Şehbâz-ı cenâb-ı zülcelâlest semâFerrâş-ı kulûb-i ehl-i hâlest semâ
Der mezheb-i münkirân herâmest semâ Der mezheb-i âşıkân helâlest semâ
Zülcelâl olan Allah’ın doğanıdır sema. Hal ehlinin kalplerinin hizmetkarıdır sema.
Münkirlerin mezhebinde haramdır sema Aşıkların mezhebinde helaldir sema
Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumî (k.s)
Gelsin, varlık namına ne varsa gelsin,
Kâfiri, putperesti, mecûsisi gelsin.
Dergâhımızda bizim yoktur umutsuz,
Yüz kere tövbe edip tövbesini bozan gelsin."
"Semâ, sevgiliye olan naz ve niyazdır.
Sevgilide fani olma gayetidir.
Pervanenin ateşe uçmak için sıçramasıdır."
Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta
aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.
Dünya tuzaktır. Yemi de istek.
İstek tuzaklarından kaçının
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol.
Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları
olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da
nedir bir sevgiye harcanmadıktan,
bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
Nefsin, üzüm ve hurma gibi
tatlı şeylerin sarhoşu oldukça,
ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
"Bazen görünmeyen, gizli kalan,
Bazen görünen belli olan biziz.
Biz bazen mü'miniz, bazen mûsa'nın dinindeniz
Bazen de hıristiyan'ız
Bu gönlümüz, her gönlün örneği olmak için
Her gün bir başka suretle görünür kendini gösterir."
Herhangi bir kimsede, gizli bir aşk derdi yoksa, o yaşıyormuş gibi görünse de, onun gönlü ve canı yoktur. O âdeta gezen, dolaşan bir ölüdür. Eğer aklın varsa, git de Hak'dan derd iste, çünkü derdsiz olmak, aşk derdine düşmemek, tedavisi imkansız bir hastalıktır.
Hz. Mevlâna Muhammed Celaleddin-i Rûmî (k.s.)
