Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Gölge

Dost İstersen Allah Yeter
 
Üyelik Tarihi
1 Kas 2005
Mesajlar
4,662
Aldığı Beğeniler
29
Konum
İstanbul - Eyüpsultan
Takım
Galatasaray
58373.jpg


7000 yıllık geçmişe sahip olan Mısır'ın bugünkü hali nasıl? İmam-ı Şafi Hz.’nin türbesinin çevresi neden bakımsız? Hz. Ömer, Nil Nehri'ne neden pusula gönderdi? Raif öztürk yazdı.


A. Raif Öztürk'ün yazısı

Ne zaman her hangi bir ülkeyi ziyaret etsem, kendi ülkemin değeri gözümde mutlaka bir kat daha artmıştır. Japonya ve İngiltere gibi teknoloji lideri ülkelerin bile benim ülkemin güzellikleri yanında, mukayese kabul etmediğini bizzat müşahede etmiştim.
Her birinin kendilerine has üstün meziyetlerine rağmen, yine kendilerine has bir sürü eksiklikleri ve mahrumiyetleri de var.
Bu ileri seviyede ve medeni zannettiğimiz ülkelerdeki parlaklığın arkasında, maneviyatsızlıktan kaynaklanan bin bir türlü huzursuzluklar, tatminsizlikler ve mutsuzluklar, insanların ruhunu kemiriyor. Yüksek düzeyde intiharlara sebep oluyor.
*******
Sempozyum için gittiğimiz Mısır’da, ilk göze çarpan mahrumiyetlerin en önemlisi baştaki başların, kendi dünyaları ile halk arasına oluşturdukları geniş bir gaflet duvarıdır. Bunun apaçık tezahürü ise halkın, devlet şefkatinden mahrumiyetidir.
Yollar, sokaklar, camiler, türbeler (hatta İmam-ı Şafi Hz.’nin türbe çevresi bile, bizim eski Sulukule gibi) bakımsız. Trafik ise bir hayli keşmekeş…
Mısır’da yarı resmi El-Ahram gibi, yarı askerî bir yönetim var.
Sokaktaki dilencileri bırakınız, müzedeki görevliden havaalanı personeline kadar, insanlar ‘aleni olarak bahşiş isteyecek’ duruma düşürülmüş.
Bunları müşahede ettikten sonra “..keşke Mısır’a gelmeseydim de, hayalimdeki Mısır yıkılmasaydı” diye düşündüm. Kendi ülkem ile mukayese ederek, binlerce şükrettim…
*******
Diğer yandan; bu ülkenin de kendilerine has özellikleri ve birçok güzellikleri var.
Nil nehri 6695 Km. uzunluğu ve bahşedilen bereketi ile adeta Mısır’a hayat veriyor.
Nil’i mübarek nedeniyle Mısır tarihi, 7000 yıl öncesine kadar uzanıyor. Mısır’ın tarihi zenginlikleri adeta yerden fışkırıyor.
Daha biz oradayken Mısırlı arkeologların, Kahire'nin güneyindeki mezarlıkta bulunan bir türbeden 30 mumya daha çıkardıklarını öğrendik.
Kahire'nin 35 kilometre güneyinde 4650 yıllık Sakkara piramidinin yakınında bulunan 11 metre derinlikteki türbede, 8 lahit olduğu tespit edildiğini duyduk. Arkeolog Abdülhalim Karar, lahitlerin 4 bin 400 sene öncesine ait olabileceğini söylemiş. Mumyalar, duvardaki oyuklara yerleştirilmiş. Mısır Antikalar İdaresi başkanı Zâhi Havas, bulunan türbenin "mumya deposu" durumunda olduğunu ifade etmiş.
Kendi programlarımızı aksatmamak için oraya gidemedik.
Firavunların firavunlukları kadar haşmetli olan PİRAMİTLERİ, Kahire müzesini, Kavalalı M. Ali Paşa camisini, kaleyi, İmam-ı Şafi Hz. Türbesini, camisini ve ünlü camileri gezdik. Kitap fuarını gezdik ve Türk stantlarını ziyaret ettik.
Nil nehrinin güzelliklerine bir günde doyamadık. Seyahatimizin son gününde de tekrar Nil’e giderek motor kiraladık. Nilcity Gemi Restorant da yemek yedik. Timsahlı bölge çok güneyde kalıyormuş, oralara gidemedik...
*******
Mısır’da, NİL nehrinin taşmasıyla ilgili bir kıssa anlatılır, şöyle ki:
Mısır, Hz. Ömer (r.a.)’ın halifeliği zamanında fethedilmişti. Mısır’ı fetheden komutan ise Hz. Amr bin As (r.a.) idi. Fetihten sonra Mısırlılar, Amr bin As (r.a.)’a gelerek bir adetlerini anlattılar:
