Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
Edebiyat

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Bir mısra daha söylesek sanki herşey düzelecek..

Cemal Süreya...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Nerede bi yalnızlık görsem, ucundan alırım bi parça,
sahibine ağır gelmesin diye...

Ceyhun Yılmaz...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Rabbim, içimde koşmaktan yoruldum..

Cengizhan Konuş...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
En çok, susan acıların dehşeti dökülür gözlere..
Susmak bazen, bazen işte..

İbrahim Tenekeci...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Dedim yaz kalem. Dedi bir aşkın yusufuyum;
züleyha bilmem.

Tohumun toprağı yardığı yerde
Güneşin geceye değdiği yerde
Ruhumun ruhuna erdiği yerde
Aşkın elifini yaz sen kalemim

Olmaya derman yok dediğinde mi?
Solacak çiçeğin pür renginde mi?
Aydınlık ağarıp öldüğünde mi?
Aldırma kalbime, yaz sen kalemim

Aşkın kaderine mağlup iken can
Kalbimde uyuyup yüzümde uyan
Sır ile yıkanıp duaya dayan
Hece hece çözül ak sen kalemim

Takvimler dökülüp zaman silinsin
Perdeler kalksın ki cevher bilinsin
Nuh’u seven nun’sun; Muhammedîsin
Aşkın secdesine eğil kalemim

Kalmadı içimde vakt-i zahir’in
Önceye evvelsiz, nerede ahirin?
Aşk bir umman ise katre şairin
Boğul damla damla yan sen kalemim

Hicap al gülse aşk bembeyazdır
Aşığa sitemi sevdiren nazdır
Kalbin miratıysa nalân niyazdır
Çilehanelerde ağla kalemim

Aşkın pazarına Yusuf da düştü
Züleyha’yı eğen yusufî düştü
Ölüm bu hikâyede güzel gülüştü
Cim’e esre, aşka nokta: Sen kalemim

Susarım elbette dilim yetmezse
Aşkın ettiğini canan etmezse
Zülfün dua olsa hemen bitmezse
Amini düşürme söz ol kalemim

Cengizhan Konuş...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
I

Hüzünden şirazesi

Çığırır aheste aheste acının notalarını

Yakılırken sürgünün uzamında

“hu” çeker zan altında dertlerin nağmeleri

Mütebessim gözlerde belirir

Gök kubbenin nedâmeti

Savurarak kırıntılarını ölümün

Yoklayarak kalbini

Ve de susarak

İçini çeker nihan yaşlar…


Şimşeklerin susuşuna inat

Pencerede ağlamaktadır Arap kızı

Heyhat! Çiğ taneleri kıyamda

Yağmur yağmayınca demlenir hazan demleri

Namluda derviş zikrinin rayihası

Tüter nâmütenâhîye uçurtmaların yazgısı

Müneccimlere sormak boşunadır

Uçurtmaların tılsımındadır aşk…

II

Sükût kapımızda bekler

Tufanlara başkaldıran bir sessizlik

Piramitlerin zirvelerinde büyüsüne kapılır yıldızlar ayın

Maviye özlemin alazlandığı kadar yüksekten uçar uçurtmalar

Üryan gözlerin izbe bakışlarında

Lime lime edilmiş körpecik umutlar var…


Müsveddesinde sonsuzluğa özlem

Matarasında zemzem

Hasret bağlamış göğsünde

Çöl sıcaklığı derecesinde aşk

Özgürlüğün enkazında tutsaktır

Gardiyanını seçerken başlar kölelik…


Dolaşır dilinde şehla türküler

Ölümlü dudaklarında ısırır hayatı

Ten kafesinden kanat çırparken asumanlara

Başlar mezarlıkta muhabbet halkaları

Kaldırılmalı gülistandaki darağaçları

Yakılmalı uçurtmaları engelleyen çarmıhlar

Bıraksak düşecek aldatılmış düşler

Dik durmalı oysa

Ufuklar uzak değil ki…

III

Kum saatine sığdırılmış Leyla

Kirliyim yağmur yağmadıkça

Nezih ruhumla

Makberimi hazırlamalıyım mazgallardan

Yağmurun yağmasını engelleyen ne varsa savaşmalıyım...


