Gönüller aşka hasret bırakılırken
Sevda güllerine diken batırılırken
Umut güneşi gözlerde batarken
Ne getirir ne götürür bilinmez suskun diyar yolcusu
Görülmez ve bilinmez yerlerin yurdunda
Aşka susayan susuzların yudumunda
Çölde yanarak koşanların adımında
Ne getirir ne götürür bilinmez suskun diyar yolcusu
Dalda yaprak misali bir rüzgâra bakar hayat
Bilinmez mevsimlerde yaşanır ölüme vuslat
Gözyaşlarında sözün saklıdır, özünde ise biat
Ne getirir ne götürür bilinmez suskun diyar yolcusu
Hani geceye vurur ya ufuktan bir ışık
Kapatır gözlerini dalar deryaya âşık
Gönlü suskun kalır, kelimeler karışık
Ne getirir ne götürür bilinmez suskun diyar yolcusu
Ebedi susanların şehrini dinlediniz mi hiç
Aşkla yanmış gönüllerde inlediniz mi hiç
Acılara gülümseyip ağlamayı sevdiniz mi hiç
Ne ölür ne yaşar bilinmez suskun diyar yolcusu
Ömrün son deminde kalan insan misali,
Son nefese muhtacım
Ben sussam da işte önümde hayali,
Yalnızlığa hasret, ateşe ihtiyacım
Hani yaşanmamış zamanların hikâyesi yazılır ya
Siması bilinmez isimler kazınır gönüllere
Sevda olunup göklerde, yağmurla inilir ya
Ateşi sönmez kıvılcımlar düşer alevlere
Şimdi bu hikâyenin bilinmeziyim,
Çığlığımın sessizliğindeyim
Sorma neciyim ben Ya da, Nasıl yaşıyorum
Tutmuşum bir yol, Suskunluğa gidiyorum
İsteme duyulmamı Ya da Konuşmamı
Unutma, ben hayatın görülmez yurduyum
Hatırla, ben suskun diyar yolcusuyum...
-alıntı-