- “Ey komutan, atalarımızdan öğrendiğimiz âdetlerimize göre, Haziran ayının on ikinci gecesi, 12-13 yaşlarında bakire bir kızı güzelce süsleyip giyindiririz. Sonra Nil nehrine atarız. Böyle yaptığımız zaman Nil nehri kabarır ve çevresini sulamaya devam eder.”
Amr bin As (r.a.) Mısırlıların heyetine:
- “Böyle bir işin İslâm’da yeri yoktur. İslâm, geçmişteki kötü âdetleri kaldırmıştır,” diyerek bu kötü âdeti yasakladı.
O yılın Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında Nil nehrinde hiç kabarma ve taşma görülmedi. Nil nehri mevsiminde taşmayınca, kuraklık başladı. Halk göç etmeye hazırlandı. Amr bin As (r.a.) durumu bir mektupla halifeye bildirdi.
Hz. Ömer (r.a.), Hz. Amr’a gönderdiği cevabında şunları yazdı:
- Şüphesiz ki sen doğrusunu yapmışsın. Elbette İslâm, geçmiş kötü âdetleri kaldırmıştır. Sana mektubun içinde, ayrıca bir pusula gönderiyorum. Bu pusulayı Nil nehrine at.
Hz. Amr bin As (r.a.) pusulayı okudu. Şöyle yazıyordu:
“Allah’ın kulu ve müminlerin emîri Ömer’den, Mısır’ın Nil’ine. Eğer sen kendiliğinden akmakta idiysen, şimdi de akmayıver! Fakat Bir olan ve Kudret sahibi Allah’ın c.c. emriyle akıyor idiysen, Allahu Tealâ’dan dileriz ki, seni coşturup taşırsın.”
Hz. Amr (r.a.) pusulayı Nil nehrine attı. Akabinde bir sabah, nehrin yedi-sekiz metre kadar yükselerek taştığını gördüler. O günden sonra Nil’in bu hareketi ve bereketi günümüze dek sürüp gelmiştir…
*******
İftiharla nakledeceğim bir başka konu ise bizim ülkemize bahşedilen Risale-i Nur ekolünün ve hizmetlerinin, Kahire’de de başlamış ve yayılarak çoğalıyor olmasıdır.
Daha önceki yıllarda birçok Risale-i Nur dershanesi açılmış. Her birinde üniversiteli talebeler kalıyor. Haftanın belli günlerinde de halka Risale sohbetleri sunuluyor.
Biz otelde yer ayırttığımız halde bizi otele bırakmadılar. Bu güzel dershanelerin birinde, (yeni açılmış olan dershanede) bizleri beş gün misafir ettiler.
Bizim kaldığımız dershanede, çeşitli ülkelerden 26 üniversiteli öğrenci kalıyor.
Beş katlı, her katı 170 m2, tüm sosyal imkânlara sahip, yeni ve modern bir bina.
Bahçesi hurma ağaçları, çimen ve özel çiçeklerle peyzaj yapılmış.
Genç üniversiteliler bizlere, beş yıldızlı otel hizmetlerini aratmadılar. Risale-i Nur sempozyumu için, Sadece Türkiye’den gelen yüze yakın misafiri kusursuz ağırladılar. Kendilerini ve yöneticilerini tebrik ediyor, şükranlarımızı arz ediyorum.
Onları dünyanın refahına ve tüm insanlığın iman selâmetine atılmış münbit tohumlar olarak görüyorum.
Mısır sempozyumunun yapılmasında büyük rol oynamışlar ve her yıl yapılacağını müjdelediler ve bizleri yine davet ettiler…
*******
Mısır denilince, Gazze’ye karşı sınırlarını kapatan ‘gaddar bir devleti’ hatırlamamak mümkün değil. Allah c.c. ıslâh etsin…
Ancak yüreğimize su serpen bir yardımlaşma örneğini de, kaldığımız dershane kadrosunda müşahede ettik. Aralarında ve çevrelerinden topladıkları para ve malzemeleri, kendi hizmet araçlarıyla Gazze’ye götürmüşler. Kan ağlayan muhtaçlara teslim etmişler. Tabii ki bu arada, arabalarının yakıt deposu kapağının yanına, 12 cm. boyunda bir şarapnel yarası, yani isabet almışlar. Gazi olan hizmet aracının o kısmını henüz tamir etmemişler. İbret için, bu gazi aracın fotoğrafını yazı ekinde yolluyorum.
Editör kardeşlerimizden de yayınlanmasını rica ediyorum…​
 
Üst Alt