- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 3,446
- Aldığı Beğeniler
- 13
Hz Aişe(r.a) Peygamberimiz ile evlenirken kaç yaşındaydı?
Hz. Aişe'nin Evlenme Yaşı İle İlgili Farklı Bir Yaklaşım
Kaynaklar, genellikle Hz. Aişenin Hz. Peygamberle nişanlanırken altı yaşında olduğunu ve dokuz yaşına geldiği zaman düğününün yapıldığını aktarmaktadır (İbn Sad, et-Tabakatul-Kubra, Beyrut 1968, VIII, 58-62). Bu rivayetlerin tenkitlerine verilen cevaplar, genelde rivayetlerin doğru olduğu esasına dayanır. Hz. Aişenin bahsedilen yaşta nişanlanmasının ve evlenmesinin normal olduğunu ortaya koymak için çeşitli yorumlar yapılır.
Bu yorumlardan en sık tekrarlananı şudur: İklimi sıcak olan yerlerde kızlar erken gelişir, dokuz on yaşlarında evlenecek çağa gelirler. Bu açıklama herhangi bir istatistiki araştırmaya dayanılarak yapılmış değildir. Acaba sıcak ülkeler için ileri sürülen bu yorum, nüfusun ne kadarını kapsar? İstisnaları var mıdır? Ayrıca bu görüş doğru ise, Hz. Aişe gerçekten erken mi gelişmiştir? Hz. Aişenin vücut yapısı, erken gelişmesine müsait midir? Gibi sorular düşünülmeden Hz. Aişenin erken evlenmesiyle ilgili yorumlar yapılmaktadır. Halbuki Hz. Aişenin vücut yapısıyla ilgili bazı rivayetler, onun ufak tefek biri olduğunu ifade etmektedir. Hz. Aişe o kadar hafiftir ki onu, bindiği devenin üzerindeki mahfe ile aşağı indirenler, Medineye dönüşte aynı mahfeyi devenin üzerine yüklerken Hz. Aişenin mahfenin içinde olup olmadığını fark edememişlerdir (İbn Hişam, es-Siretun-Nebeviyye, Beyurt bty., III, 310).
Yine annesinin, zayıf olduğu için düğünü yapılmadan önce, Hz. Aişenin beslenmesine özen gösterdiği ve ona şişmanlaması için bol bol hurma yedirdiği gelen rivayetler arasındadır (İbn İshak, Sire, Konya 1981, 239).
Konuyla ilgili rivayetlerin gözden geçirilmesine dikkat çeken Ömer Rıza Doğrul, Hz. Aişenin nişanlanırken bahsedilen yaşlardan daha büyük olması gerektiğine dair bazı rivayetler naklederek yorumlar yapmıştır (Ömer Rıza Doğrul, Asr-ı Saadet, İstanbul 1978, II, 148; III, 259-267).
Bu noktadan itibaren hareketle aynı konuda daha evel bilinenlerle beraber, yeni bazı rivayetleri de kapsayacak şekilde, bir değerlendirme yapmayı uygun gördük. Yukarıda da ifade edildiği üzere, çok yaygın olarak bilinen rivayetlere göre Hz. Aişe, Hz. Peygamberle evlenirken dokuz yaşındadır.
Ancak bu rivayetlere uymayan ve Hz. Aişeyi yaklaşık olarak 10 yaş daha YAŞLI gösteren bir rivayet bulunmaktadır. Şu andaki tespitlerimize göre bu rivayet en erken İbn Mendenin (ö. 395 H./1005 M.) Marifetus-Sahabe (Eser hakkında daha geniş bilgi içinbkz. Ali Yardım, Hadis I, İzmir 1984, s. 80) isimli eserinde bulunmaktadır. Adı geçen rivayet şudur:
&Esma binti Ebibekr, Aişeden 10 yaş daha büyüktür. Esma, loğlu Abdullah b. ez-Zubeyr öldürülünceye kadar onunla beraber idi. Esma yüz sene yaşadı, sonunda gözlerini de kaybetti ve H. 73 senesinde oğlu Abdullah öldürüldükten birkaç gece sonra Mekkede vefat etti& (İbn Mende, Marifetus-Sahabe, Köprülü Kütüphanesi, No: 242, varak: 195b).
