- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Hüseyin'in Anası
Yıl 1915, ya murlu ve serin bir sonbahar gecesi... Çanakkale Savaşı kazanılmış fakat milletin harim-i ismetine el uzatmak isteyen bakışı bulanmış yedi düvelle karşı harp bütün şiddetiyle devam etmektedir.
Bir zamanlar yedi iklime dal budak salarak Devlet-i ebed müddet namıyla buyruk yürüten Osmanlının kök şehri bu defa başka bir faaliyete sahne olmaktadır.
Bıyıkları yeni terlemiş ya ız delikanlılar istasyonda vagonlara doluşarak yurdunu alçaklara çi netmemek için frenk işgalcileri ile yaka paça olma azırlı ındadırlar.
Trenin kalkışı için kampana çalışmış, istasyon hareketlenmiştir. Bu arada sık sık çakan şimşekler, istasyonun bir köşesinde dimdik ayakta duran yaşlı bir Türk anasının abideleşmiş siluetini nazara vermektedir. Ya mura ve so u a aldırış etmeden orada bir sutun gibi bekleyen bu kadının hali kumandan Abdulkadir Bey'in dikkatini ve hürmetini celbeder. Bir koşu yanına kadar gidip bir iste inin olup olmadı ını sorunca ihtiyar kadın, bir tekmil verme edası içinde Sö ütün Akgünlü köyünden Mehmet o lu Hüseyin in annesi oldu unu ve aslanını selametlemeye geldi ini söyler.
Kumandan, yüzünde sanki asırların çilesi bulunan bu mubarek ananın duasını alabilmek için Hüseyin'ine haber yollatır. ça ırıldı ını ö renen genç delikanlı hemen se irterek anasının haritalaşmış mubarek ellerine sarılır.
Çileli ana ci erparesini parçalarcasına ba rına son bir kez daha basıp koklar ve ardından tarihin durup dinledi i şu sözleri söyler:
Hüseyinim yi it o lum benim... Dayın Şipka'da, baban Dimetoka'da, a alarını sekiz ay evvel Çanakkale'de şehit düştüler. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, camilerin kandili sönecekse sütüm sana haram olsun, öl de köye dönme!. Yolun Şibka'ya u rarsa dayının ruhuna fatiha okumayı unutma. Haydi o ul Allah yolunu açık etsin
Bu sözler, bir Türk anasının hayatta kalan son evledına nasihatleridir.
Komutan, Bu şuur abidesi kadının sözleri karşısında donakalır. Gayr-i ihtiyari sorar: Demek sizin ailenin erkekleri hep şehit oldular öyle mi?
Başımıza taç yapaca ımız ihtiyar ananın şu cevabı ise komutan Abdülkadir Beyin iliklerine işleyecek kadar ibretlidir:
Yalnız bizim ailenin de il o ul, bizim köyün mezarlı ına elli yıldır delikanlı gömülmedi. Vatan sa olsun da, Hepimiz ölelim ne çıkar?...
Yıl 1915, ya murlu ve serin bir sonbahar gecesi... Çanakkale Savaşı kazanılmış fakat milletin harim-i ismetine el uzatmak isteyen bakışı bulanmış yedi düvelle karşı harp bütün şiddetiyle devam etmektedir.
Bir zamanlar yedi iklime dal budak salarak Devlet-i ebed müddet namıyla buyruk yürüten Osmanlının kök şehri bu defa başka bir faaliyete sahne olmaktadır.
Bıyıkları yeni terlemiş ya ız delikanlılar istasyonda vagonlara doluşarak yurdunu alçaklara çi netmemek için frenk işgalcileri ile yaka paça olma azırlı ındadırlar.
Trenin kalkışı için kampana çalışmış, istasyon hareketlenmiştir. Bu arada sık sık çakan şimşekler, istasyonun bir köşesinde dimdik ayakta duran yaşlı bir Türk anasının abideleşmiş siluetini nazara vermektedir. Ya mura ve so u a aldırış etmeden orada bir sutun gibi bekleyen bu kadının hali kumandan Abdulkadir Bey'in dikkatini ve hürmetini celbeder. Bir koşu yanına kadar gidip bir iste inin olup olmadı ını sorunca ihtiyar kadın, bir tekmil verme edası içinde Sö ütün Akgünlü köyünden Mehmet o lu Hüseyin in annesi oldu unu ve aslanını selametlemeye geldi ini söyler.
Kumandan, yüzünde sanki asırların çilesi bulunan bu mubarek ananın duasını alabilmek için Hüseyin'ine haber yollatır. ça ırıldı ını ö renen genç delikanlı hemen se irterek anasının haritalaşmış mubarek ellerine sarılır.
Çileli ana ci erparesini parçalarcasına ba rına son bir kez daha basıp koklar ve ardından tarihin durup dinledi i şu sözleri söyler:
Hüseyinim yi it o lum benim... Dayın Şipka'da, baban Dimetoka'da, a alarını sekiz ay evvel Çanakkale'de şehit düştüler. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, camilerin kandili sönecekse sütüm sana haram olsun, öl de köye dönme!. Yolun Şibka'ya u rarsa dayının ruhuna fatiha okumayı unutma. Haydi o ul Allah yolunu açık etsin
Bu sözler, bir Türk anasının hayatta kalan son evledına nasihatleridir.
Komutan, Bu şuur abidesi kadının sözleri karşısında donakalır. Gayr-i ihtiyari sorar: Demek sizin ailenin erkekleri hep şehit oldular öyle mi?
Başımıza taç yapaca ımız ihtiyar ananın şu cevabı ise komutan Abdülkadir Beyin iliklerine işleyecek kadar ibretlidir:
Yalnız bizim ailenin de il o ul, bizim köyün mezarlı ına elli yıldır delikanlı gömülmedi. Vatan sa olsun da, Hepimiz ölelim ne çıkar?...