Gozumu kapatip varligin anlami uzerinde du$undugumde Muhammed'i ozluyorum... Ya$li degil, gulen gozlerle; aglayarak degil, gulerek; kasvetli degil, mutebessim bir cehreyle... Muhammed'i yeti$tiren $artlari ozluyorum...
Muhammed'in babasini hic tanimamasini; anne kucaginin sicakligini tatmayi$ini; dunyanin o en guzel $eyi olan annesinin parmak uclarini saclarinda gezdirmesini neredeyse hic bilmeyi$ini ozluyorum...
Yetimligini, oksuzlugunu ozluyorum onun... $imarik, yili$ik, bir dedigi iki edilmeyen; bir elinde cips, bir elinde kola tutan bir cocuk olarak degil, kuru ekmek yiyen bir kadinin oglu olarak buyumesini; hayatin butun acilarini bizzatihi ya$ayan olgun bir delikanli olmasini saglayan $artlari; sirca saraylardan degil kerpic duvarlar arasindan, toprak zemin ustundeki hasirdan, yemegini yedigi, suyunu ictigi toprak kaplardan; giydigi en siradan giysilerden hayata bakmasini ozluyorum...
Ve Hira... Kur'an'in yeryuzune ilk ula$tigi o kuytu mekan. Lo$ bir magara, yani ta$ ve topraktan orulu ilk peygamberlik mektebi...Bir du$unun gece karanliginda kimsesiz ve sessiz bir magara. Muhammed'in heyecanlandigi, titredigi, belki biraz da korktugu, o ilk tefekkurhane! İ$te orasini ozluyorum; hergun milyonlarcasinda 'iqra'' emrinin milyonlarca kez okundugu, ama hicbir ruhu diriltmeyen 'muhte$em' camileri degil...
Sonra tavizsiz davasini haykiri$ini...Neyine guveniyordu bu insan? Bu insan hic mi politik hesap bilmezdi? Ortamin ko$ullarini nasil da okuyamami$ti? Mekke'nin e$rafinin dedigi gibi ve onlarin penceresinden bakacak herkesin dedigi gibi bu delilik idi. Kac kisi toplayabilmisti ne kadar zamanda kac kisi toplayacakti bugun savundugu Hak dîn icin...
Taif'te du$luyorum onu. İcimden bir ses, 'neden senin de bir Taifin yok?' diyor! Taif'li genclerin ta$ladigi bir Peygamber! ustu yara, bere icinde kalmi$ bir Muhammed! Ayagindan kanlar akan bir Peygamber ! Davasinin hakki icin acisini o yufka yuregine gommus bir peygamber!
Canindan cok sevdigi Peygamberi olunce Medine'yi terkederek huznunu unutmaya cali$an Bilal'in, siradan degil, gercek namaz cagrisi... Hergun tam belirlenmi$ dakikasinda maa$li meslek erbabinca okunan, okuyanin da ne dedigini cok iyi bilmedigi bir cagriyla degil, dogallikla, samimiyetle, buyuk hislerle, yuzde yuz imani bir hedefle namaz icin yapilan bir cagri... Boyle bir ezani arzuluyorum...
Ama artik o hava yok.oyle gozukuyor ki bir daha da olmayacak
Muhammed'in babasini hic tanimamasini; anne kucaginin sicakligini tatmayi$ini; dunyanin o en guzel $eyi olan annesinin parmak uclarini saclarinda gezdirmesini neredeyse hic bilmeyi$ini ozluyorum...
Yetimligini, oksuzlugunu ozluyorum onun... $imarik, yili$ik, bir dedigi iki edilmeyen; bir elinde cips, bir elinde kola tutan bir cocuk olarak degil, kuru ekmek yiyen bir kadinin oglu olarak buyumesini; hayatin butun acilarini bizzatihi ya$ayan olgun bir delikanli olmasini saglayan $artlari; sirca saraylardan degil kerpic duvarlar arasindan, toprak zemin ustundeki hasirdan, yemegini yedigi, suyunu ictigi toprak kaplardan; giydigi en siradan giysilerden hayata bakmasini ozluyorum...
Ve Hira... Kur'an'in yeryuzune ilk ula$tigi o kuytu mekan. Lo$ bir magara, yani ta$ ve topraktan orulu ilk peygamberlik mektebi...Bir du$unun gece karanliginda kimsesiz ve sessiz bir magara. Muhammed'in heyecanlandigi, titredigi, belki biraz da korktugu, o ilk tefekkurhane! İ$te orasini ozluyorum; hergun milyonlarcasinda 'iqra'' emrinin milyonlarca kez okundugu, ama hicbir ruhu diriltmeyen 'muhte$em' camileri degil...
Sonra tavizsiz davasini haykiri$ini...Neyine guveniyordu bu insan? Bu insan hic mi politik hesap bilmezdi? Ortamin ko$ullarini nasil da okuyamami$ti? Mekke'nin e$rafinin dedigi gibi ve onlarin penceresinden bakacak herkesin dedigi gibi bu delilik idi. Kac kisi toplayabilmisti ne kadar zamanda kac kisi toplayacakti bugun savundugu Hak dîn icin...
Taif'te du$luyorum onu. İcimden bir ses, 'neden senin de bir Taifin yok?' diyor! Taif'li genclerin ta$ladigi bir Peygamber! ustu yara, bere icinde kalmi$ bir Muhammed! Ayagindan kanlar akan bir Peygamber ! Davasinin hakki icin acisini o yufka yuregine gommus bir peygamber!
Canindan cok sevdigi Peygamberi olunce Medine'yi terkederek huznunu unutmaya cali$an Bilal'in, siradan degil, gercek namaz cagrisi... Hergun tam belirlenmi$ dakikasinda maa$li meslek erbabinca okunan, okuyanin da ne dedigini cok iyi bilmedigi bir cagriyla degil, dogallikla, samimiyetle, buyuk hislerle, yuzde yuz imani bir hedefle namaz icin yapilan bir cagri... Boyle bir ezani arzuluyorum...
Ama artik o hava yok.oyle gozukuyor ki bir daha da olmayacak
Son düzenleme: