Adının yangınında titriyor, suskunluğum…
Yükü ağır bir sessizliğin kuşatmasına vuruyor gölgeler.
Ben susayım
Ama sen dinleme!
Çünkü bitmiyor, bu düşperest gölge oyunları
Hep solumdan yazıyor yazıcılar, vebalimin günahkâr çığlığını…
Yıldızların ucundan sarkarken hüzünler,
Bileti yokluğuna kesilmiş bir yolculuğa düşüyor kalbim…
Uykusuzluğun bağrında büyüyen kahrım
Cam kırığı bir iç yolculuğun göğsünde kanıyor.
Göğün perçemine tutunan eşkıya yüreğim
Son bir gülümsemeyle bakıyor aşka, çöllere düşmek için.
Kalbimin girdabında, varoşlar
Arabesk bir hüznün tınısında
Kendi çaresizliğinden kanatsız yarınlar doğururken
Ateşe veriyorlar, dudağımda son tebessümü kalmış en güzel yıllarımı…
Yalnızlığın koynunda kimsesizliğim, geceye hüzün satıyor.
Islak bir firara meylediyor bakışlarım, susuyorum…