ALLAH-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: ‘Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl, kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!" (Al-i İmran; 147)
Bu ayet-i kerimede, mümin olan kimseler için çok büyük bir müjde vardır. ALLAH-u Zülcelal’ın tövbe kapısı, öyle büyük bir merhamet ve nimet kapısıdır ki, biz bunun kıymetini maalesef bilmiyoruz.
İbadet yapmak, cenneti kazanmaya ve ebedi olarak orada kalmaya sebep olur. Birçok evliya sekarat esnasında ağlamışlardır. Onlara:
─ Niçin ağlıyorsunuz? Diye sormuşlar, onlar da şöyle demişlerdir:
─ Biz cennete girmekten ya da cehenneme girmekten dolayı ağlamıyoruz. İbadet yapma fırsatı elimizden gidiyor. Onun için ağlıyoruz.
Onun için pişmanlığın fayda verdiği zamanımız varken, pişman olalım. Yoksa pişman olmanın hiçbir menfaat vermediği zamana bırakırsak, hiçbir fayda elde edemeyiz.
Rivayet edildiğine göre, İsa Aleyhisselam çevresindekilere:
─ Buğday tanesi nerede biter? Diye sordu. Onlar da:
─ Buğday tanesi toprakta biter, dediler. O zaman İsa Aleyhisselam şöyle dedi:
─ Öyleyse, insan fakirlik ve zillet halinde olmazsa, onda hikmet ve menfaat bitmez. İnsan aynı toprak gibi olup, insanlara menfaat verirse ve ALLAH-u Zülcelal’in karşısında da fakirlik ve zillet halinde olursa, hikmet sahibi olur.
Bir kimse, önce ALLAH-u Zülcelal'in zikri ile meşgul olup daha sonra bu zikrinden gafil kaldığı zaman; ALLAH-u Zülcelal’in zikri ile meşgulken ALLAH'ın feyzi, nisbeti ve rahmeti o kimsenin üzerine gelir. Fakat O'ndan gafil olup halini değiştirdiği zaman, ALLAH-u Zülcelâl’in feyzi, nisbeti ve rahmeti de o kimsenin üzerinden kesilir.
Mademki, ALLAH-u Zülcelal’den başka yardımcımız yoktur, öyleyse kendimize biraz çekidüzen vermemiz lazımdır. Yoksa bir de bakarız ki ALLAH-u Zülcelal küçük bir hatamız yüzünden durumumuzu, halimizi değiştirivermiş. Ve Onun bu şekilde yapmasına mani olacak hiç kimse yoktur. Onun için çok dikkatli olmamız lazımdır.
İnsan ALLAH-u Zülcelal’e ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın, sadece küçük bir hata ile de O'ndan o derece uzaklaşabilir. İnsanın hata yapmasının sebebi ise ALLAH-u Zülcelal’in kudret ve azametini idrak edememesinden dolayıdır. O'na karşı ne kadar da zayıf olduğunu bilmemesinden dolayıdır.
İnsan ALLAH-u Zülcelâl ile arasındaki durumdan ne kadar çok korkar, ne derece dikkat ederse, ALLAH-u Zülcelâl’ın yanında o kadar makbuldür.
Bu ayet-i kerimede, mümin olan kimseler için çok büyük bir müjde vardır. ALLAH-u Zülcelal’ın tövbe kapısı, öyle büyük bir merhamet ve nimet kapısıdır ki, biz bunun kıymetini maalesef bilmiyoruz.
İbadet yapmak, cenneti kazanmaya ve ebedi olarak orada kalmaya sebep olur. Birçok evliya sekarat esnasında ağlamışlardır. Onlara:
─ Niçin ağlıyorsunuz? Diye sormuşlar, onlar da şöyle demişlerdir:
─ Biz cennete girmekten ya da cehenneme girmekten dolayı ağlamıyoruz. İbadet yapma fırsatı elimizden gidiyor. Onun için ağlıyoruz.
Onun için pişmanlığın fayda verdiği zamanımız varken, pişman olalım. Yoksa pişman olmanın hiçbir menfaat vermediği zamana bırakırsak, hiçbir fayda elde edemeyiz.
Rivayet edildiğine göre, İsa Aleyhisselam çevresindekilere:
─ Buğday tanesi nerede biter? Diye sordu. Onlar da:
─ Buğday tanesi toprakta biter, dediler. O zaman İsa Aleyhisselam şöyle dedi:
─ Öyleyse, insan fakirlik ve zillet halinde olmazsa, onda hikmet ve menfaat bitmez. İnsan aynı toprak gibi olup, insanlara menfaat verirse ve ALLAH-u Zülcelal’in karşısında da fakirlik ve zillet halinde olursa, hikmet sahibi olur.
Bir kimse, önce ALLAH-u Zülcelal'in zikri ile meşgul olup daha sonra bu zikrinden gafil kaldığı zaman; ALLAH-u Zülcelal’in zikri ile meşgulken ALLAH'ın feyzi, nisbeti ve rahmeti o kimsenin üzerine gelir. Fakat O'ndan gafil olup halini değiştirdiği zaman, ALLAH-u Zülcelâl’in feyzi, nisbeti ve rahmeti de o kimsenin üzerinden kesilir.
Mademki, ALLAH-u Zülcelal’den başka yardımcımız yoktur, öyleyse kendimize biraz çekidüzen vermemiz lazımdır. Yoksa bir de bakarız ki ALLAH-u Zülcelal küçük bir hatamız yüzünden durumumuzu, halimizi değiştirivermiş. Ve Onun bu şekilde yapmasına mani olacak hiç kimse yoktur. Onun için çok dikkatli olmamız lazımdır.
İnsan ALLAH-u Zülcelal’e ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın, sadece küçük bir hata ile de O'ndan o derece uzaklaşabilir. İnsanın hata yapmasının sebebi ise ALLAH-u Zülcelal’in kudret ve azametini idrak edememesinden dolayıdır. O'na karşı ne kadar da zayıf olduğunu bilmemesinden dolayıdır.
İnsan ALLAH-u Zülcelâl ile arasındaki durumdan ne kadar çok korkar, ne derece dikkat ederse, ALLAH-u Zülcelâl’ın yanında o kadar makbuldür.
Son düzenleme:
