Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bildirdi ki:
Allah Teâlâ kulundan râzı olduğu vakit ölüm meleğine, "Var git, falan kulumun ruhunu bana getir. Onu rahatlandırayım. Yaptığı ameli yeter. Onu ben çeşitli denemelerden geçirdim. Her dâim kendisini istediğim ve sevdiğim tarafta buldum" buyurur.
Ölüm meleği de her birerlerinde zaferan ve çeşitli kokulu otlar bulunduğu halde beş yüz melekle gelir. Her biri ayrı ayrı müjdelerle adamı tebrik eder ve müjdelerler. O ruhun bedenden ayrılması için, ellerinde güzel koku bulunan melekler iki saf halinde ve ayakta beklerler.
İblis onların bu halini görünce hemen elini başına koyarak, "Vay bana!" diye feryadı basar.
Bunu duyan askerleri, "Efendimiz! Size ne oldu?" diye sorduklarında İblis, "Şu adamın şu büyük mevkie sahip olmasını görmüyor musunuz? Nerede idiniz de bu adamı azdırmadınız?" diye çıkışır.
Bunun üzerine askerleri, "Çok çalıştık! Fakat ihlâs sahibi idi, korunuyordu. Tesir edemedik!" derler.
(İhya, 4/831)
Allah Teâlâ kulundan râzı olduğu vakit ölüm meleğine, "Var git, falan kulumun ruhunu bana getir. Onu rahatlandırayım. Yaptığı ameli yeter. Onu ben çeşitli denemelerden geçirdim. Her dâim kendisini istediğim ve sevdiğim tarafta buldum" buyurur.
Ölüm meleği de her birerlerinde zaferan ve çeşitli kokulu otlar bulunduğu halde beş yüz melekle gelir. Her biri ayrı ayrı müjdelerle adamı tebrik eder ve müjdelerler. O ruhun bedenden ayrılması için, ellerinde güzel koku bulunan melekler iki saf halinde ve ayakta beklerler.
İblis onların bu halini görünce hemen elini başına koyarak, "Vay bana!" diye feryadı basar.
Bunu duyan askerleri, "Efendimiz! Size ne oldu?" diye sorduklarında İblis, "Şu adamın şu büyük mevkie sahip olmasını görmüyor musunuz? Nerede idiniz de bu adamı azdırmadınız?" diye çıkışır.
Bunun üzerine askerleri, "Çok çalıştık! Fakat ihlâs sahibi idi, korunuyordu. Tesir edemedik!" derler.
(İhya, 4/831)