Esmanın Hz. Aişeden 10 yaş daha büyük olduğu (İbn Asakir, (Tarihu Dımaşk) Teracimun-Nisa, Dımaşk 1982, s. 9, 10, 28) ve yüz yaşında H. 73 senesinde öldüğü (el-Mesudi, Murucuz-Zeheb, II, 39) başka kaynaklarda da zikredilmektedir.
Buna göre H. 73te yüz yaşında ölen Esma, hicret esnasında (100-73=27) 27 yaşındadır. Esmadan 10 yaş küçük olan Hz. Aişe de hicret yılında 17 yaşındadır. Hicretten sekiz ay sonra evlendiğine göre (İbn Sad, et-Tabakatul-Kubra, Beyrut 1968, VIII, 58) Hz. Aişe, Hz. Peygamberle evlenirken yaklaşık olarak 18 yaşındadır.
Hicretten önce Müslümanların Mekkedeki durumlarıyla ilgili bazı rivayetler de, Hz. Aişenin hicret esnasında 17 yaşında olduğunu destekler niteliktedir. İbn Hanbelin kaydettiği bir rivayet aynen şöyledir:
Aişe şöyle dedi: Benim aklım kesti keseli ebeveynimi dindar olarak gördüm. Hz. Peygamber hemen her gün sabah veya akşam vakitlerinde bize uğrardı. Müslümanlar sıkıştırılınca Ebubekir de Habeşistana hicret için yola çıktı& (İbn Hanbel, Müsned, İstanbul 1982, IV, 198). Bu rivayette Hz. Aişe, Mekke döneminde Ebubekir ailesinin İslamla irtibatını ve Habeşistana hicret öncesini anlatmaktadır. Hz. Aişenin, bir başkasından nakletmemesi halinde, Mekke dönemiyle ilgili bu bilgileri bize aktarması, onun bahsedilen olayları kavrayabilecek yaşta olduğunu gösterir. Eğer Hz. Aişenin Hicret esnasında sekiz yaşında olduğunu söylersek, Hz. Ebubekirin Habeşistana hicret etmeye niyet ettiği sıralarda onun daha doğmamış olduğunu kabul etmek zorunda oluruz. Bu durumda da bahsedilen olayları anlatması mümkün olmaz. Hz. Aişe bu olayları daha sonra öğrenmiş ve aktarmıştır şeklindeki bir yaklaşım, rivayeti iki kısma ayırmak suretiyle yapılabilir. Rivayetin ilk kısmı, hicretten üç dört sene önceki durumu, ikinci yarısı ise Hicretten sekiz dokuz sene öncesini bildirmektedir. Bu yorum bizce zorlama ve yanlıştır. Çünkü rivayetin ilk kısmını, Hz. Aişenin, başkasından aktarmadığı açıktır. İkinci kısmın ise birinci ifadenin devamı şeklinde anlaşılması, hep Arapça ifade açısından hem de zihni tutarlılık açısından daha makuldür.
İbn İshak, İslama girenlerin listesini verip açıklamalar yaparken Hz. Aişenin adını, Habeşistana hicretten önce Müslüman olanlara arasında zikretmektedir (İbn İshak, Sire, Konya 1981, 124). Hicret esnasında sekiz yaşında olan bir çocuk Habeşistana hicret zamanında henüz doğmamıştır. İbn Hişam da aynı rivayeti aktarmıştır (İbn Hişam, es-Siretun-Nebeviyye, Beyurt bty., I, 271). Her iki eserde de İslama girenlerin isimleri, kronolojik esasa göre sıralanmıştır. Bu listelerin düzenlenmesinde İslama girişteki kıdemin esas alındığı açıktır.
