Rahmân’ın Kulları Öyle Kimselerdir Ki
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Rahmân’ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde vakar ve tevâzû ile yürürler...” (Furkân, 63)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Cehennemden âzâd edilmiş birine bakmak isteyen, Ebû Bekir'e baksın!" (Ali el- Müttakî, no: 32617)
Ümmetin en fazîletlisi olan Hz. Ebû Bekir (ra), halîfe seçildiğinde de minbere çıkarak büyük bir tevâzû içinde şöyle hitâb etti:
“Ey insanlar! En hayırlınız olmadığım hâlde sizin başınıza halîfe seçilmiş bulunuyorum. Şayet vazîfemi hakkıyla yaparsam bana yardım ediniz. Yanlış hareket edersem bana doğru yolu gösteriniz…” (İbn-i Sa’d, III, 182-183; Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s. 69, 71-72; Hamîdullah, İslâm Peygamberi, II, 1181)
Yâni o büyük sahâbî, “îkaz ve tembih kabûl etme” fazîletini de büyük bir tevâzu ve olgunlukla yaşadı. Halk kendisine bey’at ederken de şöyle buyurdu:
“Ben, hiçbir zaman hilâfet istemedim, ona rağbet de etmedim. Gizli ve âşikâr hiçbir şekilde bunu Allah’tan dilemedim. Çünkü (mes’ûliyet endişesinden dolayı) halîfelikte bana rahatlık yoktur.”
Gerçekten de Ebû Bekir (ra) halîfe olunca, önceki hayâtına göre daha mütevâzı, daha zâhidâne, daha müstağnî bir hâle bürünmüştü. Halîfe olmadan önce çevresindeki yetim kızların koyunlarını sağıverir, ihtiyaçlarını karşılardı. Halîfe olduktan sonra komşuları, artık onun meşgalelerinin artacağını, belki hayat şartlarının değişeceğini, bundan böyle yetimlerin koyunlarını sağmayacağını düşünmeye başlamışlardı. Ancak değişen bir şey olmadı. O, aynı mütevâzı hâliyle yetimlerin koyunlarını sağmaya ve ihtiyaçlarını bizzat karşılamaya devâm etti. (Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s. 80; Sarıçam, Hz. Ebû Bekir, s. 82 )
Hz. Ebubekir r.a vefatina yakin bir zamanda, Hz. Ali'ye soyle buyurur;
-"Ey gozumun nuru dostum. Vefatimdan sonra, beni guzelce yika ve kefenle. Resulullahin ravzai mutahharasina gotur ve beni kapiya birak. Ve Resulullaha deki; Ya Resul Ebubedir kapidadir senden izin ister."
-"Eger kapinin kilidi anahtarsiz acilirsa, beni hemen Resulullahin arkasina defnedin. Eger kapinin kilidi acilmazsa, baki mezarligina defnedin.''
Ve;
Hz. Ali, Hz. Ebubekirin vefatindan sonra onun istegini yerine getirir, Resulullahdan izin ister.
Ve
Kapinin kilidi anahtarsiz olarak acilir.
Hz. Ali, O an soyle bir ses isitir.
"Habibi Habibe kavuşturun, Sevdiğini özlemiştir!!!"
“Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olmanın örneğidirler ve ağırbaşlı, yüzleri yerde hareket ederler. Cahiller kendilerine sataşınca da “selâm”der geçerler”(Furkan 25/63)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Kerîm: Keremi, yardımı ve ikramı sonsuz olan, hiçbir karşılık beklemeden veren, ihsan eden, cömertlikte, eli açıklıkta tek olan, her türlü iyiliğin, faziletin sahibi olan demektir.
RABBİM'iz bizlerede HZ. EBUBEKİR (RA) '' Ahlakı, Adaleti, Samimiyeti, Tevazusu, İkaz ve Tembihi dinleme, Yanlışı Kabullenme Duygusu'' versin inşaALLAH. (AMİN)
'' İki günü bir olan ziyandadır. '' RESULALLAH (SAV)
www.2g1d.com
Hz. Ebu Bekir’in ruhuna bir Fatiha okuyalım!
