Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
En mükemmel varlık olarak yaratılan, âlemlerin rabbine kulluk için seçilen, dahası yeryüzüne Onun halifesi olarak gönderilen insan, hiç şüphesiz başıboş değildir. Büyük vazifeler ve önemli hizmetler için var edilmiştir. İslâm, bütün bu hakikatleri açıklayan ve bunlara göre bir hayat programı sunan yegâne dindir.

Rabbi ile irtibatını sağlam tutmaya çalışan, Onun dinini hayatının merkezine koyan bir mümin, bu yaratılış gayesini bilen ve kendisini ona göre ayarlayan kişidir. Zerreden küreye kadar bütün mevcudat nasıl boyun eğiyorsa, o da rabbine boyun eğmiştir, Ona teslim olmuştur. Zaten İslâm kelimesinin bir anlamı da budur. Kalbi, kendisinden beklenen ilâhî vazifelere hassas ve açıktır. 0nun için hayat, doğum ve ölüm bir zaman diliminden ibaret değil, ebediyetin tarlasıdır. Burada yaptığı her şeyin toprağa atılan tohum mesabesinde olduğunun farkındadır. Âhiret ise hasadını devşireceği yerdir.

Bu açıdan bakıldığında denilebilir ki, müminin hayatı hizmetten ibarettir. Mümin, evvelâ güzel kullukla, taat ve ibadetlerle kendi ebedî hayatına hizmet eder.

O gün insanlar, yaptıklarının karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük dönecekler. Kim zerre kadar iyilik yaparsa onun mükâfatını görecek. Ve kim zerre kadar kötülük yaparsa, o da onun karşılığını görecek ilâhî fermanı gereği, âhiret yurdunda iyilik ve güzelliklere erişmek için çabalar. Onun çizdiği emir ve yasaklar dairesini, yani Allahın sınırlarını gözetir. Bütün bunları yaparken amellerine güvenmek yerine, yüce rabbinin rızasını, rahmet ve şefkatini kazanmayı amaçlar.

İnanan insan kendi istikbaline hizmet ederken, diğer insanları da unutmaz. Uzlete çekilip toplumdan uzaklaşmak yerine insanlarla kaynaşır. Hak ve hakikat adına onlara da güzellikler sunmak için uğraşır. En yakınlarından başlayarak yaşantı ve sözleriyle doğru yolu tanıtır. Bu, peygamberlerin yolu ve ahlâkıdır. Tarih boyunca ve bugün müslümanların yolunu aydınlatan kâmil mürşidler de aynı prensiple hareket etmişlerdir.

Aslında bir müminin bizatihi varlığı hizmet anlamına gelmelidir. Güzel ve ölçülü hal ve hareketiyle, dürüstlüğü ve mertliği ile, hoş sohbeti ve güler yüzüyle iyi ki o var dedirten, kalpleri Hakka ve hayra ısındıran insan olmalıdır. İnsanlarla ilişkilerde özensizlik, sözünde durmazlık, ihmalkârlık, kabalık ve sertlik gibi haller, bir müslümanın sadece kendi istikbalini zora sokmakla kalmaz, başkalarının da İslâmla aralarına perde çeker.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır buyuruyor. Kitab-ı Mübînimizin birçok âyet-i kerimesinde de, insanlara faydalı hizmetlerde bulunmak önemli bir emir ve tavsiye olarak yer alır. Anne babanın, evlâtların, gerekli hallerde akrabaların ve diğer bütün insanların ihtiyaçlarını karşılayarak hizmette bulunmak, farzdan müstehaba kadar dinî hükümler taşır.

Dinimizin tarif ettiği hizmet vazifesini yerine getirmek için mutlaka maddî zenginlik gerekmiyor. Günümüzde düşülen yaygın yanlışın aksine, her insanın kendi haline göre yapabileceği bir hizmet mutlaka vardır. Güler yüzden çocuk terbiyesine, muhtaç birinin ihtiyacını gidermekten güzel komşuluğa kadar geniş bir alan, hizmet çerçevesinin içine girer. Hal ve imkâna göre bu çerçevenin bir yerinde mutlaka yer almak gerekir. Özellikle hayır amaçlı organizasyonlara katkıda bulunarak küçük imkânların büyük hizmetlere vesile olmasını sağlamak, bugün için büyük önem
arzeder.

Burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Maddî imkânları ile veya bilgisi, becerisiyle insanlara hizmet etme fırsatı bahşedilen herkes, nefsinin ve şeytanın tuzaklarına dikkat etmek zorundadır. Gurur, kibir ve üstünlük taslama yerine, kendisine bu fırsatı bahşeden Cenâb-ı Rabbül-âlemine şükretmeli ve düşebileceği hatalar için de istiğfarda bulunmalıdır. Ancak bu şekilde o kişinin hizmeti hezimete dönüşmekten kurtulmuş olur.

Büyük velî Hâce Ubeydullah Ahrâr (k.s) buyuruyor ki: Ben bu yolu tasavvuf kitaplarından değil, halka hizmetten elde ettim. Hayır umduğum herkese hizmet ederim. Demek ki hizmet, insanın yaratılış gayesini yerine getirmenin yanında, mânevî kemâlâtı elde etmenin de önemli bir yoludur.


S.Saki Haşimi
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun..Çok iyi bi konuya deginmişsin
 
Üst Alt