saklı zamanların büyüsü bozuluyor ansızın
yüreğimin yangınlarıyla aydınlanıyor bu gece şehir
dumanları karışıyor gökyüzüne bulut bulut
tetikte duruyor acının kokusunu almış karanlığın sırtlanları
bir pençede avuçlarına düşecek kan revan umutlarım....
uçurum oluyor kum saati vakitler
saplanıyor bilinçsiz bir vurgunla gözlerin aklıma
üşüyen ellerimden tutuyor sımsıkı yalnızlık
zoraki bir tebessüm yakalamaya çalışıyorum yıldızlardan
hepsini yan yana dizip
sana benzetmeye çalışma inadında gözlerim
kendimin kavgasında hem mağlup hem galibim....
Bir adım atsam
duvarları yıksam
serseri yalnızlıklara yıkılsam
hani diyorum
uçarı bir düş kursam
hiç bir düşe sığmasam....
Kelimeler sıyrılırken manâlarından
renkleri elime dolasam
rüzgarın uğultusuna bir ezgi saklasam
bir adım atıp
Kaybolsam gecede.....
Çok geç artık şafaklara yeni resimler çizmek için
belkide çoktan sustu içindeki sesim
kanadı kırıldı tüm mutluluk kuşlarının
heryer karanlık, heryer kıyasıya dipsiz uçurum
vazgeç gönül vazgeç, hazana düşer hep bundan böyle yolun......
Artık yağmurlarıyla değil
gözyaşlarımla ıslanan bir şehir
sunuyorum sana....
yüreğimize sığmayan yolculuklara çıktık
belki de bundandı kalışlarımız hep yarı yolda
dilimin ucuna gelip hatırlayamadığım
kelimem olsaydın ya....