İhlâs Sevgisi
İhlas suresini okuyacağım. Sevgili Peygamberimin tavsiyesine tutunacağım. Manasını özümsemek için ona yeni bir şevkle sarılacağım. Onu bilerek ve duyarak okumanın faziletini daha çok insana ulaştırmaya gayret edeceğim...
Bu niyetle Kur'ân-ı Kerim'i açıp, ihlasla yüz yüze geliyorum. Manasını yeniden okuyorum. İhlas ne demek diye lugatı açıyorum ki; o, tertemiz sevgi, içten gelen bağlılık demek. Her şeyden evvel doğruluk demek... Dînî ıstılahta ise manası; bir şeyi yalnız Allaha mahsus kılmak, işlediğini sırf Allah rızası için yapmaktır.
Bu mübarek sûre, sevgi ve hikmeti ayetlerinde cem ediyor. Derin manaları bir tek satırda ifade etmekle özün özü diye anılmayı hak ediyor. Düşünün ki o, Yüce Kitab'ın en temel öğretilerinden biri olan imanın özüdür. İnancın hülasası olan Allah'a imanın özetidir.
İhlasın huzuruna ihlasla durabilirsem eğer; manasını tam anlamıyla idrak etmek için yoğunlaşacağım... Düşünüyorum ki o; yükte hafif, pahada ağır bir mukaddes hazine gibi gönlüme doğmakta; ellerime okuyup vücûdumu mesh edeceğim ânı beklemektedir. Onu her okuyuşumda rûhumun tevhid pınarında yeniden arınacağına, zihnimde en yalın haliyle imanın tazeleneceğine inanıyorum. Çünkü o, tevhidin ilk basamağını dokuyan bilgiyi dimağıma nakşediyor. Hep O'nunla birlikte olma (maiyyet) şuuruna doğru yürüyecek bir tevhid yolcusu olduğumu hatırlatıyor. Dil ile ikrardan sonra özüme yerleşmesi gereken iman nurunu kalbime tasdik ettiriyor.
* * *
De ki; O Allah bir tektir. Allah her şeyden müstağnî ve her şey O'na muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir." (112/1-4)
İhlas Sûresini her okuyuşumda şunu düşünürüm ki; onun manası dahi lafzı gibi saf ve berraktır. Onunla şu muazzam hakikat insana hatırlatılmaktadır ki: Allah Teâlâ ehaddir; bir tektir. Ve O'nun ehadiyeti, çokluğu asla kabul etmez. O, Sameddir; herkes O'na muhtaçtır. Fakat O herkesten, her şeyden müstağnîdir. Bu sıfat aynı zamanda Allah'ın cömertliğine ve merhametine delalet eder. Çünkü iyilik etmeyene, yardım için başvurulmaz. "O, doğurmamış ve doğmamıştır."
Sûre-i celîlede, söz konusu illiyetlerin Allah ü Teâlâ hakkında muhal olduğuna husûsen vurgu yapılır. Çünkü Allah, mutlak kudret sahibidir. Doğma, gelişme ve zeval bulma gibi bir başkasına muhtaç olmayı gerektiren her türlü değişimden uzaktır. Bu tür hallerle ahvali değişip duran yaratılmışlarda olduğu gibi cimrilik, O'nun yüce zatı hakkında söz konusu olamaz. O, cömerttir ve Onun sehaveti herhangi bir fayda sağlamak ya da gelebilecek bir zararı def etmek için değildir. "O'nun hiçbir dengi, benzeri yoktur." Şunu anlıyoruz ki; insan Gerçek Mabud'unu kemal sıfatlarıyla tanımalı ve O'nun hangi sıfatlardan münezzeh bulunduğunu bilmelidir...
Kudsî hadiste şöyle buyrulur: "Âdemoğlu, hakkı olmadığı halde beni yalanladı. Hakkı olmadığı halde beni yerdi.
