Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

halim

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Şub 2006
Mesajlar
33
Aldığı Beğeniler
0
397. İbni Mes'ud radıyallahu anh dedi ki :

Bize, dogru söyleyen, dogrulugu tasdik ve kabul edilmiş olan Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem haber verdi ve şöyle buyurdu :

"Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk günde derlenir toplanır. Sonra ikinci kırk günlük süre içinde pıhtı haline döner. Sonra da bir o kadar zaman içinde bir parça et olur. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve melek, ona ruh üfler. Bu melek dört şeyle; anne rahmindeki canlının rızkını, ecelini, amelini, iyi biri mi, yoksa kötü biri mi olacagını yazmakla emrolunur."

Abdullah İbni Mes'ud der ki: Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, sizden biri, cennetliklerin yaptı ı işleri yapar ve kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır da, sonra anne karnında yazılan yazının hükmü öne geçer, cehennemliklerin yaptıgı işleri yapar ve cehenneme girer. Yine sizden biri cehennemliklerin yaptıgı işleri yapar ve kendisi ile cehennem arasında bir arşın mesafe kalır; sonra anne karnında yazılan yazının hükmü öne geçer ve o kişi cennetliklerin yaptıgı işleri yapmaya devam eder de, neticede cennete girer.[1]

Açıklamalar

Hadisimizin ravisi Abdullah İbni Mes'ud, Peygamber Efendimiz'in dogruluk hususundaki seçkin niteliklerini belirterek bu hadisi nakletmiştir. Çünkü hadiste verilen bu haberi, insanlar anlamakta güçlük çekebilirler, akıllarının yetmedigi bu konuyu kabul etmeme gibi bir hataya düşebilirlerdi. Oysa, Resülullah'ın verdigi bir haberi reddetmek mü'mine yakışmaz. Çünkü her akıl her şeyi kavrayamaz. Kavrayamadıgı şeyi reddetmek, akıllı bir insanın yapacagı şey degildir. Ona düşen vazife, kendisinin anlayamadıgını bir anlayanın bulunacagını düşünerek, dogru haberi başkalarına ulaştırmaktır. Nitekim Kur'an'ın bir çok ayeti zaman içinde, ilmin ve fennin gelişmesiyle daha iyi anlaşılmıştır. Peygamber Efendimiz'in hadislerinin bir kısmı için de durum aynıdır. Hadisleri nakleden raviler, anlamasalar da işittiklerini aynen nakletmiş, bu rivayetleri kitaplarına alan musannifler de onları aynı sadakatla kaydetmiş ve günümüze ulaşmasını saglamışlardır. Bu durum, hadis rivayetinin ne kadar büyük bir hassasiyetle ele alındıgının da önemli bir delilidir.

Bu hadisin ortaya koydugu gerçek, günümüzün gelişmiş tıbbının deneylerle ortaya çıkardıgı gerçekle uyum içindedir. Anne rahmine düşen bir çocuk, kırkar günlük üç devreden sonra tam olarak teşekkül eder ve ilk canlılık belirtisi bu sürenin sonunda görülür. İlk kırk günlük süre, orada mayalanma ve şekillenmeye müsait hale gelme dönemidir. İşte bu dönem nutfe diye adlandırılmaktadır ki, meni demektir. Meni ise az su anlamına gelir. Nutfe denilmesinin bir başka sebebi de, bu maddenin akıcı ve yapışkan olmasındandır. Anne rahmindeki ikinci kırk günlük süre ise, nutfenin bir pıhtı haline dönüşme dönemidir. Alak kelimesi kan pıhtısı anlamına gelirse de, burada kastedilen anlam döllenmiş yumurta yani embriodur. Çünkü embrio canlı olup, gelişmeyi bünyesinde barındırır. Kan pıhtısı tabiri, cansızlıga delalet eder. Böyle bir anlam ise buraya uygun düşmemektedir. İkinci kırk günlük süre bu şekilde geçer ve oluşumunu tamamlar. Üçüncü kırk günlük süre, anne rahmine düşen canlının bir et parçası haline dönüşme ve bu şekilde gelişme dönemidir. Bu kademeli oluşum ve gelişimin pek çok hikmet ve faydaları vardır. Şayet çocuk bir anda teşekkül etseydi, muhtemelen anne buna tahammül edemez, bedenen ve ruhen hastalanırdı. Bu safhalar, anneyi yavaş yavaş dünyaya getirece i canlıyı taşımaya alıştırır, çocugun da anne karnındaki gelişimi tamamlanır. Çocuk doguncaya kadar, bu gelişme seyri devam eder. Öte yandan bu durum, insanların Cenab-ı Hakk'ın gücünü ve kudretini, kendisine gerçek manada kulluk edip şükretmelerine vesile olacak nimetlerini, insan olarak en güzel surette yaratılışlarını, akıl ve ruh gibi üstün hasletlere sahip oluşlarını anlamalarına da bir vesiledir.

Bu safhalardan sonra, bütün uzuvlarıyla teşekkül etmiş olan cenine can verilir ve Allah tarafından gönderilen görevli bir melek önce ona ruh üfler. Daha sonra, do acak olan çocu un ölümüne kadar, hayattaki her türlü davranışı demek olan amelinin nasıl olacagını, hayat süresini, rızkını veya cennetlik cehennemlik olacagını yazar. Kişinin ameli, onun işledigi her çeşit hayır ve şerri, iyilik ve kötülügü kapsar. Her insan, bu davranışlarına göre iyi ve kötü olarak nitelendirilir. İnsanın hayatının ne kadar devam edece ini, ömrünün nasıl sona erecegini de bu görevli melek yazar. Melegin yazdıgı bir başka şey, insanın rızkıdır. Rızkı az mı yoksa çok mu olacak, helal mi yoksa haram mı yiyecek, rızkını hangi yollardan temin edecek? Bütün bunlar levh-i mahfuz denilen ve bilgisi sadece Allah katında olan bir kitapta yazılıdır. Netice itibariyle kişinin cennet veya cehennem ehlinden olacagı da görevli melek tarafından kaydedilir. Cenab-ı Hakk'ın bunları melege yazdırması, her şeyin bilgisinin kendi katında bulundugunu onlara göstermek, bu durumu insanlara da ögretmek gayesiyledir. Herkesin yazısı boynunda asılıdır; fakat bunu ne insanın kendisi ne de başkası bilme ve görme imkanına sahip degildir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Her insanın amelini boynuna doladık. Kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacagı bir kitap çıkarırız: Kitabını oku, bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter, deriz"[2]. İnsanın boynunda asılı olan bu kitap, bir nevi onun zimmetinde olan eşya gibidir. Çünkü onda yazılı olanlar, kişinin hayatı boyunca yaptıklarıdır.

Burada çok kere yanlış anlaşılan bir konuyu kısaca açıklamamız gerekir. Yukarıda anlatılanlar, halk arasında kader veya alın yazısı olarak bilinip adlandırılan hususlardır. Bu adlandırma dogrudur; yanlış olan, kendisini başına gelenlere mahkum hissetmesi, azim ve gayreti, çalışıp çabalamayı terketme hissine kapılmasıdır. Oysa kişinin başına ne gelecegini, akibetinin nasıl olacagını Allah'tan başka kimse bilemez. Kişi, Allah kendisi hakkında öyle yazdıgı için bu şekilde hareket ediyor degildir. Bu anlayışın aksine, kişinin nasıl hareket edece ini Cenab-ı Hak ilm-i ezelisi, sonsuz olan ilmi ile bildigi için öyle yazmıştır. Böyle olmasaydı, kişinin iradesi olmaz, neticede yaptıklarından da sorumlu tutulmazdı. Halbuki insan, her yaptıgından sorumludur. Sadece aklı ve idraki olmayanlar sorumlu degildir. O halde kader, akıl ve irade sahibi insanın, üzerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirmesinden sonra ortaya çıkan neticeye rıza göstermesi, vazifesini yapmış olmanın huzuru içinde olması ve isyan etmemesidir.

Peygamber Efendimiz'in bu hadisini yorumlayan İbni Mes'ud, yaygın olarak meydana gelmese bile, bazı kere herkesin dikkatini çeken bir hususa açıklık getirmektedir. Bu husus, hayatı boyunca cehenneme girmeye sebep olacak işleri yapıp sonunda cennetlik olmak veya cennete girmeye vesile olacak işleri yapıp sonunda cehennemlik olmaktır. Allah'ın bir lütfü olmak üzere, birinciler çok görülürse de ikinci sınıfa girenler son derece azdır. Ömrünü küfür ve isyan bataklı ında geçirmiş veya günahlara dalmış nice insanın, hayatının sonunda hakikati seçtigi ve Allah'ın hoşnutlugunu kazanacak iyi işler yaptıgı bilinen ve görülen bir gerçektir. Hadisimiz, insan ile cennet veya cehennem arasındaki mesafeyi arşın gibi kısa bir uzunluk birimiyle açıklarken, bu ikisine girmede davranışlarımızın önemini ortaya koymuş, iyi ve güzel işler yapmamız, kötü ve çirkin işler yapmaktan da sakınmamız gerektigine dikkatimizi çekmiştir.

