Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Hz. İmrân bin Husayn şöyle anlatır:

Bir gün Peygamber efendimiz bana buyurdu ki:

- Yâ İmrân, sen de bilirsin ki, biz seni çok severiz. Kızım Fâtıma rahatsızmış. Eğer beraber gelirsen, onun ziyâretine ve hatırını sormaya gidelim.

- Anam, babam, canım sana feda olsun yâ Resûlallah, gidelim.

Başka örtüm yok

Kalktım, beraberce Fâtımatüz Zehrânin evine gittik. Peygamber efendimiz kapıyı çaldı ve, Esselâmü aleyküm yâ Ehle Beytî diye selâm vererek içeri girdiler. Fâtımatüz Zehrâ da cevap verdi:

- Ve aleyküm selâm, sevgili babam yâ Resûlallah! Buyurunuz!

- Kızım, yanımda İmrân bin Husayn da vardır. Onunla beraber geldik, başını ört!

- Babacığım, seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, bu yün örtüden başka örtünecek bir şeyim yoktur.

- Kızım, işte onunla örtün!

- Ey Babacığım! Başımı örtsem vücudum, vücudumu örtsem başım açık kalır.

- Bu örtüyü düz düzüne değil de, köşeleme, yâni uzunlamasına ört ki, vücudunun her tarafını kaplasın.

İmrân bin Husayn diyor ki:

Ben dışardan bu konuşmaları işittikçe, gözlerimden yaş, ciğerlerimden kan geliyordu. Hz. Fâtimanın dünyaya hiç bağlanmamasına gıpta ediyordum. Nihayet Hz. Fâtıma sevgili Peygamberimizin târifleri üzere güzelce başını bağlayıp örttükten sonra, içeri girmeme izin verdiler. İçeride Peygamber efendimizin arkasında oturdum.

Peygamberimiz, Kızım, nasılsın, rahatsızlığın nasıl oldu? diye hatırlarını sordular. O da dedi ki:

- Babacığım, bu gece çok rahatsızdım. Sancıdan sabaha kadar uyuyamadım. Şimdi öyle bir hâldeyim ki, bir lokma ekmek yemeye bile takatım kalmadı. Açlıktan çok bitkinim.

Müjdeler olsun ey kızım!

Bu söz üzerine Allahü teâlânin habîbi, Resûl-i ekrem efendimizin mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Buyurdular ki:

- Kızım, sakın hâlinden şikâyet etme! Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben, yaratıkların en üstünü, Allahü teâlânın habîbi olduğum hâlde, üç gündür mideme bir lokma ekmek girmedi. Hâlbuki, Rabbimden istesem beni doyuncaya kadar yedirir. Fakat ümmetime ibret olması için geçici rızıkları, sonsuz rızıklar için feda ettim.

Resûlullah efendimiz, sonra mübârek elleriyle Hz. Fâtımanın omuzlarını tutarak buyurdu ki:

- Müjdeler olsun ey kızım, sen Cennet kadınlarının hanım efendisisin!
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Abdullah ibni Mesûd der ki:

Resulullah efendimizin Kureyşe bedduâ ettiğini asla işitmedim. Yalnız birgün, Kâbe-i şerif yanında namaz kılıyordu. Ebu Cehil, kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı. O sırada bir kimse gelip, ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı. Ebu Cehil dedi ki:

- Bu kan ile bulaşmış işkembeyi, kim götürüp, Muhammed secdeye inince, arkasına koyar?

Fâtıma'ya haber verdi

Onların içinde en ziyade bedbaht Ukbe bin Ebî Muayt, bu çirkin işe girişip, onu, Peygamberimiz secdede iken üstüne koydu. Resulullah efendimiz secdeden kalkmadı. O bedbahtlar gülüştüler. O kadar ki, gülmekten birbirlerinin üzerine düştüler.

İbni Mesûd anlatmasına şöyle devam etti:

Ben uzaktan bakardım. Müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Nihayet bir kimse, Hz. Fâtıma'ya haber verdi. Hz. Fâtıma gelip, Resûl-i ekremin üzerinden onu kaldırdı. Bunları yapanlara ağır sözler söyledi, bedduâda bulundu. Hz. Fâtıma bu sıralarda küçük bir kız idi.

Müşriklerin hiçbiri Hz. Fâtıma'ya cevap vermedi. Peygamberimiz, namazdan kalkınca, bunların isimlerini sayarak üç kere buyurdu ki:

- Ya Rabbi! Kureyşten şu topluluğu sana havale ediyorum.
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Konular birleştirilmiştir..
 

dost21

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2006
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
2
allah razı olsun paylaşımın için saol
 

Cabir_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Mar 2007
Mesajlar
16
Aldığı Beğeniler
0
- Babacığım, seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, bu yün örtüden başka örtünecek bir şeyim yoktur.

- Kızım, işte onunla örtün!

- Ey Babacığım! Başımı örtsem vücudum, vücudumu örtsem başım açık kalır.