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Rahmân’ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde vakar ve tevâzû ile yürürler...” (Furkân, 63)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Cehennemden âzâd edilmiş birine bakmak isteyen, Ebû Bekir'e baksın!" (Ali el- Müttakî, no: 32617)
Ümmetin en fazîletlisi olan Hz. Ebû Bekir (ra), halîfe seçildiğinde de minbere çıkarak büyük bir tevâzû içinde şöyle hitâb etti:
“Ey insanlar! En hayırlınız olmadığım hâlde sizin başınıza halîfe seçilmiş bulunuyorum. Şayet vazîfemi hakkıyla yaparsam bana yardım ediniz. Yanlış hareket edersem bana doğru yolu gösteriniz…” (İbn-i Sa’d, III, 182-183; Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s. 69, 71-72; Hamîdullah, İslâm Peygamberi, II, 1181)
Yâni o büyük sahâbî, “îkaz ve tembih kabûl etme” fazîletini de büyük bir tevâzu ve olgunlukla yaşadı. Halk kendisine bey’at ederken de şöyle buyurdu:
“Ben, hiçbir zaman hilâfet istemedim, ona rağbet de etmedim. Gizli ve âşikâr hiçbir şekilde bunu Allah’tan dilemedim. Çünkü (mes’ûliyet endişesinden dolayı) halîfelikte bana rahatlık yoktur.”
Gerçekten de Ebû Bekir (ra) halîfe olunca, önceki hayâtına göre daha mütevâzı, daha zâhidâne, daha müstağnî bir hâle bürünmüştü. Halîfe olmadan önce çevresindeki yetim kızların koyunlarını sağıverir, ihtiyaçlarını karşılardı. Halîfe olduktan sonra komşuları, artık onun meşgalelerinin artacağını, belki hayat şartlarının değişeceğini, bundan böyle yetimlerin koyunlarını sağmayacağını düşünmeye başlamışlardı. Ancak değişen bir şey olmadı. O, aynı mütevâzı hâliyle yetimlerin koyunlarını sağmaya ve ihtiyaçlarını bizzat karşılamaya devâm etti. (Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s. 80; Sarıçam, Hz. Ebû Bekir, s. 82 )
Hz. Ebubekir r.a vefatina yakin bir zamanda, Hz. Ali'ye soyle buyurur;
-"Ey gozumun nuru dostum. Vefatimdan sonra, beni guzelce yika ve kefenle. Resulullahin ravzai mutahharasina gotur ve beni kapiya birak. Ve Resulullaha deki; Ya Resul Ebubedir kapidadir senden izin ister."
-"Eger kapinin kilidi anahtarsiz acilirsa, beni hemen Resulullahin arkasina defnedin. Eger kapinin kilidi acilmazsa, baki mezarligina defnedin.''
Ve;
Hz. Ali, Hz. Ebubekirin vefatindan sonra onun istegini yerine getirir, Resulullahdan izin ister.
Ve
Kapinin kilidi anahtarsiz olarak acilir.
Hz. Ali, O an soyle bir ses isitir.
"Habibi Habibe kavuşturun, Sevdiğini özlemiştir!!!"
“Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olmanın örneğidirler ve ağırbaşlı, yüzleri yerde hareket ederler. Cahiller kendilerine sataşınca da “selâm”der geçerler”(Furkan 25/63)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Kerîm: Keremi, yardımı ve ikramı sonsuz olan, hiçbir karşılık beklemeden veren, ihsan eden, cömertlikte, eli açıklıkta tek olan, her türlü iyiliğin, faziletin sahibi olan demektir.
RABBİM'iz bizlerede HZ. EBUBEKİR (RA) '' Ahlakı, Adaleti, Samimiyeti, Tevazusu, İkaz ve Tembihi dinleme, Yanlışı Kabullenme Duygusu'' versin inşaALLAH. (AMİN)
'' İki günü bir olan ziyandadır. '' RESULALLAH (SAV)
www.2g1d.com
Hz. Ebu Bekir’in ruhuna bir Fatiha okuyalım!