Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
yorgun zamanlara inat
taze tomurcuklar yeşeriyor
yıllanmış çorak topraklarımdan
eskiyen tüm şarkıları unutup
yeni bir sevdanın peşine düşmüş
doru taylarım...
küf kokan yanlıklarıma
veda şiirleri yazıyorum artık
dörbir yana savrulan
kalbimi parçalarını topluyorum
tozlu sokak kaldırımlarından
avuçlarım sırılsıklam...
elimde fırça boya
yosun yeşiline boyuyorum yeniden
rengi solmuş gözlerimi
ürkek sokak çocuklarının
telaşına tutulmuş ayaklarım
hangi yana koşsam heyecan
erimiş ruhumun karlarında
yakuttan bir ateş parlıyor
bütün alem azbeyaz
rüyalarım baştan sona iğde çiçeği
bitiyor mu ne bu saklambaç oyunu
yeniden sobelenmişim sevdaya...
ölü dudaklarımda ölümüne bir tebessüm
yıldızlar düşüyor gece karanlıklarından
gümüş rengi saçlarıma
şen şakrak kahkahalar parçalıyor
yalnızlığın çatlattığı aynalarımı
yitirdiklerimi buluyorum
bereketli yağmur damlalarında
seni buluyorum...
sen geliyorsun...
herkesin bir kalbi var
ve herkesin bir adı
ve bir dünü herkesin
ve o dünden kalanları
yarım yarım hani
hani usul usul
öpüp, sakladıkları
ve kimi gecelerin efkar nöbetinde yalnız
ve kimi gündüzlerin bir kuytusunda sessiz
kendi avuç içine
ağladıkları...
onca değişkenin içinde tek sabit noktan o olsun istiyorsun kırgınlığında kabir azabını yaşatıyorsun bedenine sonra gülümsemesinin ardına koca bir cenneti de sığdırıyorsun
ne garip seviyorsun işte..!