İbn Asakir, Muhacirlerin İslama ilk girenlerini sayarken, Hz. Aişeyi bahsettiğimiz listeden çıkarmış, fakat bunu eksik yapmıştır (İbn Asakir, (Tarihu Dımaşk) Teracimun-Nisa, Dımaşk 1982, 10). İbn İshak ve İbn Hişam, Hz. Aişeyi ilk Müslümanlar arasında sayarken onun bu sırada küçük yaşta olduğunu ifade için Küçük olduğu halde Aişe veya Aişe bint Ebibekr. O, bu günlerde küçüktü diye kaydeder. İbn Asakir, küçüklük özelliğini Esma bin Ebibekr için kullanmıştır. Halbuki Esma, yaklaşık olarak 14, 15 yaşlarında iken Hz. Peygamber, İslamı getirmiştir. Muhtemelen Esma, İslamı kabul ettiği sırada genç bir kızdı, yani küçük değildi. Küçük olan, ondan 10 yaş daha sonra dünyaya gelen Hz. Aişedir.
Bu rivayet de Hz. Aişenin Medineye hicret yılında 17 yaşında olduğunu desteklemektedir. Belli ki İbn Asakir, Hz. Aişenin Hz. Peygamberle evlenirken dokuz yaşında olduğunu ifade eden rivayetlerinin etkisiyle İbn İshak ve İbn Hişamın bahsettiğimiz listelerini değiştirmeye kalkmış ve bunu da yarım yapmıştır.
Yine Mekke dönemiyle ilgili olarak Hz. Aişenin yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekicidir. el-Buharinin kaydına göre Hz. Aişe, Ben Mekkede henüz oynayan bir çocuk idim, Kıyamet onların azap ile vaat edildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür (Kamer 46) ayeti inmişti (el-Buhari, Sahih, VI 54 (Tefsir, Suretul-Kamer (54), 7) denmektedir. Bu ayet, yaklaşık olarak nübüvvetin dördüncü yılında nazil olan Kamer suresindedir (İlk nazil olan sureler için bakınız: es-Suyuti, el-İtkan, Beyrut 1987, I, 29, 50). O dönemi ve olayları ayrıntıyla bildiğine ve kavradığına göre Hz. Aişenin, o yıllarda yaklaşık olarak sekiz dokuz yaşlarında, Medineye hicret esnasında ise 17 yaşında olması daha makuldür. Zaten Hz. Aişenin yukarıda kaydettiğimiz açıklamalarından da bu anlaşılmaktadır (Ömer Rıza Doğrul, Asr-ı Saadet, İstanbul 1978, II, 148).
Burada Hz. Peygamberin, Hz. Aişe ile nişanlanması olayına bizim görüşümüzü destekler mahiyette olan bir rivayetle dikkat çekmek istiyoruz. Hz. Haticenin ölümünden sonra Hz. Peygamber, Mekke döneminin sıkıcı atmosferinde iyice sıkılmış ve evindeki çocukların ve ev işlerinin yükü de omzuna binmişti. Bunu fark eden Havle bint Hakim isimli bir Müslüman kadınla Hz. Peygamber arasında şu konuşma geçti:
Havle: Ya Rasulallah, evlenmeyecek misiniz?
Hz. Peygamber: Kiminle?
Havle: İstersen bakire kızla, istersen dul kadınla.
Hz. Peygamber: Bakirelerden kiminle evlenebilirim?
Havle: Allahın yarattıklarından senin en çok sevdiğin Ebubekirin kızı Aişe
Hz. Peygamber: Dullardan&
Havla: Dullardan Sevde bint Zema bin Kays ile.