Yunus Emre Tozal...
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
Yaşlanmaya Başladın...
Uzakta Olan Ölümün Nefesi Ensende...
Aslında Hep Yanı Başında Olduğunu Görüyorsun Artık...
İlkbahar... Yaz... Sonbahar Çabuk Geçti...
Ömrün Kışa Geldi...

Gözlerini Açarsın... Zaman Yerli Yerinde...
Geçmiş Günler Terk Eder Düşlerini...
Bu Geçmişe Yolculuktan Sonra Bir Keşke Daha Dökülür Dilinden...
Keşke Kıymetini Bilseydim Kaybedeceğimi Düşündüklerimin...

O Sonsuz Sandığın Ömrün Bir 'Keşke'ye Sığdı İşte...


alıntı
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
Duyguların saklanınca ruhunun en kuytu yerine,
Salınıp gezer bakışların yabancı bir şehre düşmüş güvercin gibi.
Hayat ağacının dalları konamayacak kadar yabancı gelir,
Yaprakları kovalar gibi...
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
Ebedi âşığın dönüşünü bekler
Yalan yeminlerin tanığı çiçekler
Artık olmayacak baharlar içinde.
Ey, ömrün en güzel türküsü aldanış!
Aldan, geçmiş olsa bile ümitsiz kış;
Her garipsi ayak izi kar içinde
Dönmeyen âşığın serptiği çiçekler...


Ahmet Muhip DRANAS
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Hezim-

Derdin devası olmayan zamanın çaresiz avuntusuydu aşk.
Ademden kalan bir günahın sorgusuz meyvesi belkide…

Rüyanın aslını yazdım, istersen uykumu kundakla.
Bugüne dek yazılmayan değil bunlar.
Vahdetten kesrete huzuruna ilk çıkışı değil harflerin yazıcının elinde…

Kuyuların berisinde şahitken ihanete,
Züleyha bildiler de adımı,
açık artırmalara çıkardılar cürmümü.
Lahitlere gömdüler bedenimi savunmamı yakarak.

-ki suretim toprağın kokusunu taşıyor hala,
ellerim hevesinde yangınının-

Vicdanlarının sesini kısarak kulaklarında boğdular feryadımı.
Döküldü alnımdan kor halinde aşk!

İsim haktı, yüzünün soluksuz geçtiği kader kitabının sayfalarında sökülen harflerin dikiğiydi kalbim.
Sağır rüzgâr saçlarımı dağıttı döşüne.
Dillerine ezberlettikleri sözleri yüzüme vurdular,
‘’adın Züleyha senin.
İnkara düşme.
Yeltenme kendinsizliğe.
Gömlek sende, kan sende.

Söyle Yusuf nerede?
Rüyanın rüyasını göremeyen Yusuf diye bilinmiş,
hiç kimse bilmesede.
Böyle uyandım düşümün sancısından derviş.
Saçlarımda ölümle çekişen yalnızlığımı kucaklayıp soğumaya bıraktım acımı.
Dağılmış yanlarımın üstüne kapatırken tüm kapıları,
bu düş nereden kaçtı?
Ruhum aşarken eşikleri başkaları da gördü mü düşümü?
Bilemedin,
bu uygunsuz ağlayış düşün düşe acımasıydı.
Bıçağın gömlekte kana bulanmasına aldırma.
Gözlerin bıçak sırtı uykusuzluk nasılsa.

Oysa ben susarak biriktirdiğim acılarımın çarmıhında yanmıştım aşk adına.
Şimdi ölüme susadıkça yavaşlıyor zaman,
hızlanıyor içimin gelip geçmeleri.
Akrebine kurban ediliyor kendimizden bozma anılarımız.
Her saat başı yenilirken ellerim suçüstü bir arzunun bahçesinde aramızdaki deniz ve saçlarındaki yağmur yabancılığımızı kurtarmaya yetmiyor.

Bu sabah öldüm daha.
Acım taze.
Saçlarımı kurula kefenle.