---------------------------------------------------------------

- Kızım, sakın hâlinden şikâyet etme! Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben, yaratıkların en üstünü, Allahü teâlânın habîbi olduğum hâlde, üç gündür mideme bir lokma ekmek girmedi. Hâlbuki, Rabbimden istesem beni doyuncaya kadar yedirir. Fakat ümmetime ibret olması için geçici rızıkları, sonsuz rızıklar için feda ettim.

Resûlullah efendimiz, sonra mübârek elleriyle Hz. Fâtımanın omuzlarını tutarak buyurdu ki:

- Müjdeler olsun ey kızım, sen Cennet kadınlarının hanım efendisisin!
----------------------------------------------------------------


Sevgili Furkan kardeşim.Gayretin ve samimiyyetin için teşekkür ederim. Bu yazıları iyi niyyetle yazdığınızdan şüphem yok. hatta bunları ehli beyt sevgisini artırmak niyyetiyle siz de uydurmadınız. Fakat bazı konuların hassasiyetleri üzerinde ciddiyetle durursak o zaman herşey yerine daha güzel oturacak diye düşünüyorum. Bu konuda bana hak vereceğinizi sanırım.

Vahyin ilk indiği günlerede nazil olan Kalem suresi (2. suredir) ve Duha suresi (11. suredir iniş sıralamasında) kaleme aldığınız yazının tam tersini söylemektedir.

Kalem suresi:
1- Nun.
Kalem'e ve onların satır satır yazıp söylediklerine/ efsaneleştirdiklerine
kasem olsun ki/ bunları kanıt gösteririm ki:

2- Sen Rabbinin nimeti sayesinde, mecnun/ cinlenmiş/ deli değilsin.

3- Ve muhakkak senin için minnete bulaşmamış çok mal var.

Buradan anlıyoruz ki Rasulullah gerçekten çıok zengin ve varlıklı idi. İslam tarihi de bunu doğrulamaktadır. Zira daha önce ticaret yaptığı bilinen peygamberimizin risalet görevinden sonra ticaretle uğraşmaya devam ettiğini yazan hiç bir kaynak yoktur. Neden mi.? Çünkü Duhadaki ayetlerde bunu tasdik ediyor.

Duha suresi.
4- Sonrası senin için öncesinden elbette daha hayırlı olacak.
5-Ve Rabbin sana verecek sen de hoşnut olacaksın.
6- O seni yetim olarak bulup barınağa kavuşturmadı mı?
7- Seni şaşırmış olarak bulup hidâyet etmedi mi?
8- Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?
9- o halde yetimi kahretme!
10- İsteyeni azarlama.

Özellikle 5. ve 8. ayetlerden peygamberimizin zenginliği açıkça anlaşılmaktadır. Bu sebeple bu tür uydurmalar peygamberi sefil ve rezillik içerisinde görmek isteyen onun varlıklı olmasına bile tahammül edemeyen ahlaksızların onu, görmek istedikleri yerden bakarak hakaret maksadıyla söyledikleri teranelerden başka bir şey değildir.

Sadece bu kadar deyil. Maalesef İslami kaynakların çoğunda fakirliği, miskinliği ve ataleti cennet azığı olarak gösteren ve zenginliği cehennem sebebi olarak lanse eden sözde islamcılık oynayan rezillerin bunların ekmeğine yağ sürmeleri de işin cabası.!

Hatta rastladınız mı bilmiyorum ama Peygamberimizin vefatından önce zırhının bir Yahudide 30 sa' arpa ölçeği karşılığında rehin olarak kaldığını yazan zavallılar bile olmuştur. Güya bunlar İslami yazarlardı. Ama maalesef düşünceleri yahudice birdüşünce idi. Biz bunlara prim verdiğimiz içindir ki, eserleri yüz yıllardır müslümanlara kaynak olma özelliği taşımıştır.

Fatıma'nın aşırı yüceltilmesi mantığından hareket edilerek yazılan ve yukarda alıntı yaptığım:

-----------------------------
- Müjdeler olsun ey kızım, sen Cennet kadınlarının hanım efendisisin!
------------------------------

Sözünü peygamber söylemiş olamaz . Zira kadınların en hayırlısının Meryem olduğunu Allah tasdik ediyor. Ama biz peygamberleri yarış atı gibi birbiriyle üstünlük yarışına sürüklediğimiz için elbette Fatıma da bundan nasiplenmeliydi . İsterseniz Ayetlere bir daha dikkatlice görerek bakalım.

Ali İmran Suresi 42. Bir de melekler şöyle demişlerdi: Ey meryem, Allah seni seçti.Seni tertemiz kıldı ve seni alemlerin kadınları üstüne yüceltti.

Ali İmran Suresi 43. Ey meryem, Rabbinin huzurunda saygıyla el bağla.Secdeye kapan ve rüku edenlerle birlikte rüku et.

Ali İmran Suresi 44. Bu, gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz.Onlar, meryemin bakımını kimin üstleneceğini belirlemek için kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin.Çekiştikleri sırada da yanlarında değildin.

Ali İmran Suresi 45. Bir de melekler şöyle demişlerdi: Ey meryem!Allah seni, kendisinden bir kelimeyle muştuluyor.Adı, meryem oğlu İsa Mesihtir.Dünya ve ahirette yüz akıdır.Allaha yaklaştırılanlardandır.