Havla daha sonra Hz. Ebubekirin evine geldi ve Hz. Aişenin annesi Ummu Rumana durumu bildirdi. O da Hz. Ebubekirin gelmesini bekleyelim diye Havleye teklifte bulundu. Hz. Ebubekir geldi ve durumu öğrenince O kardeşinizin kızıdır, ona kardeşinin kızıyla evlenmesi caiz midir? dedi. Havle, Hz. Peygambere olanları aktarınca o, Onun yanına dön ve ona bizim kardeşliğimizin din kardeşliği olduğunu, bu sebeple onun kızının bana helal sayıldığını söyle diye buyurdu. Havle, Hz. Ebubekire döndü ve durumu aktardı. Hz. Ebubekir daha önce Hz. Aişeyi Cubeyr bin Mutime nişanlamıştı. Fakat bu aile, Hz. Aişeyi almak istemediklerini, çünkü oğullarının kayınpederinin etkisinde kalarak atalarının dinini terk edip Müslüman olabileceğini ileri sürerek nişanı bozar. Hz. Ebubekir de kızı Aişeyi Hz. Peygambere nişanlar (et-Taberi, Tarih, Beyrut 1967, III, 161-163).
Rivayetin sonunda Hz. Aişenin bu sırada altı yaşına olduğu kaydedilmekte ise de et-Taberinin kaydettiği bu rivayet, Aişenin bu yıllarda altı yaşına olmadığının işaretlerini taşımaktadır. Çünkü Hz. Peygamberin Hz. Haticenin ölümünden sonra hemen evlenmesi gerektiğine inanan Havlenin, altı yaşında bir çocukla evlenmesini ona teklif etmesi çok tutarsız bir yaklaşık olur. Hem de bu teklif, iki alternatif şekilde yapılmıştır: Bakire kız istiyorsan Aişe, dul kadın istiyorsan Sevde diye yapılan bu teklifte Aişenen altı yaşında olduğunu söylemek hiç de mantıklı değildir. Bu ifadesiyle Havle, Hz. Peygamberin iki seçenekten birini tercih edebileceğini anlatmak istemiştir. Sonra her iki kadının da istenmesi fikri nasıl oluştu? Bu konuda bir netlik yoktur. Kanaatimize göre Hz. Aişenin 14, 15 yaşlarında genç bir kız olması, Hz. Peygamberin ise Hz. Haticenin yerini doldurabilecek olgunlukta bir hanıma ihtiyaç duyması sebebiyle Sevde ile evlenmesinin gerekliliği anlaşılmıştır. Çünkü Hz. Hatice öldükten sonra Hz. Peygamberin çocuklarına bakacak ve ev işlerini yürütecek kimsesi yoktu. Bunu 14, 15 yaşlarında bir kızın yapması imkansız değilse de zordur. Ayrıca bu sırada Mekke müşrikleri Hz. Peygambere ve Müslümanlara baskılarını arttırmışlardı. Bu sebeple Hz. Peygamberin Mekkeden ayrılıp yeni bir yer bulma çabası içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda en uygun olan halin, Sevde ile evlenip Aişenin düğününün ertelenmesi olduğu anlaşılmıştır diyebiliriz.
Yine bu rivayetten anlaşılan bir başka nokta da şudur: Daha önceden Aişeye talip olan aile, ondan vazgeçmelerine sebep olarak ileri sürdükleri Hz. Ebubekirin damadını kendi dininden ayırıp İslama sokacağı şeklindeki ifade, Hz. Aişenin nişanını, İslamı tebliğin başlamasından ve Hz. Ebubekirin bu konuda faal olarak çalışmasından önce yapıldığını ortaya koymaktadır.
Yaygın kanaate göre bu nişan bozulduğu sırada Hz. Aişe altı yaşındadır. Olayın Nübüvvetin onuncu yılında cereyan ettiğini düşünürsek, Tebliğin başladığı yıllarda Hz. Aişenin doğmamış olması gerekir. O halde Hz. Aişe, ilk nişanının bozulduğu sırada, altı yaşında değil, 14, 15 yaşlarında genç bir kızdır diyebiliriz.
