Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

FaniDünya

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2005
Mesajlar
332
Aldığı Beğeniler
1
Hz. Ai_e (r.a.) buyurmu_tur ki:
"Resûlullah (s.a.s.) bir sefere ç1kaca1 zaman kad1nlar1 aras1nda kur'a çeker, kur'a kime ç1karsa onu beraberinde sefere götürürdü.

Bir sefer s1ras1nda da benim okum ç1kt1 ve yolculuuna ben refakat ettim. Bu sefer, örtünme emri geldikten sonra idi. Ben yol s1ras1nda deve s1rt1nda giden bir mahmil içinde ta_1n1yordum. Konak yerlerinde de onun içinde iken iniyordum. Resûlullah (s.a.s.)'1n o gazvesi sona erinceye kadar hep böyle yol ald1k. Nihayet geri döndü ve Medine'ye yak1n bir yerde konaklad1k. Geceleyin bir müddet kald1ktan sonra dönü_ emri verildi. Dönü_ emri ç1kt11 s1rada ben kalk1p (kâza-y1 hacet için tek ba_1ma) ordudan ayr1l1p gittim. 0htiyac1m1 gördükten sonra bineime geri geldim. O s1rada gösümü yoklad1m. Yemen'in göz boncuundan yap1lm1_ gerdanl11m kopmu_tu. Aramak üzere geri döndüm. Onu aramak beni epeyce oyalad1. Benim bineimle me_gul olan askerler gelip mahmilimi deveme yüklemi_ler. Zannetmi_ler ki ben mahmilin içindeyim. O zamanlar kad1nlar çok hafifti. Az yedikleri için _i_man deillerdi. Askerler mahmilini kald1r1rken hafifliine _a_1rmay1p yüklemi_ler. Ben zaten küçük ya_ta bir kad1nd1m: Hülâsa devemi sürüp gitmi_ler.

Ordu gittikten sonra gerdanl11m1 buldum. Ordugâha geri döndüüm zaman kimseyi bulamad1m. Herkes gitmi_ti. Önce bulunduum yere geldim. Beni bir müddet sonra kaybetmi_ olduklar1n1 farkederek aramaya geleceklerini dü_ündüm. Bu halde iken uyku bast1rm1_ ve uyuyup kalm1_1m.

Safvan 0bnu Muattal es-Sülemî, (1) geri gözcülüü vazifesiyle ordugâh1n gerilerinde geceyi geçirmi_ti. Sabah olunca benim menzilden geçerken uyuyan bir insan karalt1s1 görerek yan1ma geldi. Görür görmez beni tan1d1. Zira örtünme emri gelmezden önce beni görmü_tü.

Ben onun istirca sesiyle "0nnâ lillah ve innâ ileyhi râci'ûn =Biz Allah'1n kullar1y1z ve Allah'a dönüp varaca1z" uyand1m. Derhal ba_örtümle yüzümü örttüm. Allah'a kasem olsun bana tek kelime konu_mad1, istircâ1ndan ba_ka bir tek sözünü de i_itmedim. 0ndi ve devesini 1ht1rd1. Binmem için devenin ön ayaklar1na aya1yla bast1. Ben de bindim. Devemi önden çekti, böylece yol ald1k. Ordu bir yerde konaklad11 s1rada onlara yeti_tik.

(Gecikme hadisesini iftira vesilesi yaparak) benim yüzümden helâk olanlar oldu. Bu i_te en büyük vebal de Abdullah 0bnu Ubey 0bni Selûl'e dü_mü_tü.

Medine'ye geldiimiz zaman bir ay kadar hasta yatt1m. Meer bu esnada iftira edenlerin dedikodular1 herkesi me_gul ediyormu_. Benim ise hiçbir _eyden haberim olmad1. Ancak bir husus bende ku_ku uyand1rm1_t1. Resûlullah (s.a.s.)'da, ba_ka zaman hastalan1nca gördüüm iltifat ve alâkay1 göremiyordum. Yan1ma girip selam veriyor, sonra da: "^u sizinki nas1l?" deyip ç1k1yordu. Bu davran1_1ndan biraz i_killeniyordum ama yine de fitneden bihaberdim. Bu halde nekâlet devresine girdim.

