Yeniden Doğuş

  • Konbuyu başlatan ŞEVVAL
  • Başlangıç tarihi
  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
Ş

ŞEVVAL

Guest
Peygamber Efendimiz (sav)in hadislerinde kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak olan ahir zaman hakkında çok detaylı bilgiler ve işaretler yer almaktadır. Peygamberimiz (sav)in verdi i bilgilere göre, bu dönemde birbiri ardınca pek çok önemli olay gerçekleşecektir. Ahir zamanın ilk devresinde dünyada büyük bir bozulma ve karmaşa hüküm sürecek, ikinci aşamada ise gerçek din ahlakının yaşanmasıyla birlikte yeryüzünde barış ve huzur hakim olacaktır.

Ahir zamanın ilk aşamasında, Yüce Allahın varlı ını kabul etmek istemeyerek ateizmi ve dinsizli i telkin eden birtakım felsefi sistemler nedeniyle, insanlar arasında büyük bir dejenerasyon ve kaos yaşanacaktır. İnsanlık, yaratılış amacından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak ve tüm insanlar bu sıkıntılara son verebilmek için, Nasıl kurtuluruz? sorusunun cevabını arayacaklardır.

Peygamberimiz (sav)in hadislerindeki, ahir zaman alametleri olarak bildirilen bu gelişmelerin pek ço u, günümüzde birebir haber verildi i şekilde gerçekleşmiştir. Son zamanlarda yeryüzünde savaş ve çatışmaların, terör, şiddet, anarşi ve kargaşanın, katliamların, işkencelerin giderek artmış olması ise, yine ahir zamanın ilk döneminin yaşanmakta oldu unun bir göstergesidir.

Peygamberimiz (sav)in hadislerindeki bilgilere göre Allah, bu karanlık dönemin ardından insanları ahir zamanın karmaşasından kurtaracak ve büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Allah, güzel ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona u rayan toplumları do ru yola iletmek için Mehdi, di er bir ifadeyle do ruya götüren sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Hz. Mehdi, Allahın izniyle, İslamiyeti tüm bozulmalardan, hurafelerden arındırarak gerçek Kuran ahlakının yaşanmasını sa layacaktır. Ahir zamanın ilk döneminde insanlı ın içerisinde bulundu u tüm bu karışıklıklara, toplumsal sorunlara, sosyal sıkıntılara çözüm getirecek; tüm yeryüzüne mutluluk, huzur, barış ve güzel ahlakın hakim olmasına vesile olacaktır.
 

hakan_48

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Eyl 2005
Mesajlar
580
Aldığı Beğeniler
5
Ben bir Allah dostunun sohbetinde dinlemiştim Mehdi Rasûl Mekkede dünyaya gelecek Anne ve Baba adları peygamberimizle aynı olacak oradan Medineye geçecek bizzat efendimiz (S.A.V)'le karşılıklı görüşecekmiş oradaki herkez onları görecekmiş, oradanda Kudus'e geçecekmiş oradada İsa (A.S) görüşecek, oradanda Konyaya geçecek oradaki Allah Dostlarıyla görüşecek enson olarakta İstanbuldaki Peygamber Efendimizin Hırkayı Saadetlerini ve emanetlerin alıp 300 tane Havarisiyle dünyaya hükmedecek bir rivayette 5 yıl bir rivayette 7 bir rivayettede 9 yıl dünyaya hükmedecek
 
Ş

ŞEVVAL

Guest
Orjinal Yazarı hakan_48
Ben bir Allah dostunun sohbetinde dinlemiştim Mehdi Rasûl Mekkede dünyaya gelecek Anne ve Baba adları peygamberimizle aynı olacak oradan Medineye geçecek bizzat efendimiz (S.A.V)'le karşılıklı görüşecekmiş oradaki herkez onları görecekmiş, oradanda Kudus'e geçecekmiş oradada İsa (A.S) görüşecek, oradanda Konyaya geçecek oradaki Allah Dostlarıyla görüşecek enson olarakta İstanbuldaki Peygamber Efendimizin Hırkayı Saadetlerini ve emanetlerin alıp 300 tane Havarisiyle dünyaya hükmedecek bir rivayette 5 yıl bir rivayette 7 bir rivayettede 9 yıl dünyaya hükmedecek
evet bende duydum..mehdi HZ nin bir çok özelli i peygamber efendimizle aynı olacakmış..
 

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
Adalet



İstanbul'un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.
Durum Hazreti Fatih'e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti:
- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz.
Hazreti Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar:
Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş.
Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş:
- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını müslümana vermiş.
Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.
Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik'e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar:
Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;
- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der.
Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:
- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.
Kadı, her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir.
Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul'a Hazreti Fatih'in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler:
- Bizler artık inandık ki, bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler.


Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi
 
Üst Alt