Allah Resûlü nün hane-i saadetlerinde yiyecek bulunmadığı günler olurdu.Yiyecek geldiğinde de Resûlullah onun bir kısmını ailesi için alır, bir kısmını da ehl-i suffeye gönderirdi. Hz. Aişe validemiz Resûlullahın ve ailesinin yaşayışını şöyle ifade etmiştir: "Resûlullah Medineye hicretinden vefatı zamanına kadar onun ailesi üç gün arka arkaya buğday ekmeğinden karnını doyurmadı."(2)
Hz. Peygamber mescidden sabahleyin eve gelir, yiyecek bir şey var mı, diye sorardı. Bazen evde yiyecek bir şey bulunmaz ve kendisine: "Yok yâ Resûlellah!" diye cevap verilirdi. Resûlullah da" öyle ise ben oruçluyum"derdi.(3)
Evde yiyecek bir şey olmadığından dolayı üzülmez, hanımlarına da kızmaz, aksine bunu oruç tutmak için bir fırsat kabul ederek hemen oruç tutmaya niyet ederdi. Böylece hem Allahın
rızasını kazanıyor ve hem de ashabına ve kıyamete kadar gelecek olan insanlara örnek oluyordu.
Hz. Peygamberin açlıktan karnına taş bağladığı olurdu. Şair bu hususu bir beytinde şöyle ifade eder:
Taş bağladı meca ile batn-ı pâkine Dünyaya rağbet eylemedi seyyüdül-beşer.
Ünlü divan şâiri Hâkânî, Peygamber efendimizin şekil ve şemailinden bahsettiği meşhur eseri Hilye-i Hakâni sinde Efendimizin bu hususunu ne güzel belirtir: Yoksulluğu ihtiyar ederdi Yokluk ile iftihar ederdi. Görüldüğü gibi Allahın elçisi ve sevgili kulu olan yüce Peygamberimizin evinde bazen yiyecek birşey bulunamıyordu. O istese krallar gibi yaşayabilirdi. Ashabı onu çok seviyordu. Herşeylerini ona feda etmek istiyorlardı. Peygamber efendimiz istese Allah da kendesine enva-i çeşit nimetler lütfederdi. Fakat Resûlullah, ashabı sıkıntı içerisinde iken kendisi nimet içerisinde yaşamayı istemiyor, onların yaşadığı gibi sıkıntılı bir hayatı tercih ediyordu
2 Müslim, Birr, 69; Tirmizi, Birr,82.
3 Serfurûeder: Baş eğer; Lîk: Lakin
Hz. Peygamber mescidden sabahleyin eve gelir, yiyecek bir şey var mı, diye sorardı. Bazen evde yiyecek bir şey bulunmaz ve kendisine: "Yok yâ Resûlellah!" diye cevap verilirdi. Resûlullah da" öyle ise ben oruçluyum"derdi.(3)
Evde yiyecek bir şey olmadığından dolayı üzülmez, hanımlarına da kızmaz, aksine bunu oruç tutmak için bir fırsat kabul ederek hemen oruç tutmaya niyet ederdi. Böylece hem Allahın
rızasını kazanıyor ve hem de ashabına ve kıyamete kadar gelecek olan insanlara örnek oluyordu.
Hz. Peygamberin açlıktan karnına taş bağladığı olurdu. Şair bu hususu bir beytinde şöyle ifade eder:
Taş bağladı meca ile batn-ı pâkine Dünyaya rağbet eylemedi seyyüdül-beşer.
Ünlü divan şâiri Hâkânî, Peygamber efendimizin şekil ve şemailinden bahsettiği meşhur eseri Hilye-i Hakâni sinde Efendimizin bu hususunu ne güzel belirtir: Yoksulluğu ihtiyar ederdi Yokluk ile iftihar ederdi. Görüldüğü gibi Allahın elçisi ve sevgili kulu olan yüce Peygamberimizin evinde bazen yiyecek birşey bulunamıyordu. O istese krallar gibi yaşayabilirdi. Ashabı onu çok seviyordu. Herşeylerini ona feda etmek istiyorlardı. Peygamber efendimiz istese Allah da kendesine enva-i çeşit nimetler lütfederdi. Fakat Resûlullah, ashabı sıkıntı içerisinde iken kendisi nimet içerisinde yaşamayı istemiyor, onların yaşadığı gibi sıkıntılı bir hayatı tercih ediyordu
2 Müslim, Birr, 69; Tirmizi, Birr,82.
3 Serfurûeder: Baş eğer; Lîk: Lakin