Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
70.000 TEVHİD KELİMESİ OKUYUNCA...
Şeyh Ebür-rebi, bir keresinde La ilahe illallah sözünden ibaret olan Tevhid kelimesini 70.000 defa söylemişti. Fakat, onun sevabını herhangi bir kimseye bağışlamaya henüz niyet etmemişti.
Bir gün, bir cemaatle birlikte, sofrada yemek yiyordu. Cemaat arasında kalp gözü açık bir gençte vardı. Genç yemeğe elini uzattığı sırada, aniden feryada başladı. Yemekten elini çekti.
Ona, Niçin ağlıyorsun? diye soruldu.
Genç: Şu anda cehennemi ve annemin de cehennemde azapta olduğunu gördüm. Bu sebepten ağlıyorum, dedi.
Şeyh Ebür-rebi bu sözleri duyunca içinden: Ya Rabbi, biliyorsun ki, ben 70.000 defa Tevhid Kelimesini söylemiştim. O yetmiş bin Tevhid Kelimesinin sevabını, bu gencin annesinin, azaptan kurtulması için ona bağışlıyorum, diye niyet etti.
Şeyh Ebür-rebi içinden böyle niyet edince, genç birden tebessüm etti, yüzü güldü:
Ne oldu? diye sorulduğunda, şu cevabı verdi: Annemi görüyorum. Şu anda cehennem ateşinden kurtuldu. Sonra cemaat yemek yemeğe devam ettiler.
Şeyh Ebür-rebi sofrada bulunanlara şu açıklamayı yaptı: Bu gencin keşfi doğrudur. Eğer 70.000 defa la ilahe illallah denip bir ölünün veya dirinin cehennem ateşinden kurtulması için bağışlanırsa, bunun faydası mutlaka görülür.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
BABANIN KABİR AZABI NASIL KALKTI?
Büyük Veli İbrahim Gülşenî, bir kabre uğradığında, kabirdeki kişinin azap içinde olduğunu keşfen görmüştü.
Aradan bir müddet geçtikten sonra, tekrar o kabrin yanından geçti. Kabre tekrar baktığında azabın kaldırılmış olduğuna tanık oldu. Bunun nasıl gerçekleştiğine hayret etti. O sırada kendisine bir sesleniş geldi. Deniyordu ki:
Bu kabirde yatan kimsenin küçük bir çocuğu vardı. Annesi o çocuğu okumaya gönderdi. Çocuk Allah ismini söylemeyi öğrenince, söylediği Allah ismi hürmetine babasının azabı kaldırıldı...
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
GÖNÜL İNCİTEN ERENLERİN SOHBETİNDE BULUNAMAZ
Şah-ı Nakşibendinin talebelerinden biriydi. Hocasıyla ilgili yaşadığı ilginç bir hatırasını anlatması istendiğinde, şu olayı anlattı:
Bir gün memleketim Nesefte komşum olan bir zat ile kavga ettim. O kimse, benden çok incindi.
Bir müddet sonra, Buharaya gidip hocam Nakşibendi Hazretlerini ziyaret ettim. Bana hiç yüz vermediler. Araya birçok kimseleri koyup affetmelerini istedim, netice alamadım. Çok yalvardım. En sonunda buyurdular ki:
Memleketine gidip, gönlünü incittiğin kimsenin hatırını hoş etmedikçe, seni sohbetimizde bulundurmayız.
Gayet üzüntülü olarak, memleketime geri döndüm. Gönlünü incittiğim kimseye vardım. Fakat o zat, benimle barışmaya bir türlü yanaşmıyordu. O yüzden günlerim, hep üzüntü içinde geçiyordu.
Bir gün, Şah-ı Nakşibendinin şehrimize geldiğini duydum. Benim evime uğradıklarında, hiç oturmayıp derhal kavga ettiğim kişinin evine gittiler. O zattan özür dilediler. Benim hatamı kendileri üzerlerine aldıklarını söyleyip affetmelerini rica ettiler.
O kimse, Nakşibend Hazretleri gibi büyük bir evliyanın bu duyarlılığından dolayı şaşkına döndü. Kendine gelip çok ağladı. Benim kusurumu aftan başka, böyle bir olaya sebep olduğu için özürler dilemeye başladı. Hazretin ellerine kapanıp talebelerinden sayılmasını rica etti.
