bilir misin can, gözlerimin derinliğinde saklıdır,
derûmda giz-lediğim âlem;
bir bahr-i cân!
ey benim bahr-i cânım,
semâna bahar mı geldi;
damlalarına cemre mi düştü?
yoksa durgun musun, hazânın geçti diye mi bu halin?
sen seversin hüznü;
bir sevgili onu giyinip yâre yürüdü diye,
nebînin sünneti diye
sen seversin hüznü,
kışta ona bürünüp ısınırsın diye;
yakıştırırsın kendine
ey benim bahr-i cânım,
adını koyamam lügatçemde;
bahrim desem derinliğinde kayboluyorum;
bahrimde beni varmak dilediğim yere ulaştıran
gemim desem bazen su alıyorsun,
batmandan korkuyorum.
tûfanı bekler gibiyim şimdilerde içimin inşasıyla oyalanırım;
sabr-ı nûh dilerim yârdan, içimin inşası için.
içimin inşası; bahrimin cana erme çabasıdır.
mutlak gayeye ermek içindir.
ey benim bahr-i cânım,
can kabım, cânan burakım,
zamanı ardına koyup geçebilsen ötelere
bir ferahlık yaşayacaksın aktığın yönde;
durgun sular bulanır imiş ya,
durmak yakışmaz sana
her sevda fırtına gibi eser semanda,
sevmenin zorluğuyla duaya dokunur yine dilin.
her sevda biraz yakın kılar yâre seni;
adımlarsın ufku.
sevda diyorum bahr-i cânım, sonra da susuyorum
dinliyorum sesini, dalgalanıyorsun;
biraz hırçınca, biraz çılgınca
ama sessiz bir çığlık kadar içten, lâl gibi.
sevda diyorum, yârin nakşını görebilmek adına sarfettiğim
gayrete bu adı veriyorum;
bunu bir yaşam tarzı biliyorum, ibadet sayıyorum.
ey benim bahr-i cânım,
ey benim âyine-i cânım,
içim(d)e nazar kılıp seyreylerim kendimi, aradığımı;
sırrın dökülmesin diye niyaz kılarım.
sûretime bakarım sende nakkaşı görebilirim,
sîretin ilminden nasiplenirim diye.
sırrının ötesine geçebilirim diye.
gölgelerin zahirdeki aksini görüp,
gölgenin renginde siyahtan öte renkleri görebileyim diye
arzı bir bütün olarak seveyim diye
ey benim bahr-i cânım,
bağrındaki mercanlar hatrına derûnuna dalar vurgun yiyen âşıklar.
bağrındaki kıymetler kıyameti olur âşıkların;
ama aşkın kıyameti kopmaz bu alemde,
şikayet bilmezler inciye erenler, erme yolunda gidenler.
kıymetin farkında olanlar,
hiç şikayet eder mi kıyametten.
vurgunu kıyamet mi bilirler mi hiç,
kıymetin bedeli sayarlar.
ey benim bahr-i cânım,
martılar kadar yakın olmak dilerim bazen derinliğine;
vurgun yiyeyim razıyım
yeter ki bahset bağrındakilerden;
anlayayım lisanından
Sare Nokta...