ALLAH ı anmak,daima huzurda olmaktır.Huzurda olmak ise insanı huzurlu kılar şuphesiz.Her an ALLAH ın gözetimi ve denetimi alıtnda olduğunu bilme hissi,muazzam bir ruh dinginliği verir insana.Ve tabi disiplin ve çekidüzende getirir bu duygu.
ALLAh ın insana verdiği en büyük nimetlerden birisi unutmaktır.İnsan çünkü,unutarak ilerler,büyür.Geçmişini siler,beleğinde yeni bir şeylere yer açar bir nevi.Meselenin diger tarafı ise şudur.Unutmak,insanı nankörlüğe ve vefasızlığa yöneltebilir.Nimetin aslında kimden geldiğni,ihsanın gerçek sahibini de u arada unutabilir.Hatta kendisine gelen güzelliklerin kendisinden kaynaklandığı,giderek onları hakettiği düşüncesine kapılabilir.Sahip olduklarını çalışarak ,okuyarak,uğraşarak elde ettiğini,bir nevi koparıp aldığını düşünebilir.İşte hatırlamak,zikretmek bir tarafıylada iyiliğin ve güzelliğin kaynağını gösterir insana.İnsan zikrederek,hatırlayarak,mutlak hakikatle yüzyüze gelir.
İbn Ataullah İskenderi k.s ALLAh ın seni kendisine ibadet etmeye layık görmesi ,aslında onun armağanı olarak sana yeter buyurur.Zikrin,yani anmanın ve hatırlamanın bize göstereceği bir çok inceliğin yanında,bu boyutuda ince bir dikkat hakediyor.Herşeyi veren ve ihsan eden ALLAH,bunların yanında insana ,kendisine ibadet etme imkanı da vermiştir.İnsan hatırlamalı,ibadet edebilmenin büyük bir nimet,bunu ifa etmeye güç yetirebilmenin de bir atiyye olduğunu.Ve unutmamalı.unutuncada yeniden hatırlamalı.İşte bu zikirdir.
Düşünmeli:insan olmak,seçilmiş olmak anlamına gelir.Yaratılmamış olma durumunda kimsenin yokluğunu fark etmeyeceği,yokluğunun kimse tarafından umursanmayacağı gerçeği,insanı ALLAH a bir kez daha şükretme noktasına taşır.Çünkü ALLAh istemese o olmayacaktı ve yokluğunu da ,ana babası dahil hiç kimse fark etmeyecekti.Bu durumda yaratılmaya layık görülmenin,daha sonra ibadet etme ehli bir mahluk yani insan olarak yaratılmanın karşılığınan
asla verilemeyeceği,her dem yeniden ve yeniden hatırlanmalıdır.İnsan ibadet ederek,sözde,bu iyiliğin karşılığını veremez.Karşılık lafın gelişi tabi.Bu büyük ikrama bu dünya ölçüleri içinde karşılık aramaya kalkışmak,akıl karı değil tabi.
Evet,ona ibadet edebilme potansiyeline sahip olmak,insanoğluna bahşedilen muazzam bir imkandır.Çünkü ibadet etmeye layık görülmek,muhatap alınmaktadır.Onunla yüzleşmek,onunla halvet olmaktır.Kalabalıklardan sıyrılıp onunla bir araya gelme ve başbaşa kalma liyakatını elde etmektir.İşte YARATICINIn yaratılanla kurduğu bu samimi diyalog,insana verilmiş bir ayrılacalıktır.Zikir ederek de insan bu ayrılacalığın farkında olduğunu gösterecektir.
Onun adını anmak,ana ana adını kalbe ve ruha nakşetmek ve nihayet kalble onun arasında bir yakınlık,bir neşve peydah etmek.Onu andıkça aklın ve zekanın aczini ve basitliğini idrak etmek...Ve sınırları onunla ve onun zikriyle aşmak...
Dilin söylediğine kalbi şahit kılmak ve kalbin atışlarına tüm azaları ortak etmek..
zikir deyip geçmemeli kısaca.Çünkü ZİKİR ETMEK İNSAN OLDUĞUNU HATIRLAMAKTIR.