Böylece hocamın engin hoşgörüsü ve yardımıyla o zatın bana olan küskünlüğü gittiği gibi, aramızda son derece samimi bir dostluk da başlamış oldu.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
GURURLA GELDİ, TEVAZU İÇİNDE GİTTİ
Tarihte Gazneliler Devletini kurmuş olan Sultan Mahmud, evliyanın ileri gelenlerinden Ebul Hasan Harkanînin ziyaretine gitmişti. O büyük zat bu ziyarette ayağa kalkmamış, koca sultanı oturarak karşılamıştı.
Görüşme bittikten sonra, Ebul Hasan sultanı yolcu etmek üzere oturduğu yerden kalktı. Sultan Mahmut, bu durumu hayretle karşıladı.
Efendim! Geldiğim zaman bana hiç iltifat etmemiş, oturduğunuz yerden kımıldamamıştınız. Şimdi ise giderken ayağa kalkarak yolcu ediyorsunuz. O hal neydi, bu hal niyedir? diye sebebini sormaktan kendini alamadı.
Ebul Hasan Harkanî, ona şu düşündürücü cevabı verdi: Sultanım, buraya padişahlık gururu içinde; beni denemek, hakkımda söylenenlerin doğru olup olmadığını anlamak için gelmiştiniz.
Şimdi ise, beni tanıdığınız için, yanımdan bir öğrenci ve derviş tevazuu içinde gidiyorsunuz.. Önceki gururunuz sebebiyle sizi oturarak karşıladım. Fakat şimdiki tevazuunuzdan dolayı da, ayağa kalkıyorum.
_________________
Gurur, sahibine ancak zillet yani aşağılanma getirir. Mütevazı, yani alçakgönüllü olanı ise, Allah insanların gözünde saygın kılar.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
HIRSIZ
Büyük din bilginlerinden Mâlik bin Dinârın evine, bir gece hırsız girdi. Sağa bakar, sola bakar, köşe bucak her yanı yoklar, ama evde çalacak bir şey bulamaz.
Evden savuşup gitmeyi düşünür. Ev sahibi Mâlik, onun bütün hareketlerini izlemiştir. Hırsız kapıdan çıkarken, ardından seslenir: Ziyaretçi kardeşim, nedir bu acelen?
Hırsız bu sesleniş karşısında şaşırır, ürperir. Ancak Malikin ses tonundaki yumuşaklık ve okşayıcılık, onun korkusunu giderir.
Mâlik bin Dinâr: Kusura bakma! Bizden bir dünyalık edinemedin, âhiretin için bir şey kazanmak ister misin? diye sorar hırsıza.
Hırsız, gizemli bir hava içinde hisseder kendini. İlk defa birisi ona suçlu muamelesi yapmamakta, insan yerine koymaktadır. Bu duygular içinde: İsterim elbette, der.
Mâlik, şefkatle seslenir: Öyle ise, korkma, beni kendine dost bil. Şu su ile abdest al da, iki rekat namaz kıl şuracıkta!..
Hırsız, derhal abdest alır, iki rekat namaz kılar. Bunun üzerine Mâlik: Dostum! Sabaha kadar burada kal, hiçbir endişe duyman gerekmez, der.
Hırsız da sabaha kadar o evde kalır. Sabah olunca, Mâlik ile hırsız, sabah namazını cemaat ile kılmak üzere mescide giderler.
Mâliki yanında biri ile birlikte görenler: Efendi hazretleri, bu yanınızdaki adam kimdir? Daha önce hiç buralarda görmedik, diye sorarlar.
Mâlik: O bizi çalmaya gelmişti, ama biz onu çaldık ve şimdi de dost ve kardeş olduk,
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ALLAHIM! BİZ DIŞINI SÜSLEDİK,
SEN DE İÇİNİ SÜSLE!
Bir gün maneviyat büyüklerinden
Seyfettin Halvetinin sohbet meclisine
bir sarhoş gelip nârâlar atmaya başladı.
Seyfettin Halveti bu duruma hiç kızmadı.
Sarhoşu alıp eve götürdü.
Güzel elbiseler giydirdi.
Ağzını, yüzünü yıkadı.
Bıyıklarını düzeltti. Temiz bir görünüş kazandırdı.
Sonra da:
Ya Rabbi!
Biz onun dışını süsledik,
görünüşünü düzelttik;
sen de onun içini süsle,
gönlünü düzelt! diye dua etti.