Çıldırmaların içimizde bıraktığı acı hazzın doğrundayız, biliyorum
Öyküsünü erteleyen tüm aşklar kadar yeminsiz yenildik oysa.
Bu yüzden hep bitmeyen oluyor senin cümlelerin,
benimse ulu orta kanayışlarım.
Ses vermezken notalarımız eski bir şarkı kadar anlamlı kalıyoruz derviş.
Mırıldanışlarımızı sürüklüyoruz aşkın peşi sıra.
İzimde gölgem…

Hangi aşk sürgünlüğünü bu kadar sevdi ki?

‘’Biz’’ derviş…
Adından önce var olmayan, biz, kavuşmaların berisinde, hasretin yamacında kalıyoruz.
Yalanlardan kalan gerçekler uğurluyor her defasında içimizi.
Ve arsızlığımızla sobeleyip inkarımızı oyun dışı bırakıyoruz, gerçeği senin yanılttığını bilerek.
Gerçeğin ipliği pazara çıktı derviş,
hadi Yusuf’un bu pazarda satıldığını söylesene.

Ne fark etse boşa çıkıyor umut.
Umarsızlığımız katık ne de olsa mızıkçılığımıza.
Göğsünde uyandırdığım haylazlığımdan uyandırma beni.
Kentimizin ve kendimizin sıradanlığında iç çekişlerimizden tutuşuyor yetim yanlarımız.
Kesilen saçlarına göz kırparken geceler ve beşiklerimiz unutmuşken annelerimizin kokusunu,
biz kendimize bulmacalar oynuyoruz.
Çözümlensek ayrılık,
yarım kalsak ihanet kesilecek içimiz.

Sahi sen oynadın bu oyunu değil mi derviş.

Yanılmasaydık ve yangınlara müptela kesilmeden kırsaydık tüm aynaları, yüzüstü düşmeyecektik beklide.
Ayaklarımızdan asılmayacaktı yol boyu yorgunluğumuz.
Adımızdan keskin, suskunluğumuzdan öfkeli kalmayacaktık bizliğimize.
Kimbilir’in kamburunda büyüyen bir yokluğuzbelkide.
Ölü bir denize bakar gibiydin.
Uzak, sayrık, dağınık tutuşmalar yakmadı tenimizi.
Sevgisizliğin kahrını gördüm bakışında.

İşte o gün gözlerini sevmedim.
Biz hayatın kıyısından uzaklaşamadığımız için mi böyle düş kaldık?

Hani bir/likte uğurladığımız
biz’liğimize haksızlık değil miyiz sencede?
Şimdi yaralarımızı sarsak anlamı kalmayacak ağlayışlarımızın.
Umudu erteleyişimizin berisinde çürüyecek kimliğimiz.
Vurulacağız ve kanımızla bozulacak
aşka münhasır bu aleni sükût.
Bizi kaçırsak da cinnetin resmi kalacak gözlerinde…

Ve ben sınıra en yakın olduğumuz an
fark edeceğim biraz senin eksik kaldığını.
Yanmayışlarınla yanışlarımda yanlıştın derviş.
Eksik kalışlarına aldırmadan çektin gözlerine ihanetin sürmesini.
Kime baksan gerekçesizliğini sebep sürersin biz’siz ayrılığa. Yokla kalbini, yırtılmış mı örtün?
O’na benzetme sesini,
sesim bende intihar duruyor.
Masal kırıntılarıyla oyalanma.
Sana yakışmıyor vaatsiz yangın.

Bildiğimle ahmak,
bilmediğimle hüküm kalıp adıma,
sana sesleneceğim son nefesimle!

‘Bana biraz sen versene derviş.
Biz’in kalbine yama yapacağım.’

Bu rüya yamasız görüldü.
Bendeki benin eksik/liğini biliyorum.
Bu hayat bana kifayetsiz.
Baksana hâlâ çıplak hikâyenin sırtı.
Hadi topla kendini,
yüzün bende tecelli edecek birazdan. Gidiyoruz…

Cengizhan Konuş...
 
Üst Alt