Bazı rivayetlerde, İbni Mes'ud'a ait olan kısım da Peygamberimiz'in sözü gibi nakledildiginden, biz bunu tercümede parantezle belirtme ihtiyacı hissettik.[3]

Bu hadis, insanın yaptıgı iyi ve güzel amellerle gururlanmamasını, kendini be enme, kibirlenme ve kötü huy gibi sevilmeyen hallerden uzak durmasını tavsiye etmekte, öte yandan işledigi bir takım günahlar sebebiyle Allah'tan ümit kesmeyip korku ile ümit arasında bir hayat sürmesi icab ettigini bize ögretmektedir. Ayrıca, dünyada insanlar hakkında cennetlik cehennemlik gibi kesin hükümler vermenin mümkün olmadıgını da göstermektedir.

Hadisten Ögrendiklerimiz

1. Kaza ve kadere iman etmek, hayrın ve şerrin Allah'tan olduguna inanmak farzdır.

2. İlk bakışta anlaşılması mümkün olmayan dogru haberleri reddetmek caiz de ildir.

3. Çocugun anne karnında bir gelişim safhası vardır. Bu safhaların bilinmesi gerekir. Çünkü anne karnındaki çocugun da hakları vardır.

4. İyi işler işlemeye özen göstermeli ve bunları sürekli hale getirmeliyiz. Buna karşılık, kötü ve çirkin işlerden de uzak durmalıyız.

5. Hiç kimse sadece işledi i iyi amellere güvenmemeli, yaptıgı kötülükler sebebiyle de Allah'tan ümit kesmemelidir.

6. İnsanlar hakkında cennetlik ve cehennemlik gibi kesin hükümler vermekten kaçınmak gerekir.

7. Kişinin dünyadaki son haline göre hakkında mü'min veya kafir muamelesi yapılır.
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun...Ellerine saglık..
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Biz anneler dünyaya evlat getiriyoruz amma zannetmiyelimki onları kendi gayret ve gücümüzle getiriyoruz mahza Mevlanın bizlere lütfu ile o mini mini varlıkların
dünyaya gelişi bile taktire şayan bir halde Mevlanın meccanen bizlere yardımı ile oluyor ...

işte size HZ ALLAH'ın ve Meleklerin anneye yardımı


NİTEKİM


Nesefi h.z leri buyuruyorki

Doğum vakti geldiği zaman Cenabı ALLAH 2 Melek gönderir biri sağında biri solunda

Cenabı Allah bebeğin çıkmasını murad ettiği zaman sağındaki Melek bebeği sola doğru kaldırır

Soldaki Melek sağa doğru kaldırır o anda anne acılar içinde kıvranır ...

FEYEKULUL MELAKANİ RABBENA ACİZNA AN İHRACİHİ


2 MELEK birden şöyle derler YARABB biz bu bebeği çıkarmaktan aciz kaldık sen bize yardım eyle derler...

FETECELLAHÜ AZZE VECELLE VE YEKULÜ ABDİ MEN ENE


Cenabı Azze ve Celle tecelli eder derki ey kulum ben kimim

FEYEKULÜL CENİNE ENTELLAHÜLLEZİ LAİLAHE İLLA ENTE VE YESCÜDÜ FEYEHRUCÜ MİN SÜCÜDİHİ ALA RE'SİHİ

Çocuk derki sen olbir Zati Ecelli Alasınki senden başka Mağbut İlah yoktur der ve secdeye kapanır secde halinde secde ederken başı üzeri çıkar gelir
...
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Yüreğine sağlık,bilgiler için ALLAH razı olsun...

4. İyi işler işlemeye özen göstermeli ve bunları sürekli hale getirmeliyiz. Buna karşılık, kötü ve çirkin işlerden de uzak durmalıyız.

5. Hiç kimse sadece işlediği iyi amellere güvenmemeli, yaptıgı kötülükler sebebiyle de ALLAH'tan ümit kesmemelidir
 
Üst Alt