O kişi yatarken,
değişik bir rüya görerek birden uyandı.
Kendine yapılanları görünce,
Seyfettin Halvetinin ellerine kapanarak af diledi.
Yaptıklarından tövbekâr olup,
şeyhin talebeleri arasına girdi.
_________________
Hatalı ve günahkâr insanları,
toplumdan dışlamak uygun bir yol değildir.
Asıl hüner, bu gibi insanları topluma kazandıracak,
kendine ve insanlara yararlı hale getirecek
sabrı ve olgunluğu gösterebilmektir.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
İKİ REKAT NAMAZ, DÜNYALARA BEDEL, AMA...
Gönül gözü açık bir zat olan Mutarrif bin Abdullah
bir gün kabristana uğramıştı.
Bir kabrin yanında, iki rekat namaz kıldıktan
sonra yorgunluktan uyuya kaldı.
Gözleri kapanır kapanmaz o kabrin sahibini
rüyasında gördü.
Kabrin sahibi ona:
Siz sevabının ne kadar büyük olduğunu
bilmeden ibadet ediyorsunuz. Biz ise,
bunu bildiğimiz halde, artık ibadet edemiyoruz.
Ben senin kıldığın 2 rekat namazı kılabilseydim,
benim için dünyalar kadar kıymetliydi... dedi.
Mutarrif, ona: Bu kabristanda olanların durumu
nasıldır? diye sordu.
Kabir sahibi: Buradakilerin hepsi müslümandırlar
ve hepsi de kabirde hayır bulmuşlardır, dedi.
Mutarrif: Bunların en hayırlısı kimdir?
diye sordu.
Şurada yatandır, diye cevap verdi.
Mutarrif içinden: Allahım! onu kabrinden
çıkart ve benimle konuştur diye dua etti.
Birden o kabirden, genç bir adam çıktı.
Mutarrif ona sordu: Senin yaşın; çok ibadet
yapmaya; hacca, umreye,
Allah yolunda cihada pek elverişli değil.
Buna rağmen bu üstün dereceyi nasıl kazandın?
Genç ölü: Bana çeşit çeşit dertler verilmişti.
Ve ben bunlara sabretmiştim.
İşte bu üstün dereceye, bu sabırla eriştim..
cevabını verdi.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
İLİM İÇİN NELERE KATLANDILAR?
Dört büyük mezhepten birinin kurucularından olan Ahmed bin Hanbel, Peygamberimizin sözlerini derlemeye âdeta hayatını adamıştı. Peygamberimize ait olduğunu işittiği bir sözü, ilk kaynağından zaptetmek için, aylarca yol yürümeyi zevkle göze alırdı.
Bir keresinde bir Peygamber sözünü tespit için, uzun bir yolculuğa çıkması gerekmişti. Bu sözü peygamberden duyan kişiyi bulduğunda onun, önündeki köpeğe ekmek vermekle meşgul olduğunu gördü.
Selâm verdi. Selâmı alan zat, Ahmed bin Hanbelle konuşmadan köpeğe ekmek vermeye devam etti. Köpeği doyurduktan sonra, Ahmed bin Hanbele dönerek şöyle dedi:
Seninle değil de köpekle meşgul olduğuma kızmış olabilirsin. Ama, bu köpek aç kalmış, Allah da beni onun karşısına çıkarmıştır. Halinden perişanlığını anladığım bu köpeği doyurmaya mecburdum. Zira Allah Resûlünden şu kulaklarımla işittim ki:
Kim, bir ihtiyaç sahibinin kendisine sergilediği ihtiyacını -elinden geldiği halde- karşılamazsa, Allah da âhirette onun hiç bir ihtiyacını karşılamaz.
Bu köpek, bana, perişan halini göstererek ihtiyacını arz etti. Ondan yüz çevirsem, âhirette de benden yüz çevirilir.
Ahmed bin Hanbel, daha fazla dayanamayıp: Tamam tamam, işte aradığım peygamber sözünü bulmuş oldum, dedi.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
GİZLİ VERİLEN SADAKANIN DEĞERİ
Allah yeryüzünü ilk yarattığı zaman, yeryüzü sallanmaya başladı. Bunun üzerine dağları yarattı. Ve yeryüzüne yerleştirdi. Böylece yeryüzü istikrara kavuştu.
