HZ. ÜMMÜ HABİBE VÂLİDEMİZ VE BABASI EBU SÜFYAN
Kureyşin Hudeybiyye anlaşmasına uymayıp, musâlaha şartlarını ihlâli üzerine Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.), Mekkenin fethi hazırlıklarına başladı.
Müslümanlar Huzaâ kabilesi, Kureyş de Benî Bekir kabilesi ile müttefik idiler. Huzaâlılar ile Benî Bekir arasında çıkan harbde, Kureyş, Benî Bekiri açıkça desteklemiş hatta Huzaâlılar Harem-i Şerîfe iltica etmişken bile orada onları öldürmüşlerdi. Bunun üzerine Huzaâlılar müslümanlardan yardım istediler.
Kureyşin reisi Ebû Süfyân, Hudeybiyye anlaşmasının müddetini uzatmak için Medineye geldi. Bir sözle bütün kabileleri İslâm aleyhinde ayaklandıran bu adam, Medîne'ye gelince şaşırdı kaldı. Çünkü Medine, bu haberle çalkanıyordu. Herkes bu hadiseden bahsediyordu. Eli boş Mekke'ye dönmek, işine hiç gelmezdi. Doğrudan Hazret-i Peygamber'i görmeye ise cesaret edemiyordu. Onun için Ebu Süfyan önce kızına gitti. Kızı Hazret-i Ümmü Habîbe, Hazret-i Peygamberin zevcesiydi. Onun şefâatini dileyecekti. Kızı babasını karşıladı, içeri aldı, fakat babasını Peygamber Efendimizin oturduğu yere oturtmak istemediğinden minderi toplayıp kaldırdı. Ebû Süfyan bunun farkına vardı ve sordu:
Kızım, minderi mi benden esirgedin, yoksa beni mi minderden? Kızı cevap verdi:
Bu, Peygamberimize aittir, sen ise müşriksin, bu yüzden üzerine oturmanı istemedim.
Ebû Süfyan içerledi:
Kızım, dedi, bizden ayrılalı sana bir hâl olmuş, Sen çok değişmişsin.
Ebû Süfyan, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile görüşdü ise de bir cevap alamadı. Sıra ile Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali gibi Ashâın büyüklerine müracâat ederek şefaatta bulunmalarını, müsâlahanın uzatılmasına tavassutlarını dilediyse de olmadı. Musâlahayı uzatmadan geriye döndü. Ebu Süfyan (r.a) Mekkenin fethi esnâsında müslüman oldu.
Kureyşin Hudeybiyye anlaşmasına uymayıp, musâlaha şartlarını ihlâli üzerine Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.), Mekkenin fethi hazırlıklarına başladı.
Müslümanlar Huzaâ kabilesi, Kureyş de Benî Bekir kabilesi ile müttefik idiler. Huzaâlılar ile Benî Bekir arasında çıkan harbde, Kureyş, Benî Bekiri açıkça desteklemiş hatta Huzaâlılar Harem-i Şerîfe iltica etmişken bile orada onları öldürmüşlerdi. Bunun üzerine Huzaâlılar müslümanlardan yardım istediler.
Kureyşin reisi Ebû Süfyân, Hudeybiyye anlaşmasının müddetini uzatmak için Medineye geldi. Bir sözle bütün kabileleri İslâm aleyhinde ayaklandıran bu adam, Medîne'ye gelince şaşırdı kaldı. Çünkü Medine, bu haberle çalkanıyordu. Herkes bu hadiseden bahsediyordu. Eli boş Mekke'ye dönmek, işine hiç gelmezdi. Doğrudan Hazret-i Peygamber'i görmeye ise cesaret edemiyordu. Onun için Ebu Süfyan önce kızına gitti. Kızı Hazret-i Ümmü Habîbe, Hazret-i Peygamberin zevcesiydi. Onun şefâatini dileyecekti. Kızı babasını karşıladı, içeri aldı, fakat babasını Peygamber Efendimizin oturduğu yere oturtmak istemediğinden minderi toplayıp kaldırdı. Ebû Süfyan bunun farkına vardı ve sordu:
Kızım, minderi mi benden esirgedin, yoksa beni mi minderden? Kızı cevap verdi:
Bu, Peygamberimize aittir, sen ise müşriksin, bu yüzden üzerine oturmanı istemedim.
Ebû Süfyan içerledi:
Kızım, dedi, bizden ayrılalı sana bir hâl olmuş, Sen çok değişmişsin.
Ebû Süfyan, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile görüşdü ise de bir cevap alamadı. Sıra ile Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali gibi Ashâın büyüklerine müracâat ederek şefaatta bulunmalarını, müsâlahanın uzatılmasına tavassutlarını dilediyse de olmadı. Musâlahayı uzatmadan geriye döndü. Ebu Süfyan (r.a) Mekkenin fethi esnâsında müslüman oldu.