- Üyelik Tarihi
- 19 Ocak 2009
- Mesajlar
- 2
- Aldığı Beğeniler
- 0
- Takım
- Galatasaray
Allahü Teala Adem’i yaratmış ve meleklere O’na secde etmelerini emretmiştir. Allahü Teala’nın “Adem’e secde et” emrine asi gelen şeytan (lanet onun ve dostlarının üzerine olsun) bu isyanının bedelini ise cennetten kovulmakla ödemiştir. Cennetten kovuluşunun sebebini Adem’e bağlayan şeytan, kıyamet gününe kadar Allahü Teala’dan mühlet istemiş, aldığı bu mühleti ise, Allah’ın dosdoğru yolunun önüne oturarak insanları bu yoldan saptırmakla kullanmaktadır.
“İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından so-kulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!” (Araf Suresi: 8/16-17)
Hiç şüphesiz şeytanın tuzakları pek çoktur. Şeytan Allahü Teala’dan kıyamet gününe kadar aldığı mühleti en iyi şekilde değerlendirebilme adına, insanoğlu ile girdiği bu savaşta, ona her türlü tuzağı hazırla-mayı kendisine mübah görmektedir.
Şeytanın bu savaşta galip gelebilme adına ilk adımı insanoğlu ile Allah’ın mesajlarının arasına girmek ve insanlığı vahyi esaslardan uzaklaştırmak olmuştur. Allahü Teala insanoğluna rasulleri vasıtasıyla hidayetini sunmuştur. Şeytan ise devamlı surette bu hidayet yolunun önüne oturmuş, vahyi esaslar ile insan arasında bir engel teşkil etme görevini üstlenmiştir. Ne yazık ki insanoğlu, savaşın bu ilk adımında şeytanın tuzağına aldanmış, vahyi esaslardan uzak kalmıştır. Üzücü bir gerçektir ki, yaşadığımız şu zaman dilimine baktığımızda şeytanın bu noktada insanoğluna karşı ezici bir üstünlük sağladığını görmemiz pek de zor olmayacaktır. Özellikle günümüz Türkiye’sinde insanlar şeytana karşı bu noktada büyük bir yenilgiye uğramışlar, Allah’ın kitabından, vahyi esaslardan oldukça uzak kalmışlardır. Kendilerini müslüman olarak isimlendiren insanların büyük bir kısmı, Allah’ın kitabını hayatlarında bir kere dahi okumamışlar, merak edip “bu kitapta ne yazıyor?” sorusunu kendi nefsine yönelterek Allah’ın kitabı ile doğrudan doğruya ikili bir ilişki içerisine girmemişlerdir. Diriler için hidayet rehberi olan Kur’an artık tamamen ölülere okunan bir kitap olmaktan kurtulamamıştır. Sonuçta şeytan, insanoğlu ile girdiği savaşın daha ilk adımında büyük bir zafer kazanmış, insanlığın genelini Allah’ın kitabından mahrum bırakmış, Kur’an insanların hemen hemen tamamı tarafından terkedilmiş bir kitap haline gelmiştir.
“Ve Peygamber dedi ki: -Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş bir halde bıraktı.-” (Furkan Suresi: 25/30)
“İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından so-kulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!” (Araf Suresi: 8/16-17)
Hiç şüphesiz şeytanın tuzakları pek çoktur. Şeytan Allahü Teala’dan kıyamet gününe kadar aldığı mühleti en iyi şekilde değerlendirebilme adına, insanoğlu ile girdiği bu savaşta, ona her türlü tuzağı hazırla-mayı kendisine mübah görmektedir.
Şeytanın bu savaşta galip gelebilme adına ilk adımı insanoğlu ile Allah’ın mesajlarının arasına girmek ve insanlığı vahyi esaslardan uzaklaştırmak olmuştur. Allahü Teala insanoğluna rasulleri vasıtasıyla hidayetini sunmuştur. Şeytan ise devamlı surette bu hidayet yolunun önüne oturmuş, vahyi esaslar ile insan arasında bir engel teşkil etme görevini üstlenmiştir. Ne yazık ki insanoğlu, savaşın bu ilk adımında şeytanın tuzağına aldanmış, vahyi esaslardan uzak kalmıştır. Üzücü bir gerçektir ki, yaşadığımız şu zaman dilimine baktığımızda şeytanın bu noktada insanoğluna karşı ezici bir üstünlük sağladığını görmemiz pek de zor olmayacaktır. Özellikle günümüz Türkiye’sinde insanlar şeytana karşı bu noktada büyük bir yenilgiye uğramışlar, Allah’ın kitabından, vahyi esaslardan oldukça uzak kalmışlardır. Kendilerini müslüman olarak isimlendiren insanların büyük bir kısmı, Allah’ın kitabını hayatlarında bir kere dahi okumamışlar, merak edip “bu kitapta ne yazıyor?” sorusunu kendi nefsine yönelterek Allah’ın kitabı ile doğrudan doğruya ikili bir ilişki içerisine girmemişlerdir. Diriler için hidayet rehberi olan Kur’an artık tamamen ölülere okunan bir kitap olmaktan kurtulamamıştır. Sonuçta şeytan, insanoğlu ile girdiği savaşın daha ilk adımında büyük bir zafer kazanmış, insanlığın genelini Allah’ın kitabından mahrum bırakmış, Kur’an insanların hemen hemen tamamı tarafından terkedilmiş bir kitap haline gelmiştir.
“Ve Peygamber dedi ki: -Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş bir halde bıraktı.-” (Furkan Suresi: 25/30)