.
Hz. Aişe'nin Evlenme Yaşı İle İlgili Farklı Bir Yaklaşım
Kaynaklar, genellikle Hz. Aişenin Hz. Peygamberle nişanlanırken altı yaşında olduğunu ve dokuz yaşına geldiği zaman düğününün yapıldığını aktarmaktadır (İbn Sad, et-Tabakatul-Kubra, Beyrut 1968, VIII, 58-62). Bu rivayetlerin tenkitlerine verilen cevaplar, genelde rivayetlerin doğru olduğu esasına dayanır. Hz. Aişenin bahsedilen yaşta nişanlanmasının ve evlenmesinin normal olduğunu ortaya koymak için çeşitli yorumlar yapılır.
Bu yorumlardan en sık tekrarlananı şudur: İklimi sıcak olan yerlerde kızlar erken gelişir, dokuz on yaşlarında evlenecek çağa gelirler. Bu açıklama herhangi bir istatistiki araştırmaya dayanılarak yapılmış değildir. Acaba sıcak ülkeler için ileri sürülen bu yorum, nüfusun ne kadarını kapsar? İstisnaları var mıdır? Ayrıca bu görüş doğru ise, Hz. Aişe gerçekten erken mi gelişmiştir? Hz. Aişenin vücut yapısı, erken gelişmesine müsait midir? Gibi sorular düşünülmeden Hz. Aişenin erken evlenmesiyle ilgili yorumlar yapılmaktadır. Halbuki Hz. Aişenin vücut yapısıyla ilgili bazı rivayetler, onun ufak tefek biri olduğunu ifade etmektedir. Hz. Aişe o kadar hafiftir ki onu, bindiği devenin üzerindeki mahfe ile aşağı indirenler, Medineye dönüşte aynı mahfeyi devenin üzerine yüklerken Hz. Aişenin mahfenin içinde olup olmadığını fark edememişlerdir (İbn Hişam, es-Siretun-Nebeviyye, Beyurt bty., III, 310).
Yine annesinin, zayıf olduğu için düğünü yapılmadan önce, Hz. Aişenin beslenmesine özen gösterdiği ve ona şişmanlaması için bol bol hurma yedirdiği gelen rivayetler arasındadır (İbn İshak, Sire, Konya 1981, 239).
Konuyla ilgili rivayetlerin gözden geçirilmesine dikkat çeken Ömer Rıza Doğrul, Hz. Aişenin nişanlanırken bahsedilen yaşlardan daha büyük olması gerektiğine dair bazı rivayetler naklederek yorumlar yapmıştır (Ömer Rıza Doğrul, Asr-ı Saadet, İstanbul 1978, II, 148; III, 259-267).
Bu noktadan itibaren hareketle aynı konuda daha evel bilinenlerle beraber, yeni bazı rivayetleri de kapsayacak şekilde, bir değerlendirme yapmayı uygun gördük. Yukarıda da ifade edildiği üzere, çok yaygın olarak bilinen rivayetlere göre Hz. Aişe, Hz. Peygamberle evlenirken dokuz yaşındadır.
Ancak bu rivayetlere uymayan ve Hz. Aişeyi yaklaşık olarak 10 yaş daha YAŞLI gösteren bir rivayet bulunmaktadır. Şu andaki tespitlerimize göre bu rivayet en erken İbn Mendenin (ö. 395 H./1005 M.) Marifetus-Sahabe (Eser hakkında daha geniş bilgi içinbkz. Ali Yardım, Hadis I, İzmir 1984, s. 80) isimli eserinde bulunmaktadır. Adı geçen rivayet şudur:
&Esma binti Ebibekr, Aişeden 10 yaş daha büyüktür. Esma, loğlu Abdullah b. ez-Zubeyr öldürülünceye kadar onunla beraber idi. Esma yüz sene yaşadı, sonunda gözlerini de kaybetti ve H. 73 senesinde oğlu Abdullah öldürüldükten birkaç gece sonra Mekkede vefat etti& (İbn Mende, Marifetus-Sahabe, Köprülü Kütüphanesi, No: 242, varak: 195b).