Bir gece, ben ve Ümmü Mistah o zaman için helâ olarak kulland11m1z semte doru gitmi_tik. Biz buraya, geceden geceye ç1kard1k. Evlerde helâlar in_a edilince ç1kmaz olduk (2). Bundan önce biz de, eski Araplar1n def-i hâcetteki usulüne uyuyorduk. Ben ve Ümmü Mistah (3) böylece yürüdük.

0_imiz bittikten sonra yürüyorduk. Ümmü Mistah, aya1 örtüsüne tak1larak dü_tü. Kad1n (böyle can yak1c1 durumlarda söylenmesi âdet olan "dü_man1n helâk olsun demedi): "Mistah helâk olsun!" diye (oluna) beddua etti. Ben kad1na:

-"Amma da yapt1n!" Bedir gazvesine kat1lan bir kimseye beddua ediyorsun ha!" dedim.

-"Anac11m! onun ne söylediini i_itmedin mi?" dedi.

-"Ne söylemi_ ki?" dedim.

Bunun üzerine iftirac1lar1n söylediklerini bir bir anlatt1. Hastal11ma yeni hastal1k kat1ld1.

Eve dönünce, Resûlullah (s.a.s.) yan1ma girdi ve:

(0smimi söylemeden) "Adam1n1z nas1l." dedi. Ben:

-"Ebeveynimin yan1na gitmeye izin ver" dedim. Ben, haberin asl1n1 annemle babamdan i_itmek istiyordum. Resûlullah (s.a.s.) izin verdi, ben de ebeveynimin yan1na geldim. Anneme:

-"Ey anneciim, halk aras1nda söylenen bu sözler nedir?" dedim.

-"Ey k1z1m! Sen bu meseleyi büyütme. Allah'a kasem olsun güzel ve kocas1n1n yan1nda sevgili olan, birçok kumalar1 bulunan bir kad1n hakk1nda her zaman çok dedikodu ederler" dedi. Ben:

-"Sübhanallah, demek halk böyle söylüyor ha!" dedim.

O gece sabaha kadar hiç durmadan alad1m. Ne gözümün ya_1 dindi, ne de gözüme uyku girdi.

Sabah oldu, ben hâlâ al1yordum. Resûlullah (s.a.s.) o gün Ali 0bnu Ebi Talib'i ve Üsâme 0bnu Zeyd (r.a.)'i ça1rm1_t1. Benimle ilgili vahyin gecikmesi üzerine ailesiyle ayr1lma hususunda onlarla isti_âre ediyordu.

Üsâme (r.a.), ehlinin suçsuzluu hususunda onlara kar_1 içinde besledii sevgiye dayanarak, bildii hususu _öyle dile getirmi_ti:

-"Ey Allah'1n Resûlü! Onlar zevcelerinizdir. Allah'a kasem olsun, onlar hakk1nda hay1rdan ba_ka bir _ey bilmiyoruz."

Ali 0bnu Ebî Tâlib de _öyle demi_ti:

-"Ey Allah'1n Resûlü, Allah sana darl1k vermez. Ondan ba_ka kad1n çoktur. Sen câriyene sor, (onun hâlinni o daha iyi bilir), sana gerçei haber verir."

Resûlullah (s.a.s.) bu tavsiye üzerine cariyemiz Berîre'yi ça1rd1 ve:

-"Ey Berîre, söyle! Ai_e'de sana _üphe verici bir husus gördün mü?" diye sordu. Berîre:

-"Hay1r! Seni hak üzerine peygamber olarak gönderen Zât-1 Zülcelâl'e yemin olsun, ben onda fena bulduum bir _ey görmedim. Ay1planabilecek tek gördüüm _ey _udur: "Ya_1 genç olduu için, ailesi için yourduu hamurun üzerine uyur, bu s1rada gelen keçi, hamurdan yerdi."

(Bu soru_turma sonunda) Resûlullah (s.a.s.) kalk1p mescidde bir hutbe okur. Bu iftiray1 ilk defa ç1karan Abdullah 0bni Ubey 0bni Selûl hakk1nda söz etmekten özür dileyerek, minberde _unlar1 söyler:

-"Ehlim hakk1nda bana s1k1nt1 veren adam1 cezaland1rmada, intikam1m1 almada bana kim yard1m edecek? Allah'a yemin olsun ehlim hakk1nda hay1rdan ba_ka bir _ey bilmiyorum. Ad1 iftiraya kar1_t1r1lan bir adamdan söz ettiler. Onun hakk1nda da hay1rdan ba_ka bir _ey bilmiyorum. O ailemin yan1na ben olmay1nca hiç girmemi_tir."

Resûlullah (s.a.s.)'1n bu sözleri üzerine (Evs kabilesinin reisi) Sa'd 0bnu Muâz (r.a.) kalkt1 ve:

-"Ey Allah'1n Resûlü! Allah'a yemin olsun biz ondan senin intikam1n1 al1r1z! Eer Evs kabilesindense boynunu vururuz. Hazreçli karde_lerimizden ise, bize sen emredersin, biz emrini aynen yerine getiririz!" dedi.

Hazreç kabilesinin reisi olan Sa'd 0bnu Ubâde ayaa kalkt1. Sa'd asl1nda salih bir kimseydi. Ancak (Sa'd 0bnu Muaz'1n konu_mas1ndan al1narak) kabile hamiyet ve gayretine kap1lm1_t1. Sa'd 0bnu Muâz'a dönerek _u sert cevab1 verdi:

-"Vallahi sen yalan söylüyorsun! Sen onu (Abdullah 0bnu Ubey 0bnu Selül'ü) öldüremezsin. Öldürtmeye gücün de yetmez."

(Ensar'1n ileri gelenlerinden) Useyd 0bnu Hudayr (r.a.) (4) kalkarak Sa'd 0bnu Ubâde'ye ç1k1_t1:

-"Allah'a yemin olsun yalan söyleyen sensin. Onu mutlaka öldürürüz. (Abdullah 0bnu Ubey'e arka ç1k1yorsan) sen de münâf1ks1n, münaf1klar hesab1na kavga ediyorsun!"
 

FaniDünya

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2005
Mesajlar
332
Aldığı Beğeniler
1
Derken (Ensâr'1n iki kabilesi) Evs ve Hazreç ayaa kalkm1_lar ve Resûlullah (s.a.s.) daha minberde iken, birbirlerine girmeye ramak kalm1_t1. Resûlullah (s.a.s.) sükûneti salay1ncaya kadar gayret sarfetmi_ ve minberden inmi_ti.

Ben o gün de alad1m. Ne gözümün ya_1 dindi, ne de gözüme uyku girdi. Müteakip gece de hep alad1m: Ne gözümün ya_1 dindi ne de bir parça olsun uykum geldi. Sabahleyin annem ve babam yan1ma geldiler. Böylece ben, iki gece bir gündüz aral1ks1z alam1_t1m. Öyle ki art1k alamaktan cierlerim parçalanacak diye dü_ünüyordum.

Onlar yan1mda oturuyorlar, ben de alamaya devam ediyordum. Derken Ensar'dan bir kad1n izin istedi. Ona, gir dedim. Yan1ma oturup o da benimle alamaya ba_lad1. Biz bu halde iken Resûlullah (s.a.s.) girdi. Sonra oturdu. Hakk1mda söylenen _eyler söylenileden beri yan1mda hiç oturmam1_t1. Bu arada bir ay geçmi_ ve meselemle ilgili herhangi bir vahy gelmemi_ti. Resûlullah (s.a.s.) otururken _ehâdet kelimesini de getirmi_ti. Sonra bana _unlar1 söyledi:

-"Ey Ai_e, senin hakk1nda bana _öyle _öyle sözler ula_t1. Eer bu dedikodulardan berî isen Allah seni vahiyle tebrie edecektir. ^ayet bir günah i_ledi isen Allah Teâlâ'ya tevbe et. Zira kul bir günah i_ler, sonra da günah1n1 itirafla tevbe ederse, Allah Teâlâ tevbesini kabul ve affeder."

Resûlullah (s.a.s.)'1n sözlerini tamamlay1nca (1zd1rab1m1n _iddetinden) gözlerimin ya_1 kurudu, art1k tek bir damla bile ya_ hissetmiyordum. Babama:

-"Resûlullah (s.a.s.)'1n sözlerine sen cevap ver" dedim.

