İlk dönemin zâhid sûfîlerinden biri de Ebû Abdullah Muhammed b. Hafîf-i Şîrâzî dir (rah).
Ruveym, Ebû Muhammed-i Cerîrî, İbn Atâ ve diğer velîlerin sohbetlerine katılıp kendilerinden feyiz almıştır. 371 (982) senesinde vefat etmiştir.
İbn Hafîf, zamanında şeyhlerin şeyhi ve sahasında emsali bulunmayan bir zattı.
İbn Hafîf demiştir ki: İrade (gerçek müridlik), rahatı terk ederek (ibadet ve terbiye yolunda) sürekli gayret ve yorgunluk içinde olmaktır.
İbn Hafîf demiştir ki: Bir mürid için, nefsinin ruhsatlarla amel etmesine müsamaha gösterip değişik tevil ve yorumları kabul etmesinden daha zararlı bir şey yoktur.
İbn Hafîf e, mânevî yakınlığın ne olduğu sorulunca şöyle demiştir: Kulun Allah a yakın olması, devamlı O nun emirlerine uymasıdır. Allah
ın kuluna yakın olma ise, sürekli onu özel yardımı ile desteklemesidir.
İbn Hafîf demiştir ki: Mânevî yola girişimin ilk günlerinde, çoğu kez bir rekatta on bin defa İhlâs sûresini okurdum. Çok defa, bir rek
atta bütün Kur anı baştan sona okuyarak hatmederdim. Çok defa, sabahtan ikindiye kadar bin rek at namaz kılardım.
Ebû Ahmed Sagîr şöyle anlatmıştır: Bir gün İbn Hafîf in yanına bir fakir (derviş) gelerek, Bende vesvese var diyerek sıkıntısını dile getirdi. İbn Hafîf şöyle dedi: Benim ilk zamanımda sûfîler şeytanla eğlenirdi; şimdi ise şeytanlar sûfîlerle eğleniyor.
İbn Hafîf demiştir ki: Nâfile namazları ayakta kılamayacak kadar zayıf düştüm. Bunun üzerine günlük vird olarak ayakta kıldığım her rek atın yerine oturduğum yerde iki rek at namaz kıldım. Bunu,
Oturarak namaz kılanın namazı, ayakta kılanın yarısı kadar sevaptır (bk. Müslim, Müsâfirîn, 120; Ebû Davud, Salât, 175; Tirmizî, Mevâkît, 157; Nesâî, Kıyâmül-Leyl, 20, 21; İbn Mâce, İkâme, 141; Ahmed, Müsned, 2/162, 192.) hadisine uyarak yaptım.
Kuşeyri Risalesi
Ruveym, Ebû Muhammed-i Cerîrî, İbn Atâ ve diğer velîlerin sohbetlerine katılıp kendilerinden feyiz almıştır. 371 (982) senesinde vefat etmiştir.
İbn Hafîf, zamanında şeyhlerin şeyhi ve sahasında emsali bulunmayan bir zattı.
İbn Hafîf demiştir ki: İrade (gerçek müridlik), rahatı terk ederek (ibadet ve terbiye yolunda) sürekli gayret ve yorgunluk içinde olmaktır.
İbn Hafîf demiştir ki: Bir mürid için, nefsinin ruhsatlarla amel etmesine müsamaha gösterip değişik tevil ve yorumları kabul etmesinden daha zararlı bir şey yoktur.
İbn Hafîf e, mânevî yakınlığın ne olduğu sorulunca şöyle demiştir: Kulun Allah a yakın olması, devamlı O nun emirlerine uymasıdır. Allah
ın kuluna yakın olma ise, sürekli onu özel yardımı ile desteklemesidir.
İbn Hafîf demiştir ki: Mânevî yola girişimin ilk günlerinde, çoğu kez bir rekatta on bin defa İhlâs sûresini okurdum. Çok defa, bir rek
atta bütün Kur anı baştan sona okuyarak hatmederdim. Çok defa, sabahtan ikindiye kadar bin rek at namaz kılardım.
Ebû Ahmed Sagîr şöyle anlatmıştır: Bir gün İbn Hafîf in yanına bir fakir (derviş) gelerek, Bende vesvese var diyerek sıkıntısını dile getirdi. İbn Hafîf şöyle dedi: Benim ilk zamanımda sûfîler şeytanla eğlenirdi; şimdi ise şeytanlar sûfîlerle eğleniyor.
İbn Hafîf demiştir ki: Nâfile namazları ayakta kılamayacak kadar zayıf düştüm. Bunun üzerine günlük vird olarak ayakta kıldığım her rek atın yerine oturduğum yerde iki rek at namaz kıldım. Bunu,
Oturarak namaz kılanın namazı, ayakta kılanın yarısı kadar sevaptır (bk. Müslim, Müsâfirîn, 120; Ebû Davud, Salât, 175; Tirmizî, Mevâkît, 157; Nesâî, Kıyâmül-Leyl, 20, 21; İbn Mâce, İkâme, 141; Ahmed, Müsned, 2/162, 192.) hadisine uyarak yaptım.
Kuşeyri Risalesi