Esmanın Hz. Aişeden 10 yaş daha büyük olduğu (İbn Asakir, (Tarihu Dımaşk) Teracimun-Nisa, Dımaşk 1982, s. 9, 10, 28) ve yüz yaşında H. 73 senesinde öldüğü (el-Mesudi, Murucuz-Zeheb, II, 39) başka kaynaklarda da zikredilmektedir.
Buna göre H. 73te yüz yaşında ölen Esma, hicret esnasında (100-73=27) 27 yaşındadır. Esmadan 10 yaş küçük olan Hz. Aişe de hicret yılında 17 yaşındadır. Hicretten sekiz ay sonra evlendiğine göre (İbn Sad, et-Tabakatul-Kubra, Beyrut 1968, VIII, 58) Hz. Aişe, Hz. Peygamberle evlenirken yaklaşık olarak 18 yaşındadır.
Hicretten önce Müslümanların Mekkedeki durumlarıyla ilgili bazı rivayetler de, Hz. Aişenin hicret esnasında 17 yaşında olduğunu destekler niteliktedir. İbn Hanbelin kaydettiği bir rivayet aynen şöyledir:
Aişe şöyle dedi: Benim aklım kesti keseli ebeveynimi dindar olarak gördüm. Hz. Peygamber hemen her gün sabah veya akşam vakitlerinde bize uğrardı. Müslümanlar sıkıştırılınca Ebubekir de Habeşistana hicret için yola çıktı& (İbn Hanbel, Müsned, İstanbul 1982, IV, 198). Bu rivayette Hz. Aişe, Mekke döneminde Ebubekir ailesinin İslamla irtibatını ve Habeşistana hicret öncesini anlatmaktadır. Hz. Aişenin, bir başkasından nakletmemesi halinde, Mekke dönemiyle ilgili bu bilgileri bize aktarması, onun bahsedilen olayları kavrayabilecek yaşta olduğunu gösterir. Eğer Hz. Aişenin Hicret esnasında sekiz yaşında olduğunu söylersek, Hz. Ebubekirin Habeşistana hicret etmeye niyet ettiği sıralarda onun daha doğmamış olduğunu kabul etmek zorunda oluruz. Bu durumda da bahsedilen olayları anlatması mümkün olmaz. Hz. Aişe bu olayları daha sonra öğrenmiş ve aktarmıştır şeklindeki bir yaklaşım, rivayeti iki kısma ayırmak suretiyle yapılabilir. Rivayetin ilk kısmı, hicretten üç dört sene önceki durumu, ikinci yarısı ise Hicretten sekiz dokuz sene öncesini bildirmektedir. Bu yorum bizce zorlama ve yanlıştır. Çünkü rivayetin ilk kısmını, Hz. Aişenin, başkasından aktarmadığı açıktır. İkinci kısmın ise birinci ifadenin devamı şeklinde anlaşılması, hep Arapça ifade açısından hem de zihni tutarlılık açısından daha makuldür.
İbn İshak, İslama girenlerin listesini verip açıklamalar yaparken Hz. Aişenin adını, Habeşistana hicretten önce Müslüman olanlara arasında zikretmektedir (İbn İshak, Sire, Konya 1981, 124). Hicret esnasında sekiz yaşında olan bir çocuk Habeşistana hicret zamanında henüz doğmamıştır. İbn Hişam da aynı rivayeti aktarmıştır (İbn Hişam, es-Siretun-Nebeviyye, Beyurt bty., I, 271). Her iki eserde de İslama girenlerin isimleri, kronolojik esasa göre sıralanmıştır. Bu listelerin düzenlenmesinde İslama girişteki kıdemin esas alındığı açıktır.
İbn Asakir, Muhacirlerin İslama ilk girenlerini sayarken, Hz. Aişeyi bahsettiğimiz listeden çıkarmış, fakat bunu eksik yapmıştır (İbn Asakir, (Tarihu Dımaşk) Teracimun-Nisa, Dımaşk 1982, 10). İbn İshak ve İbn Hişam, Hz. Aişeyi ilk Müslümanlar arasında sayarken onun bu sırada küçük yaşta olduğunu ifade için Küçük olduğu halde Aişe veya Aişe bint Ebibekr. O, bu günlerde küçüktü diye kaydeder. İbn Asakir, küçüklük özelliğini Esma bin Ebibekr için kullanmıştır. Halbuki Esma, yaklaşık olarak 14, 15 yaşlarında iken Hz. Peygamber, İslamı getirmiştir. Muhtemelen Esma, İslamı kabul ettiği sırada genç bir kızdı, yani küçük değildi. Küçük olan, ondan 10 yaş daha sonra dünyaya gelen Hz. Aişedir.
Bu rivayet de Hz. Aişenin Medineye hicret yılında 17 yaşında olduğunu desteklemektedir. Belli ki İbn Asakir, Hz. Aişenin Hz. Peygamberle evlenirken dokuz yaşında olduğunu ifade eden rivayetlerinin etkisiyle İbn İshak ve İbn Hişamın bahsettiğimiz listelerini değiştirmeye kalkmış ve bunu da yarım yapmıştır.
Yine Mekke dönemiyle ilgili olarak Hz. Aişenin yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekicidir. el-Buharinin kaydına göre Hz. Aişe, Ben Mekkede henüz oynayan bir çocuk idim, Kıyamet onların azap ile vaat edildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür (Kamer 46) ayeti inmişti (el-Buhari, Sahih, VI 54 (Tefsir, Suretul-Kamer (54), 7) denmektedir. Bu ayet, yaklaşık olarak nübüvvetin dördüncü yılında nazil olan Kamer suresindedir (İlk nazil olan sureler için bakınız: es-Suyuti, el-İtkan, Beyrut 1987, I, 29, 50). O dönemi ve olayları ayrıntıyla bildiğine ve kavradığına göre Hz. Aişenin, o yıllarda yaklaşık olarak sekiz dokuz yaşlarında, Medineye hicret esnasında ise 17 yaşında olması daha makuldür. Zaten Hz. Aişenin yukarıda kaydettiğimiz açıklamalarından da bu anlaşılmaktadır (Ömer Rıza Doğrul, Asr-ı Saadet, İstanbul 1978, II, 148).
Burada Hz. Peygamberin, Hz. Aişe ile nişanlanması olayına bizim görüşümüzü destekler mahiyette olan bir rivayetle dikkat çekmek istiyoruz. Hz. Haticenin ölümünden sonra Hz. Peygamber, Mekke döneminin sıkıcı atmosferinde iyice sıkılmış ve evindeki çocukların ve ev işlerinin yükü de omzuna binmişti. Bunu fark eden Havle bint Hakim isimli bir Müslüman kadınla Hz. Peygamber arasında şu konuşma geçti:
Havle: Ya Rasulallah, evlenmeyecek misiniz?
Hz. Peygamber: Kiminle?
Havle: İstersen bakire kızla, istersen dul kadınla.
Hz. Peygamber: Bakirelerden kiminle evlenebilirim?
Havle: Allahın yarattıklarından senin en çok sevdiğin Ebubekirin kızı Aişe
Hz. Peygamber: Dullardan&
Havla: Dullardan Sevde bint Zema bin Kays ile.