Babam:

-"Vallahi Resûlullah (s.a.s.)'a ne diyeceimi bilemiyorum" dedi. Anneme yönelerek:

-"Resûlullah (s.a.s.)'1n söylediklerine sen bâri cevap ver" dedim. Annem de:

-"Vallahi Resûlullah (s.a.s.)'a ne söyleyeceimi ben de bilemiyorum" dedi.

Hz. Ai_e devamla der ki: "Ben ya_1 henüz küçük bir kad1nd1m. Kur'ân'dan da fazla okumuyordum. Dedim ki:

-"Vallahi ben biliyorum ki halk1n söyle_tii _eyleri i_ittiniz. Onlar içinize yer etti ve hep inand1n1z. Size: "Günahs1z1m" dedim, inanm1yorsunuz. Yapmad11m bir _eyi size itiraf etsem, -Allah biliyor ki ben ondan berîyim- beni tasdik edeceksiniz. Allah'a kasem olsun, sizinle benim durumumu anlatacak en iyi örnek Hz. Yusuf'un babas1 ve onun _u sözüdür: "Bana güzelce sab1r gerekir. Anlatt1klar1n1za ancak Allah'tan yard1m istenir" (Yusuf, 18). Sonra yüzümü çevirip yata1ma sokuldum. Kasem olsun ben o zaman suçsuz olduumu biliyordum ve Allah'1n benim suçsuzluumu te'yid edeceine inan1yordum. Ancak, kesinlikle, Allah'1n benim hakk1mda bir vahiy indireceini, bunun (k1yâmete kadar) okunaca1n1 hiç akl1mdan geçirmedim. Ben, kendimi, Allah'1n herhangi bir _ekilde tekellüm buyurarak okunacak bir vahiy konusu edilmeye deer bulmuyordum. Ancak, Resûlullah (s.a.s.)'1n görecei bir rüya yoluyla Allah'1n beni tebrie edeceini ümid ediyordum.

Allah'a kasem olsun, Resûlullah (s.a.s.) daha oturmu_ olduu yerden kalkmam1_ ve ev halk1ndan kimse d1_ar1 ç1kmam1_t1 ki Allah, Resûlüne vahiy indirdi: Resûlullah (s.a.s.)'1 vahiy s1ras1nda her zaman gelen hâlet istila etti. Sonra da o hal zail oldu. Resûlullah (s.a.s.) tebessüm içindeydiler. Konu_tuu ilk kelime bana _unu söylemek oldu:

-"Ey Ai_e Allah'a hamdet. Zira, seni tebrie buyurdu."

Annem de bana:

-"Kalk Resûlullah (s.a.s.)'a te_ekkür et!" dedi. Ben ise:

-"Vallahi hay1r, ona te_ekkür etmeyeceim, sadece Allah1ma hamdediyorum. Benim suçsuzluumu Rabbim vahiy buyurdu" dedim. Allah'1n indirdii vahiy _öyleydi:

-"Muhammed'in e_ine o yalan1 uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmay1n, o sizin için hay1rl1 olmu_tur. O kimselerden herbirine kazand11 günah kar_1l11 ceza vard1r. 0çlerinden eleba_1l1k yapana ise büyük azab vard1r. Onu i_ittiiniz zaman, erkek-kad1n mü'minlerin, kendiliklerinden hüsnüzanda bulunup da: "Bu apaç1k bir iftirad1r" demeleri gerekmez miydi? Dört _âhid getirmeleri gerekmez miydi? 0_te bunlar _âhid getirmedikçe, Allah kat1nda yalanc1 olanlard1r. Allah'1n dünya ve âhirette size lütuf ve merhameti olmasayd1, o kötü sözü yayman1zdan ötürü büyük bir azaba urard1n1z..." (Nur 20).

(Bir sayfa tutan) on âyeti, Cenâb-1 Hakk benim suçsuzluumla ilgili bu ayetleri indirince, Ebu Bekri's-S1ddîk (r.a.) -ki Mistah 0bnu Üsâse'ye akrabal11 ve fakirlii sebebiyle maddi yard1mda bulunuyordu- _unu söyledi:

-"Ai_e (r.a.)'ye bu iftiray1 yapt1ktan sonra, ona art1k bir daha yard1m yapmayaca1m."

