Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ey imân edenler, zannın bir çoğundan kaçının, çünkü zannın bir kısmı günahtır…” (Hucurât, 12)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Hüsn-i zan, ibadetin (kulluğun) güzelliğindendir.” (Ebû Dâvud, Edeb, 28; Ahmed b. Hanbel, II, 297, 304)
Peygamber Efendimiz (sav), bir keresinde Mâlik bin Dühşum isimli bir şahıs aleyhinde konuşan bir grup ashâbına şu tepkide bulunmuştur:
“-Bu adam Allah’tan başka ilah olmadığına, benim Allah’ın Resûlü olduğuma şahâdet etmiyor mu?”
Onlar:
“-O, bunu kalbinde olmadığı halde söylüyor” dediler.
Rasûlullah (sav) ise:
“-Allah’tan başka ilah olmadığına, benim peygamber olduğuma şehâdet eden hiçbir kimse cehennem ateşine girmez” buyurmuş, (Müslim, Îmân, 54) böylece imân ettiğini söyleyen kimselerin gönül dünyaları hakkında ön yargılı davranarak sû-i zan beslemenin uygun olmadığını belirtmiştir. (Efendimizden Ahlâk Ölçüleri, Erkam Yay.)
“Ey imân edenler, zannın bir çoğundan kaçının, çünkü zannın bir kısmı günahtır…” (Hucurât, 12)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Hüsn-i zan, ibadetin (kulluğun) güzelliğindendir.” (Ebû Dâvud, Edeb, 28; Ahmed b. Hanbel, II, 297, 304)
Peygamber Efendimiz (sav), bir keresinde Mâlik bin Dühşum isimli bir şahıs aleyhinde konuşan bir grup ashâbına şu tepkide bulunmuştur:
“-Bu adam Allah’tan başka ilah olmadığına, benim Allah’ın Resûlü olduğuma şahâdet etmiyor mu?”
Onlar:
“-O, bunu kalbinde olmadığı halde söylüyor” dediler.
Rasûlullah (sav) ise:
“-Allah’tan başka ilah olmadığına, benim peygamber olduğuma şehâdet eden hiçbir kimse cehennem ateşine girmez” buyurmuş, (Müslim, Îmân, 54) böylece imân ettiğini söyleyen kimselerin gönül dünyaları hakkında ön yargılı davranarak sû-i zan beslemenin uygun olmadığını belirtmiştir. (Efendimizden Ahlâk Ölçüleri, Erkam Yay.)