Havla daha sonra Hz. Ebubekirin evine geldi ve Hz. Aişenin annesi Ummu Rumana durumu bildirdi. O da Hz. Ebubekirin gelmesini bekleyelim diye Havleye teklifte bulundu. Hz. Ebubekir geldi ve durumu öğrenince O kardeşinizin kızıdır, ona kardeşinin kızıyla evlenmesi caiz midir? dedi. Havle, Hz. Peygambere olanları aktarınca o, Onun yanına dön ve ona bizim kardeşliğimizin din kardeşliği olduğunu, bu sebeple onun kızının bana helal sayıldığını söyle diye buyurdu. Havle, Hz. Ebubekire döndü ve durumu aktardı. Hz. Ebubekir daha önce Hz. Aişeyi Cubeyr bin Mutime nişanlamıştı. Fakat bu aile, Hz. Aişeyi almak istemediklerini, çünkü oğullarının kayınpederinin etkisinde kalarak atalarının dinini terk edip Müslüman olabileceğini ileri sürerek nişanı bozar. Hz. Ebubekir de kızı Aişeyi Hz. Peygambere nişanlar (et-Taberi, Tarih, Beyrut 1967, III, 161-163).
Rivayetin sonunda Hz. Aişenin bu sırada altı yaşına olduğu kaydedilmekte ise de et-Taberinin kaydettiği bu rivayet, Aişenin bu yıllarda altı yaşına olmadığının işaretlerini taşımaktadır. Çünkü Hz. Peygamberin Hz. Haticenin ölümünden sonra hemen evlenmesi gerektiğine inanan Havlenin, altı yaşında bir çocukla evlenmesini ona teklif etmesi çok tutarsız bir yaklaşık olur. Hem de bu teklif, iki alternatif şekilde yapılmıştır: Bakire kız istiyorsan Aişe, dul kadın istiyorsan Sevde diye yapılan bu teklifte Aişenen altı yaşında olduğunu söylemek hiç de mantıklı değildir. Bu ifadesiyle Havle, Hz. Peygamberin iki seçenekten birini tercih edebileceğini anlatmak istemiştir. Sonra her iki kadının da istenmesi fikri nasıl oluştu? Bu konuda bir netlik yoktur. Kanaatimize göre Hz. Aişenin 14, 15 yaşlarında genç bir kız olması, Hz. Peygamberin ise Hz. Haticenin yerini doldurabilecek olgunlukta bir hanıma ihtiyaç duyması sebebiyle Sevde ile evlenmesinin gerekliliği anlaşılmıştır. Çünkü Hz. Hatice öldükten sonra Hz. Peygamberin çocuklarına bakacak ve ev işlerini yürütecek kimsesi yoktu. Bunu 14, 15 yaşlarında bir kızın yapması imkansız değilse de zordur. Ayrıca bu sırada Mekke müşrikleri Hz. Peygambere ve Müslümanlara baskılarını arttırmışlardı. Bu sebeple Hz. Peygamberin Mekkeden ayrılıp yeni bir yer bulma çabası içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda en uygun olan halin, Sevde ile evlenip Aişenin düğününün ertelenmesi olduğu anlaşılmıştır diyebiliriz.
Yine bu rivayetten anlaşılan bir başka nokta da şudur: Daha önceden Aişeye talip olan aile, ondan vazgeçmelerine sebep olarak ileri sürdükleri Hz. Ebubekirin damadını kendi dininden ayırıp İslama sokacağı şeklindeki ifade, Hz. Aişenin nişanını, İslamı tebliğin başlamasından ve Hz. Ebubekirin bu konuda faal olarak çalışmasından önce yapıldığını ortaya koymaktadır.
Yaygın kanaate göre bu nişan bozulduğu sırada Hz. Aişe altı yaşındadır. Olayın Nübüvvetin onuncu yılında cereyan ettiğini düşünürsek, Tebliğin başladığı yıllarda Hz. Aişenin doğmamış olması gerekir. O halde Hz. Aişe, ilk nişanının bozulduğu sırada, altı yaşında değil, 14, 15 yaşlarında genç bir kızdır diyebiliriz.
.