Bunun üzerine _u vahiy indi: "0çinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yak1nlar1na, dü_künlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler geçsinler. Allah'1n sizi ba1_lamas1ndan ho_lanmaz m1s1n1z? Allah ba1_layand1r, merhametli oland1r" (Nur, 22).

Bunun üzerine Ebu Bekri's-S1ddîk (r.a.): "Evet evet, Allah'a kasem olsun, Allah'1n beni affetmesini çok severim" dedi ve Mistah'a yapmakta olduu yard1m1 yapmaya devam etti ve: "Ebediyyen yard1m1 ondan kesmeyeceim" dedi.

Hz. Aie_e (r.a.) sözlerine devamla dedi ki:

Resûlullah (s.a.s.) tahkik s1ras1nda Zeyneb Bintu Cah_'a da hakk1mda sormu_ ve:

-"Ey Zeyneb, bu hususta ne biliyorsun, ne gördün?" demi_ti. O da:

-"Ey Allah'1n Resûlü, ben kula1m1, gözümü i_itmediim, görmediim _eyden muhafaza ederim. Ben Ai_e hakk1nda hay1rdan ba_ka bir _ey bilmiyorum!" demi_ti. Zeyneb (r.a.), Resûlullah (s.a.s.)'1n zevce-i tâhireleri aras1nda (baz1 faziletleri sebebiyle) benimle boy ölçü_en birisiydi. Allah verâ ve dindarl11 sebebiyle onu (bu meselede müfteriler taraf1nda yer almaktan) korudu. Onun k1z karde_i Hamna ise, onunla mücâdeleye koyuldu ve helâk olan müfteriler aras1nda helâk oldu.

Müfteriler aras1nda (Hz. Peygamber (s.a.s.)'in _airi) Hassân 0bnu Sâbit (r.a.) de vard1. Urve der ki: "Hz. Ai_e (r.a.) yan1nda Hassân'a kötü söz söylenmesinden ho_lanmazd1 ve derdi ki: "O _u beyti söyleyen kimsedir: "Babam, baban1n babas1, 1rz1m, size kar_1 Muhammed (s.a.s.)'in 1rz1na bekçidir."

Mesrûk 0bnu'l-Ecda der ki:

-"Ben Hz. Ai_e (r.a.)'nin huzuruna girmi_tim. Yan1nda Hassân 0bnu Sâbit (r.a.)'i gördüm. Hz. Ai_e'ye _iir okuyor, baz1 beyitleri kendisiyle tezyin ediyordu. ^unu okudu:

"Afifdir, a1rd1r, iffetinden _üphe ne mümkün!

Kötü dü_ünceden uzak olanlar1n etleri bile onu aç b1rak1r."

Hz. Ai_e'ye dedi ki: "Sen nas1l olur da Hassân'1n yan1na girmesine izin verirsin, o ki, hakk1nda Allah _öyle buyurmu_tur: "0çlerinden eleba_1l1k yapana ise büyük azab vard1r." Hz. Ai_e (r.a.) _u cevab1 verdi: "Körlükten daha _iddetli bir azab var m1!" Hz. Ai_e sonra _unu da söyledi "O, Resûlullah (s.a.s.)'1 müdafaa ediyordu."


--------------------------------------------------------------------------------

(1) Bilâhere (Zekvan'da ikamet ederek) Zekvâni ünvan1n1 da alm1_t1r.
(2) Hicab ayetinden sonra
(3) Bu kad1n Ebu Rühm 0bnu Muttalib 0bni Abdi Menaf'1n k1z1d1r
(4) Sa'd 0bnu Muaz'1n amcaolu
(5)

Kaynak :Buhari, ^ehâdât, 15, 30, Hibe 15, Cihad 64, Megâzi 11, 34, Tefsir, Yusuf 3, Nur 6, 11, Eyman 18, 0'tisan 28, Tevhid 35, 52; Müslim, Tevbe 56, (2770); Tirmizi, Tefsir, (3179); Nesâi, Tahâret 1194, (1, 163-164).
 
Üst Alt