- Üyelik Tarihi
- 23 Eyl 2010
- Mesajlar
- 199
- Aldığı Beğeniler
- 3
- Takım
- Galatasaray
Toplumdaki bozulmanın durması için,hizmete önce ailemizden başlamalıyız.
İnsanı insan yapan sahip olduğu değerlerdir,edebidir.
Ve toplumun en değerli birimi ailedir.Vucutta hücre ne kadar önemliyse bir toplumda da aile o kadar önemlidir.
Toplumda huzurun olması,toplumun yaşanabilir olması için ailenin öncelikle huzurlu dinine bağlı manevi değerlere önem veren milli bilince sahip çıkan kişilerden oluşmuş olması gerekir.
Aile yapısı bozulan bir toplumda yıkılma süreci başlamış demektir.Ve buna bağlı olarak da din olmadan,insanı insan yapan değerlerden toplum mahrum kalır.Dinimiz zaten Yaratıcımız tarfından bizleri doğruya güzele,edebe çekmek için gönderilmiştir.
Bugün eğer toplumda bir bozulma gençlikte bir bozulma varsa -ki var- aile kavramı ailede edep,saygı,sevgi manevi değerler bozulduğundan dolayıdır.
Bu nedenle hizmete önce ailemizden,anne ve babamızdan , komşularımızdan başlamalı en güzel şekilde islami bir örnek teşkil etmeliyiz.Bunun için de önce kendimizi geliştirmeliyiz.Çünkü ebeveynler olarak vatana millete faydalı,Allah'a hayırlı kul olacak gençler yetiştirmek üzerimize farzdır.İlerki nesillerin İslam'ı yaşaması buna bağlıdır.
On iki yaşında tahta oturup 21 yaşında İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet -ki bugün 21 yaşındaki gençlerimizin hal ve hareketlerini gördükçe içimiz parçalanıyor- vasiyetnamesinden bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim onun ince edep ve düşünce tarzı beni çok etkiledi.
"Ben ki,İstanbul'u fetheden aciz bir kul olan Fatih Sultan Mehmet,bizzat alın teri ile kazanmış olduğum parayla satın aldığım,İstanbul'un Taşlık bölgesinde bulunan,sınırları belli 136 adet dükkanımı,aşağıdaki şartlar çerçevesinde vakf-ı sahih eyledim.Şöyle ki:
Bu gayrimenkullerimden elde edilecek gelirlerle İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin ettim.Bunlar,ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu kömür külü olduğu halde günün muayyen saatlerinde sokaklarda gezecekler!Yere tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökecekler.Bu işi yapacak olanlar günlük yirmi akçe alacaklar!''
İşte geçmişimizdeki nesiller böyleydi.Ya biz?
Hepimiz yaşanacak güzel ortamlar isteriz değil mi?Ama bu ortamın kendiliğinden oluşmasını beklemek yanlış ve yersiz olur.
Bugün toplumumuzdaki bozulma apaçık ortada.Ve hepimiz de bundan şikâyetçiyiz.Dinimiz yaşanmadığı sürece bunun önüne geçemeyiz.Herkes elinden ne geliyorsa İslam adına hizmette bulunmalı,aksi halde toplumdaki bozulma ve yozlaşmanın bir sorumlusu da biz oluruz.
Selam ve dua ile..!
Araştırma/Gökkuşağı
İnsanı insan yapan sahip olduğu değerlerdir,edebidir.
Ve toplumun en değerli birimi ailedir.Vucutta hücre ne kadar önemliyse bir toplumda da aile o kadar önemlidir.
Toplumda huzurun olması,toplumun yaşanabilir olması için ailenin öncelikle huzurlu dinine bağlı manevi değerlere önem veren milli bilince sahip çıkan kişilerden oluşmuş olması gerekir.
Aile yapısı bozulan bir toplumda yıkılma süreci başlamış demektir.Ve buna bağlı olarak da din olmadan,insanı insan yapan değerlerden toplum mahrum kalır.Dinimiz zaten Yaratıcımız tarfından bizleri doğruya güzele,edebe çekmek için gönderilmiştir.
Bugün eğer toplumda bir bozulma gençlikte bir bozulma varsa -ki var- aile kavramı ailede edep,saygı,sevgi manevi değerler bozulduğundan dolayıdır.
Bu nedenle hizmete önce ailemizden,anne ve babamızdan , komşularımızdan başlamalı en güzel şekilde islami bir örnek teşkil etmeliyiz.Bunun için de önce kendimizi geliştirmeliyiz.Çünkü ebeveynler olarak vatana millete faydalı,Allah'a hayırlı kul olacak gençler yetiştirmek üzerimize farzdır.İlerki nesillerin İslam'ı yaşaması buna bağlıdır.
On iki yaşında tahta oturup 21 yaşında İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet -ki bugün 21 yaşındaki gençlerimizin hal ve hareketlerini gördükçe içimiz parçalanıyor- vasiyetnamesinden bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim onun ince edep ve düşünce tarzı beni çok etkiledi.
"Ben ki,İstanbul'u fetheden aciz bir kul olan Fatih Sultan Mehmet,bizzat alın teri ile kazanmış olduğum parayla satın aldığım,İstanbul'un Taşlık bölgesinde bulunan,sınırları belli 136 adet dükkanımı,aşağıdaki şartlar çerçevesinde vakf-ı sahih eyledim.Şöyle ki:
Bu gayrimenkullerimden elde edilecek gelirlerle İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin ettim.Bunlar,ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu kömür külü olduğu halde günün muayyen saatlerinde sokaklarda gezecekler!Yere tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökecekler.Bu işi yapacak olanlar günlük yirmi akçe alacaklar!''
İşte geçmişimizdeki nesiller böyleydi.Ya biz?
Hepimiz yaşanacak güzel ortamlar isteriz değil mi?Ama bu ortamın kendiliğinden oluşmasını beklemek yanlış ve yersiz olur.
Bugün toplumumuzdaki bozulma apaçık ortada.Ve hepimiz de bundan şikâyetçiyiz.Dinimiz yaşanmadığı sürece bunun önüne geçemeyiz.Herkes elinden ne geliyorsa İslam adına hizmette bulunmalı,aksi halde toplumdaki bozulma ve yozlaşmanın bir sorumlusu da biz oluruz.
Selam ve dua ile..!
Araştırma/Gökkuşağı