Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Dünyevîleşmenin ve onun bugünkü hayatta etkin kolu olan kapitalizmin, nasıl bir insan profili istediğini görmek isterseniz, reklamları izleyin. Reklamlar aslında sizi bu tarz bir insana dönüştürmek için yapılmış reklamlardır. Bu insan profili tüketim endekslidir. Tükettikçe, bir şeyler satın aldıkça mutlu olmaktadır. (Tüketimle mutluluk arasındaki bağın hiç de reklamlarda gösterildiği gibi olmadığına dair Batı'da yapılmış psiko-sosyolojik araştırmalar mevcuttur.) Bu insan her türlü özneyi, fikri ve daha nice şeyi tüketime indirgemekte ve tüketince amacına ulaşmış gibi gösterilmektedir.

Evet, reklamlar insan zihnindeki her şeyi tüketime bağlamak için yapılırlar. Buna din bile dahildir. Paranın dini olmadığını söyleyenler bu bakımdan yanılıyorlar galiba. Çünkü pekâla paranın da dini, hatta dinleri vardır. Para ve dünyevîleşme yeri geldiğinde her türlü dinin simgelerini ve değerlerini kullanabilmektedir.

İşte, içinde bulunduğumuz Ramazan'ı bile buna dahil ettiler. Zaten çağın ve ortamın imana ve İslâma dair kavramlar için çok da sağlam temeller sağlamadığı bir gerçektir. Galiba biraz da bundan cesaretlenerek dünyevîleşme bizim için çok hayatî kavramları da kendi yönünde yontmaya uğraşmaktadır. İçini boşaltmaya hatta kendi değerleriyle doldurmaya çabalamaktadır.

Meselâ, Ramazan ayına girmeden önce gözüme ilişen bir reklam, bana bu açıdan bir hayli çarpıcı geldi. İzleyenleriniz var mı, bilemiyorum ama reklamda iftar vaktinde iftar topunu patlatan bir beyefendi, eve gelip sofranın başına kurulur. Aile halkıyla beraber mutlu mutlu çorba içmeye başlarlar. Sonunda bu hazır çorba markasının sloganı ekrana gelir, ve okunur: "İftar vakti, çorba vaktidir, çorba vakti X vaktidir"!

Ne kadar da net değil mi? İftar vakti gibi önemli bir vakit çorba gibi hatta hazır çorba gibi basit bir nesneye indirgeniyor. Bu yapılınca gerisi kolay& Çorba vakti de direk üretici firmanın vaktine dönüşüyor haliyle. Aslında daha önceki ramazanlarda da bu tür reklamlar vardı. Bilhassa bazı içecek firmaları bu konuda çok başarılı(!) reklamlar yapmışlardı.

Halbuki iftar vakti hiç de öyle bir çorba vakti değildir. İftar vakti, belli yiyecek ve içecekleri tüketme vakti de değildir. Ramazan da dünyevî tüketimin arttığı bir "pazar ve pazarlık" mevsimi değildir. Tersine Ramazan ayı uhrevî üretimin, daha doğrusu ihsanın, rahmetin arttığı bir uhrevî pazardır. Bu reklamı izlediğimde yanımda küçük bir çocuk olsaydı, herhalde reklamın yanlış olduğunu izah etmek için çok çabalardım. Ama emin olun bu çabayı sarf ederdim. Yine de yanımdaki insanlara durumu kısaca izah etme ihtiyacı hissettim.

Belki biz bir reklamdan etkilenmeyebiliriz, ama söz konusu olan sadece bir reklam değildir& Reklamın ele verdiği zihniyettir. Bu zihniyet ise hayatımızın her alanındadır. Meselâ; Kur'ân ayında aşırı tüketimin artması neyle açıklanabilir? Eski Ramazanlardaki muhteşem ramazan kültürünün bugüne yansımalarının ilginç bir şekilde tüketim kültürüne dönüşmesini nasıl anlayacağız? "Bereket" kavramıyla "israf" kavramının neredeyse birbirinin yerine geçtiği zihinlerde yaşanan kaymaları, keşmekeşi fark edebiliyor musunuz?

Bu zihniyetin etkisinden kendimizi korumamız ise, Ramazanın onların gösterdiği gibi olmadığını bizzat yaşayarak göstermemizle mümkündür. İftar, sahur, teravih, zekât gibi Ramazan'a özel veya Ramazan'da ayrı bir mânâ kazanan kavramlara aslî, Peygamberî, Kur'ânî nazarlarla bakmalı, içlerini yine aslî, Peygamberî, Kur'ânî anlamlarla doldurmalıyız. İsraftan bilhassa bu ayda şiddetle kaçınmalıyız. (Bu noktada zihnime Ramazan-İktisat-Şükür risâleleri geliyor. Bu üçlünün bir arada kullanılmış olması da hayli manidar, değil mi?..)


Meselâ; iftar vakti ne çorba vaktidir, ne kola vakti. Oysa iftar vakti, Ezan-ı Muhammedî'nin vaktidir. Dolayısıyla namaz vaktidir. Oruç gibi bir ibadetin zirve vaktidir. Duâ vaktidir...

Ramazan ayı ise öyle bir aydır ki insanlara hidayet eden, rehber olan Kur'ân bu ayda indirilmiştir. Kur'ân ayıdır Ramazan. Kur'ân vasıtasıyla Resûlullah'a yakınlaşma ayıdır. Günahlardan tamamıyla kaçınıp, nefsi terbiye edip hakikî kul olma ayıdır Ramazan...

Söylenenleri arttırmak mümkün, ama siz onları zaten okuyorsunuz, daha da önemlisi yaşıyorsunuz...


Başta reklamları izleyin demiştim ya... Vazgeçtim. Siz reklamları izlemeyin! Böylece kazandığınız vaktinizi, bir-iki sayfa fazla Kur'ân okumaya, bir iki rekat fazla namaz kılmaya, hatta ailenizle, dostlarınızla bir iki dakika fazla muhabbet etmeye harcayın. Bu Ramazanda siz kârlı çıkın!

AHMET TAHİR UÇKUN
 
Üst Alt