Melekler, dağların bu gücü karşısında şaşırıp kaldılar. Ey Rabbimiz! Yaratıkların arasında dağlardan daha kuvvetli olanları var mıdır? dediler.
Allah: evet, demir madeni vardır, dedi.
Melekler: Ey Rabbimiz! Yaratıkların arasında demirden daha kuvvetli olan var mıdır? deyince, Allah: Evet, ateş vardır, buyurdu.
Melekler: Ey Rabbimiz! Yaratıkların arasında ateşten daha kuvvetli olan var mıdır? dediler. Allah: Evet, su vardır,- buyurdu.
Melekler: Ey Rabbimiz, yaratıkların arasında sudan daha kuvvetli olan var mıdır? dediler. Allah: Evet, rüzgâr vardır, buyurdu.
Melekler: Ey Rabbimiz! Yaratıkların arasında rüzgârdan daha kuvvetli olan var mıdır? diye sorunca, Allah şu cevabı verdi: Evet, vardır. Sağ eliyle sadaka verdiğinde, sol elinden bu verdiğini gizleyen insanoğlu vardır.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ANA DUASI
Musâ peygamber, Tûr Dağında Allah ile konuşma şerefine erdikten sonra: Yâ Rabbi, benim Cennetteki komşularım kimlerdir, bazılarını bildirir misin? diye bir istekte bulunmuştu.
Allah, Musâ peygambere: Senin Cennetteki komşularından biri, falan yerde yaşayan bir kasaptır. Görmek istersen, dükkânı falan yerdedir. Git, bir gece kendisine misafir ol, buyurdu.
Musâ Peygamber, bu kasabın nasıl bir iyilik işleyerek kendine Cennette komşu olmayı hak ettiğini düşündü. Bu merakla, onun bulunduğu bölgeye doğru yola çıktı. Nihayet kasabı bularak: Ey Allahın kulu, bu gece sana misafir olacağım, kabul eder misin? dedi.
Kasap: Hay hay! Tanrı misafirlerine, kapım daima açıktır, akşam olsun da eve birlikte gidelim, dedi.
Akşam olunca, kasap elindeki zembilin içini yiyeceklerle doldurdu. Birlikte evin yolunu tuttular. Eve gelip odanın bir köşesinde dinlemeye çekildikleri bir sırada kasap:
Bana müsaade buyurun, evvela şu salıncakta, değerli bir misafirim daha vardır. Onun hatırını sorup ihtiyaçlarını karşılayayım, sonra sizinle ilgilenirim, dedi. Odanın bir köşesinde asılı duran salıncaktan bir kadın çıkardı. Yaşlı kadının altını temizledi. Elbisesini değiştirdi. Adeta bir iskeletten ibaret kalmış ihtiyarın bütün hizmetini görüp, yemeğini yedirdikten sonra, tekrar yerine yatırdı. O sırada İhtiyar kadının anlaşılır anlaşılmaz bir şeyler söylendiği duyuldu. Kasap da bu sözlere âmin dedi.
Salıncaktaki yaşlı kadının hizmetini tamamlayıp evdeki misafire hizmete başlayan kasaba, Musâ peygamber sordu: Bu kimdir ki, kendisine bu kadar özenle hizmet ediyorsun?
Kasap cevap verdi: Bu benim anamdır. Vaktiyle benim bütün zahmet ve sıkıntılarıma katlanmış vefakâr bir kadındır. Şimdi ben kendisine evlâtlık görevimi yapmaya çalışmaktayım.
Peki, hizmetinin sonunda bir şeyler söyledi, sen de âmin, dedin; o neydi?
O mu? Olacak şey değil ama o söylüyor işte! Annem, hizmetlerimden çok memnun kaldığı için, bana her gün, Oğlum, Musâ Peygambere Cennette komşu olasın. diye dua eder; ben de âmin derim. Bu olacak iş mi? Musâ Peygamber kim, ben kim? Ben onun yanına bile yaklaşabilir miyim hiç?
Bu esnada kendisini tanıtan Musâ Peygamber: Müjdeler olsun sana, dedi.Ben Musâ Peygamberim. Cennette senin bana komşu olacağını Allah haber verdiği için, komşumu görmek üzere buraya gelmiştim. Anana hizmetten sakın geri kalma, diyerek oradan ayrıldı.
_________________
Annenin çocuğuna duası, Allah yanında en makbul dualardan biridir. Anasının hayır duasını alanlara ne mutlu!..
 
Üst Alt