İlim İrfan Dergisinden Saadettin Acar.
ALLAh ın insana verdiği en büyük nimetlerden birisi unutmaktır.İnsan çünkü,unutarak ilerler,büyür.Geçmişini siler,beleğinde yeni bir şeylere yer açar bir nevi.Meselenin diger tarafı ise şudur.Unutmak,insanı nankörlüğe ve vefasızlığa yöneltebilir.Nimetin aslında kimden geldiğni,ihsanın gerçek sahibini de u arada unutabilir.Hatta kendisine gelen güzelliklerin kendisinden kaynaklandığı,giderek onları hakettiği düşüncesine kapılabilir.Sahip olduklarını çalışarak ,okuyarak,uğraşarak elde ettiğini,bir nevi koparıp aldığını düşünebilir.İşte hatırlamak,zikretmek bir tarafıylada iyiliğin ve güzelliğin kaynağını gösterir insana.İnsan zikrederek,hatırlayarak,mutlak hakikatle yüzyüze gelir.
İbn Ataullah İskenderi k.s ALLAh ın seni kendisine ibadet etmeye layık görmesi ,aslında onun armağanı olarak sana yeter buyurur.Zikrin,yani anmanın ve hatırlamanın bize göstereceği bir çok inceliğin yanında,bu boyutuda ince bir dikkat hakediyor.Herşeyi veren ve ihsan eden ALLAH,bunların yanında insana ,kendisine ibadet etme imkanı da vermiştir.İnsan hatırlamalı,ibadet edebilmenin büyük bir nimet,bunu ifa etmeye güç yetirebilmenin de bir atiyye olduğunu.Ve unutmamalı.unutuncada yeniden hatırlamalı.İşte bu zikirdir.
Düşünmeli:insan olmak,seçilmiş olmak anlamına gelir.Yaratılmamış olma durumunda kimsenin yokluğunu fark etmeyeceği,yokluğunun kimse tarafından umursanmayacağı gerçeği,insanı ALLAH a bir kez daha şükretme noktasına taşır.Çünkü ALLAh istemese o olmayacaktı ve yokluğunu da ,ana babası dahil hiç kimse fark etmeyecekti.Bu durumda yaratılmaya layık görülmenin,daha sonra ibadet etme ehli bir mahluk yani insan olarak yaratılmanın karşılığınan
asla verilemeyeceği,her dem yeniden ve yeniden hatırlanmalıdır.İnsan ibadet ederek,sözde,bu iyiliğin karşılığını veremez.Karşılık lafın gelişi tabi.Bu büyük ikrama bu dünya ölçüleri içinde karşılık aramaya kalkışmak,akıl karı değil tabi.
Evet,ona ibadet edebilme potansiyeline sahip olmak,insanoğluna bahşedilen muazzam bir imkandır.Çünkü ibadet etmeye layık görülmek,muhatap alınmaktadır.Onunla yüzleşmek,onunla halvet olmaktır.Kalabalıklardan sıyrılıp onunla bir araya gelme ve başbaşa kalma liyakatını elde etmektir.İşte YARATICINIn yaratılanla kurduğu bu samimi diyalog,insana verilmiş bir ayrılacalıktır.Zikir ederek de insan bu ayrılacalığın farkında olduğunu gösterecektir.
Onun adını anmak,ana ana adını kalbe ve ruha nakşetmek ve nihayet kalble onun arasında bir yakınlık,bir neşve peydah etmek.Onu andıkça aklın ve zekanın aczini ve basitliğini idrak etmek...Ve sınırları onunla ve onun zikriyle aşmak...
Dilin söylediğine kalbi şahit kılmak ve kalbin atışlarına tüm azaları ortak etmek..
zikir deyip geçmemeli kısaca.Çünkü ZİKİR ETMEK İNSAN OLDUĞUNU HATIRLAMAKTIR.
İlim İrfan Dergisinden Saadettin Acar.
Son düzenleme: