Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

S&S 15

EHLİ HİZMET
 
Üyelik Tarihi
23 Nis 2009
Mesajlar
803
Aldığı Beğeniler
4
Konum
İstanbul-Başakşehir
Takım
Fenerbahçe
HUŞU DUYUYOR MUYUZ ?


"Kur‘ân-ı Kerim‘de şöyle buyurulmuştur:
“Namazlarında huşu‘ duyan müminler iflah olmuşlardır.“ (İflâh oldukları
söylenen müminlerin vasıfları şöyle devam eder: “Onlar eğlence türü boş
şeylerden yüz çevirirler. Zekât verme vazifesini yerine getirirler.
Onlar, cinsiyet organlarını haramlara karşı korurlar...
Onlar, emanetlere ve verdikleri sözlere riâyet ederler. Onlar
namazlarına devam ederler. Bunlar Firdevs cennetine vâris olurlar ve
orada ebediyyen yaşarlar.“ Müminûn, 1-11)


Bil ki, bu âyette iflah olmanın şartı olarak zikredilen huşu‘,
bazı âlimlere göre, namaz kılarken korku ve haşyet duymak gibi kalbe
âit hâllerdir. Bazı âlimlere göre ise, hareketsiz durmak, kendisiyle
oynamamak, baş ve bakışıyla Kıbleden başka tarafa dönmemek gibi vücuda
yönelik fiillerdir. Ancak huşu‘un aslı bunlardan hangisi olursa olsun,
diğeri de onunla beraberdir. Onun için ALLAH Resulü aleyhissala-tu
vesselam, bir adamın namaz içinde sakalıyla oynadığını görünce şöyle
buyurmuştur:

“Bu adamın kalbi huşu‘ duysaydı, eli de huşu‘ duyardı.“


Husu3.jpg


HUŞU DUYUYOR MUYUZ?
Namaz kılarken huşu‘ duymanın farz veya fazilet olduğu konusunda da iki
görüş vardır. Huşu‘un farz olduğunu söyleyen âlimler, “Beni anmak için namaz kıl.“ (Tâhâ,
14) âyetiyle, “Kişiye kıldığı namazdan ancak anladığı ve duyduğu kadar
sevap vardır.“ hadisine dayanmışlardır. Çünkü huşu‘, namaz kılarken
ALLAH teâlâ‘yı anmak, namaz kıldığını düşünmek ve namazın mânası olan
ALLAH teâlâ‘ya itaati duymak demektir.

Bir âyette de, aynı anlamda olmak üzere, “Sakın, gafillerden olma!“ (A‘râf, 205) denilmiştir.

Ebû Hüreyre radıyALLAHu anh şunu söylemiştir:

“ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam, önceleri namaz kılarken
ara sıra başını kaldırıp gök tarafına bakardı. Huşu‘ emreden âyetler
geldikten sonra bunu terk etti ve başını hafifçe eğip secde yerine
baktı.“

Hasan Basrî, ALLAH Resûlü‘nun şu hadisini rivayet etti:

“Günde beş vakit namaz, evinizin önünde akıp geçen gür bir
nehir gibidir. Bu nehirde günde beş defa yıkanırsanız, vücudunuzda kir
kalır mı? Beş vakit namaz da kalplerinizi böyle temizler.“ Ondan sonra da şu yorumu ekledi:

“Kalpleri nehir suyu gibi temizleyen namaz, huşu‘ ve huzur duyarak kılınan namazdır.“

ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur:

“Namazı ilk vaktinde kılan, rükû, sücud ve huşu‘unu tam yapan
bir kimsenin namazı kristal gibi aydınlık ve parlak bir şekilde göğe
çıkar ve çıkarken sahibine, “Sen beni gözettin, ALLAH da seni
gözetsin.“ diye dua eder. Onu vaktinde kılmayan, rükû, sücud ve
huşu‘unu eksik yapan bir kimsenin namazı ise kömür gibi siyah bir hâlde
çıkar ve çıkarken sahibine, “Sen beni zayi ettin; ALLAH da seni zayi
etsin.“ diye beddua eder. Bu namaza göğün kapısı açılmaz ve o tekrar
geri döner.“ (Bir rivayette de “Bu namaz, eski bir paçavra gibi sahibinin yüzüne vurulur.“ denilmiştir.)

ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur:

“Kim dünyaya âit her hangi bir şeyi aklına getirmeksizin iki
rekât namaz kılarsa, ALLAH teâlâ onun geçmiş günahlarını affeder.“ (Âlimler
demişlerdir ki, bu gibi hadislerle bildirilen af, kul hakkı ve büyük
günahları kapsamaz. Hadis-i şerifler de bunları hariç tutmuşlardır.)

Şu bilinmelidir ki, namazın farz kılınması, hac ve umrenin emredilmesi
ve diğer ibadetlerin önerilmesi ALLAH teâlâ‘yı anıp hatırlamak,

O‘nun azamet, büyüklük ve yakınlığını hissetmek içindir. Gaye ve maksat
olan bu husus gerçekleştirilmezse, içi boşalan ibadetlerin mâna ve
kıymeti kalmaz.

ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur:

“Kişinin namazı onu günahlardan ve çirkin işlerden
uzaklaştırmazsa, bu namaz onu ALLAH teâlâ‘ya yaklaştırmaz, O‘ndan
uzaklaştırır.“

Kur‘ân-ı Kerim‘de şöyle buyurulmuştur:

“Namaz sahibini fuhuş ve kötü işlerden uzaklaştırır.“ (Ankebût,
45) Bu âyete göre, sahibini fuhuş ve çirkin işlerden uzaklaştırmayan
namaz, görünüşte namaz da olsa, hakikatte farz kılınıp emredilen ve çok
sevap taşıyan namaz değildir.

ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur:

“ALLAH teâlâ, kişinin kalbini de vücuduyla birlikte hazır bulundurmadığı namaza değer vermez ve ona bakmaz.“

Meşâyihten bir zat şöyle demiştir:

“Namaz kılarken aklı ve kalbini yanında tutmayan bir kimsenin; namazı içi boş bir namazdır.“

Âişe radıyALLAHu anha şunu söylemiştir:

“ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam, normal zamanlarda bizimle
konuşur, biz de onunla konuşurduk. Fakat namaz vakti girince değişirdi
ve o zaman öyle davranırdı ki, sanki ne biz onu tanımışız, ne de o bizi
tanımıştır.“ (İbadette ciddiyet bunu gerektirir.)

Ebûbekir ibni Abdullah şöyle demiştir:

“Namaz kılmak, arada vasıta bulunmadan doğrudan doğruya âlemin
büyük padişahı ile konuşmaktır. Namaz kılmanın bu olduğunu bilenler,
kaçınılmaz bir şekilde huşu‘ duyarlar ve duydukları huşu‘ onlarda
sararma, titreme ve ağlama gibi hâller meydana getirir.“

Said et-Tunuhî, namaz kıldığı zaman, gözlerinden yaş eksilmezdi.

Hz. Ömer (Bir rivayette de Hz. Ali) radıyALLAHu anh, namaz vakti geldiğinde sararır, titrer ve şöyle derdi:

“Emâneti yerine getirmenin zamanı geldi. Bu emanet göklere,
yere ve dağlara teklif edilmiş, onlar korkup kabul etmekten imtina
etmişler. Biz ise onu kabul etmişiz.“ (Bu söze göre emanet, ALLAH teâlâ‘ya ibadet etmektir. İbadetin en büyüğü de namazdır.)

Ali ibni Hüseyin (Zeynülâbidin, Hz. Ali‘nin torunu) namaz
kılmak için abdest aldığı zaman yüzünün rengi uçar ve sararırdı. Neden
bu hâle girdiği sorulursa da şöyle derdi:

“Kimin önüne çıkmaya hazırlandığımı bilir misiniz?“ Namaz
kılarken, kimin önüne çıktığını bilenler, namaz içinde iken bu dünyadan
ve hatta kendi vücutlarından bütünüyle kopar ve bunlara karşı duyarsız
hâle gelirler.

Halef ibni Eyyub namaz kılarken, iri bir arı gelip yanağını
soktu ve onu mosmor hâle getirdi. Fakat kendisi buna karşı hiç bir
tepki göstermedi. Namazdan sonra ona olup biteni söylediler. Kendisi ne
arıyı gördüğünü, ne de onun sokmasını hissettiğini söyledi. Ancak ondan
sonra ağrıyı hissetmeye başladı.

Önde gelen zâhid ve âbidlerden olan Ömer ibni Zerr‘in bir kolu kangren
olmuştu. Doktorlar onun kesilmesi gerektiğini söylediler. Kendisi:

- Kesin öyleyse, dedi. Onlar:

- Tepinmemen için, keserken seni iplerle bağlayacağız, dediler. Ömer:

- Buna lüzum yoktur. Ben namaza girince hiçbir şey hissetmem. Onun için, ben namaza gireyim, siz de kolumu kesin, dedi. Onlar da öyle yaptılar ve onun namaz içinde hiçbir tepki göstermediğini gördüler.

Hâtem el-Asamm şunu söylemiştir:

“Namaz vakti girince kalkıp iyice abdest alır, ondan sonra
biraz oturup fikrimi toplamaya çalışırım.(Abdest aldıktan sonra
uzuvlardaki ıslaklık kurumadan önce iki rekât namaz kılmak sünnettir.)
Bunu gerçekleştirince kalkıp namaza dururum. Namaz süresi boyunca da
Kabe‘yi önümde, Sırat köprüsünü ayaklarımın altında, cenneti sağ
yanında, cehennemi solunda, ölüm meleğini arkamda hisseder ve namazı
son namazımı kılar gibi kılarım. Korku ve ümit içinde olurum. Fatiha ve
zamm-i sureyi acele etmeden okurum. Tevazu ile rukûa gider, huşu‘ ile
secde ederim. İhlâsı önemle korurum. Ve bütün bunlara rağmen, kıldığım
namazın ALLAH teâlâ‘nın emrettiği namaz olduğunu söyleyemem.“

ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam, ashabına:

- Size en kötü hırsızın kim olduğunu söyleyeyim mi? Dedi. Onlar:

- O kimdir, ya Resûlellah? dediler. ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam:

- O, namazdan çalandır, dedi. Onlar:

- Bu nasıl olur? dediler. ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam:

- Namaz kılarken rükû ve secdesini tam yapmaz, dedi.

ALLAH Resulü aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet gününde kula en evvel sorulan amel namazdır. O namazı tam kılmışsa, ALLAH, onun kalan hesabını kolaylaştırır.“



Kalplerin Keşfi
İmam-ı Gazali
 

semerkand

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Tem 2008
Mesajlar
4,468
Aldığı Beğeniler
40
Konum
Başakşehir-istanbul
Takım
Diğer
Rabbim bizleri Tevazu ile rukûa dikkat eden.huşu içinde hakkıyla namaz eda eden kullarından eylesin..inşAllah..

Allah cc razı olsun sofim.. ömrüne bereket.. tek kelimeye harikaydı..
 
Üst Alt