- Üyelik Tarihi
- 15 May 2009
- Mesajlar
- 38
- Aldığı Beğeniler
- 0
- Takım
- Galatasaray
Hurma Ağacı
Uluçınar Köyünden 3 dönümlük bir bahçe satın almaya karar
verdim.
Iki odalı kerpiç bir bağ evinin olduğu bu bahçenin her yanı
çim, çiçek ve meyve ağaçları ile doluydu. Kiraz, dut, şeftali, erik. Menekşeler,
güller, kasımpatıları...
Evi satan kişiyle tüm bahçeyi dolaştık bir süre. DSI sulama
kanallarına
bağlı arklarının olduğunu, yüksek gerilim hattından da kaçak
elektrik aldıklarını
anlattı.
Birden "ne alaka" dedirtecek bir ağaç gördüm. Hurma ağacı. Bu
yörede
hurma yetişmez ki. Marmara Bölgesinde ne işi var bunun?
Satıcı gülümsedi. Acı bir gülümseyişti bu.
"Yıllar önceydi" diye başladı anlatmaya.
"Hastalandım.Yataklara düştüm.Hastaneye kaldırmışlar beni.
Ölmek
üzereyim. Sanırım ciğerimde kocaman bir yara. Doktorlar ümidi
kesmiş.
Sevdiğim bir kız var. Bir gün çıkmış gelmiş hastaneye. Nasıl
sormuş,
nasıl bulmuş. Konuştuk saatlerce. Ağlaştık. "Seni ölene dek
beklerim"dedi.
Sonra tam ayrılık zamanı cebinden bir hurma çekirdeği çıkardı
verdi. "Bereket
versin diye hep yanımda taşırım bu çekirdeği, senin olsun"
dedi. "Baktıkça beni
an, seni beklediğimi bil ve tez iyileş."
O küçük çekirdek, hayata uzanan bir köprü oldu bana. Pijamamın
cebinde
sakladım aylarca. Kimse bilmedi. Avucuma aldım. Ellerime değen
kestane renkli
saçları oldu. Baktım. Zeytin gözlerini gördüm.
Mucize de sen. İyileştim. Ölümü beklerken taburcu oldum. Bu
bahçeye
geldim. Hurma çekirdeğini bahçeye diktim. Yöresi değildi.
Mevsimi değildi.
Ama diktim. Tuttu. Filiz oldu. Fidan oldu. Ağaç oldu."
Sustu.
Çekinerek sordum. "Ya sevdiğin kız?"
Gözlerindeki parlaklık yaş olup yanaklarına süzülürken, "o bir
hurma ağacı gibi dayanıklı değildi"dedi.
"Gelin oldu. Elin oldu."
Uluçınar Köyünden 3 dönümlük bir bahçe satın almaya karar
verdim.
Iki odalı kerpiç bir bağ evinin olduğu bu bahçenin her yanı
çim, çiçek ve meyve ağaçları ile doluydu. Kiraz, dut, şeftali, erik. Menekşeler,
güller, kasımpatıları...
Evi satan kişiyle tüm bahçeyi dolaştık bir süre. DSI sulama
kanallarına
bağlı arklarının olduğunu, yüksek gerilim hattından da kaçak
elektrik aldıklarını
anlattı.
Birden "ne alaka" dedirtecek bir ağaç gördüm. Hurma ağacı. Bu
yörede
hurma yetişmez ki. Marmara Bölgesinde ne işi var bunun?
Satıcı gülümsedi. Acı bir gülümseyişti bu.
"Yıllar önceydi" diye başladı anlatmaya.
"Hastalandım.Yataklara düştüm.Hastaneye kaldırmışlar beni.
Ölmek
üzereyim. Sanırım ciğerimde kocaman bir yara. Doktorlar ümidi
kesmiş.
Sevdiğim bir kız var. Bir gün çıkmış gelmiş hastaneye. Nasıl
sormuş,
nasıl bulmuş. Konuştuk saatlerce. Ağlaştık. "Seni ölene dek
beklerim"dedi.
Sonra tam ayrılık zamanı cebinden bir hurma çekirdeği çıkardı
verdi. "Bereket
versin diye hep yanımda taşırım bu çekirdeği, senin olsun"
dedi. "Baktıkça beni
an, seni beklediğimi bil ve tez iyileş."
O küçük çekirdek, hayata uzanan bir köprü oldu bana. Pijamamın
cebinde
sakladım aylarca. Kimse bilmedi. Avucuma aldım. Ellerime değen
kestane renkli
saçları oldu. Baktım. Zeytin gözlerini gördüm.
Mucize de sen. İyileştim. Ölümü beklerken taburcu oldum. Bu
bahçeye
geldim. Hurma çekirdeğini bahçeye diktim. Yöresi değildi.
Mevsimi değildi.
Ama diktim. Tuttu. Filiz oldu. Fidan oldu. Ağaç oldu."
Sustu.
Çekinerek sordum. "Ya sevdiğin kız?"
Gözlerindeki parlaklık yaş olup yanaklarına süzülürken, "o bir
hurma ağacı gibi dayanıklı değildi"dedi.
"Gelin oldu. Elin oldu."