Ali İmran Suresi 47. meryem dedi ki: Rabbim, çocuğum nasıl olur benim?Bana hiçbir insan dokunmadı ki! Allah cevap verdi: Allah dilediğini işte böyle yaratır.Bir iş ve oluşa karar verdiğinde sadece ona ol der; o hemen oluverir.

Sevgili dost: Allah bu ayetleri sadece peygambere indirmedi. Bizler de bu ayetlerle birebir muhatabız. Böyle olunca Dinimiz Hakkında yazılacak şeylerin Allahtan kabul görmesine dikkat edelim diyorum. Bana katılıp katılmayacağınızı bilmem . Ama şu da birgerçektir ki; doğrularımız Kur'anî olsun.
 

Cabir_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Mar 2007
Mesajlar
16
Aldığı Beğeniler
0
Abdullah ibni Mesûd der ki:

Resulullah efendimizin Kureyşe bedduâ ettiğini asla işitmedim. Yalnız birgün, Kâbe-i şerif yanında namaz kılıyordu. Ebu Cehil, kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı. O sırada bir kimse gelip, ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı. Ebu Cehil dedi ki:

- Bu kan ile bulaşmış işkembeyi, kim götürüp, Muhammed secdeye inince, arkasına koyar?

Fâtıma'ya haber verdi

Onların içinde en ziyade bedbaht Ukbe bin Ebî Muayt, bu çirkin işe girişip, onu, Peygamberimiz secdede iken üstüne koydu. Resulullah efendimiz secdeden kalkmadı. O bedbahtlar gülüştüler. O kadar ki, gülmekten birbirlerinin üzerine düştüler.

İbni Mesûd anlatmasına şöyle devam etti:

Ben uzaktan bakardım. Müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Nihayet bir kimse, Hz. Fâtıma'ya haber verdi. Hz. Fâtıma gelip, Resûl-i ekremin üzerinden onu kaldırdı. Bunları yapanlara ağır sözler söyledi, bedduâda bulundu. Hz. Fâtıma bu sıralarda küçük bir kız idi.

Müşriklerin hiçbiri Hz. Fâtıma'ya cevap vermedi. Peygamberimiz, namazdan kalkınca, bunların isimlerini sayarak üç kere buyurdu ki:

- Ya Rabbi! Kureyşten şu topluluğu sana havale ediyorum.
--------------------------------------------------------------


Sakın bedir harbinde Sahabe çok az olduğu için Fatıma da harp meydanında düşmana bakarak gözlerine korku ve dehşet saçtığı için müşrikler malup olmasınlar.?

Hatta Uhud harbinde durumun vehameti anlaşılınca <aman fatımayı çağırın da düşman saflarına nazar ederek onları darma dağın etsin> talimatı verilmiş olmasın.

Yapmayın kardeşim. İbni mes'ud bir erkek olmasına rağmen cesaret edemez ve peygamberi savunamazken fatıma bunu nasıl yapacak aceba.?

Her şeyi bir tarafa bırakalımda Bu olayın nakledildiği zamanlarda İbni Abbasın kaç yaşında olduğunu biliyor musunuz.? Tarihçilerin beyanına göre peygamberin vefatından 2 yıl önce hicretin 8. yılında ve henüz 12 yaşlarında iken iman ettiği tarihi kaynaklarda vardır.

Allahın rasulü sadece mekkede 13 yıl risalet görevi yaptığına göre İbni Mes'ud henüz dünyaya gelmesine bile 8-9 yıl var demektir. Atarken biraz düşünmeliyiz.

Yine tarihi kaynakların tespitine göre Fatımanın yaşı hicretten bir buçuk yıl öncesinde en az beş en fazla yedi yaşlarındadır. Yani nübüvvetin ilk yıllarında olan bu hadiseden haberi bile yoktur fatımanın. Oduğunu da kabul etsek küçücük bir çocuğun bir deve işkembesini kaldırabileceğini hangi akıl ve mantıkla açıklayacağız. Bir sığır derisi bile 25-30 kilo gelirken deve işkembesinide hafife almamak gerek diye düşünüyorum.

Fatıma'ya gelince Diyelimki böyle bir olay oldu ve Fatıma Bir erkeğin yapamayacağı cesareti göstererek bunu yaptı. Peygamberi bile öldürmek isteyen ve her türlü işkenceyi kendisine reva gören bu zalimler güruhu Ya fatımaha saldırsalardı ve üstünü başını yırtıp rezillik çıkarsalardı ne olacaktı. Derdiniz ne kardeşim fatımayı övmek adına bu kadar tehlikeli bölgeleri annelerimizi layık görüyorsunuz.?

Neden olmasın ! Madem peygambere bu zulüme ( üzerine işkembe atılmasına ) Allah müsaade ettiğine göre bu da olabilirdi. Arkasını düşünmeden Allah için bu rezaletleri birilreri yazdı diye inanmayın.

İşin daha da tuhafı, bu rivayet aynı sebeple anlatılıp kahramanınında Ebu bekr olduğu rivayet edilir. Kim ne uydurdu ise kabulümüz olmuş.
 
Üst Alt