cezası tatbik edilmez.
Bir adam hırsızlık niyetiyle bir başkasının evine girse, eşyalarını toplasa; fakat dışarı çıkmadan yakalansa, eli kesilmez; çünkü suçu bütün unsurlarıyla teşekkül etmemiştir. Ancak evin masuniyetini ihlâl ettiği için tazir cezası uygulanır.(14)