Beni yalanlaması; "Allah beni yarattığı gibi, yeniden yaratmayacak" demesidir. Oysa ilk yaratmak, yeniden yaratmaktan daha kolay değildir. Beni yermesi; "Allah çocuk edindi" demesidir. Halbuki ben ehadim, samedim, doğurmadım, doğurulmadım. Benim dengim de yoktur." (Buhari, Tefsir)
Peygamberimiz; insanlara yararlı işleri belletirken, onları ne güzel uyarırdı. İhlâs Sûresi'nin faziletine işaret ederken dahi öyle yaptı. Hz. Aişe annemize; "her gece Kur'ân'ın üçte birini okumadan uyuma" buyurdu. "Buna nasıl güç yetirebilirim Yâ Rasûlallah?" deyince İhlâs Sûresi'ni okumasını tavsiye etti... Ümmeti bu sûrenin kıraatine müdavim olsun diye; "İhlas Kur'ân-ı Kerim'in üçte birine denktir" müjdesini verdi. Onu okuyup mübarek vücudunu meshetti. Ashabını topladı; "hanginiz bu gece Kur'ân'ın üçte birini okumaya güç yetirebilir?" diye onları intibaha davet etti. İhlas Sûresini okuyanların, bunu yapmış gibi ecir alacağını haber verdi.
İki Cihan Güneşi bununla bize ne söylüyor dersiniz? Herhalde öncelikle Kur'ân ile ilgiyi hep sıcak tutmamız gerektiğine işaret etmiş olmalı. Kolayına gelenden başlamak üzere her mü'minin ayet ayet, sûre sûre onunla buluşmasını arzu etmiş olmalı... Ancak Efendimiz'in bu tavsiyesinde sadece kolaylığın etkili olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir. Bir fazilet müjdesiyle süslenen tavsiye; herhalde, nasıl bir Allah'a iman ettiği şuuru müslümanın benliğinde hep diri olsun içindir. Doğmamış, doğurulmamış ve hiçbir şeye muhtaç olmayan bir tek Allah'a inandığını hep hatırda tutsun içindir.
Bu ihtimale binaen durup düşünsek. Efendimiz'in bizi nasıl bir hayata davet ettiğini kavrayacağız. İhlası ve diğer sûreleri sahiplenmenin, gecede gündüzde onları vird edinmenin manasını yeniden idrak edeceğiz. Hayatımızda Allah kelamına daha çok yer açmanın gayretini kuşanacağız. İstirahate çekilirken ihlası ya da başka bir sûreyi okumanın sevdası içimizi ısıtacak. Günlerimiz Kur'ân tilavetiyle başlayıp yine onunla mühürlenecek...
* * *
Gönüllere şavkıyan bir nebevî müjdeyi Hz. Aişe annemiz şöyle anlatır: Rasûlullah (sav), bir kişiyi seriyye ile birlikte gönderdi. O, arkadaşlarıyla namaz kılarken hep İhlas Sûresi ile namaza son veriyordu. Seriyye dönünce bu durumu Efendimiz'e anlattılar... Rasûlullah (sav); "na sorun bakalım, hangi sebeple böyle yapıyor?"buyurdu. Sorduklarında şu cevabı aldılar: "Bu suredeRahman'n sıfatları var. Bu sebeple onu okumayı seviyorum."
Peygamberimiz; O adamasöyleyin ki, Allah da onu seviyor"buyurdu. (Buhari Tevhid; 1)
Bunun gibi örneklerle sûrelerin, âyet-i kerimelerin sevgisini yakınlarımıza anlatsak, onları Kur'an sevgisiylebuluşturabiliriz, okuyup ezberlemelerine sebep olabiliriz. Çeşitli ödüllerle yeni kuşakları buna teşvik edebiliriz. Bu ilgiyi sürdürdüğümüz ölçüde elif-bâ ile başlayacak bir tanışıklığın, Kur'ân'la ünsiyete dönüşmesine kapı açabiliriz...
İmam Gazali der ki: Kur'ân'ın asıl maksadı; Allah'ı, ahireti ve sırat-ı müstakimi bildirmektir. Asıl ilim bu üçünün bilgisi olup, diğer ilimler bunları yerli yerince bilmeye bağlıdır. İhlas suresi söz konusu üç esasın ilkini bildiriyor ki bu, Allah'ı gereğince tanımaktır. Onun cins ve tür bakımından her türlü ortaklıktan uzak olduğunu kavramaktır.
Bizce; insanın aldandığı temel noktalardan biri budur: Allah'ngereğince tanıyamamak, nihayetsiz kudret sahibine teslimiyeti benliğine nakşedememek... Günümüz insanının talihsizliği dahi budur. Şu hay huy içinde, hesaba çekileceği güne doğru yürümekte olduğunu unutmak; ehad ve samed olan Allah'ın huzuruna varacağı gerçeğine uyanamamak...
Bu noktada; Allah da seni seviyor müjdesiyle tebşîr olunan sahabenin yürek çağıltısını yeniden tasavvur edebiliriz. Peygamberimizin verdiği muştulu habere bizim de hissedar olabileceğimiz ümidiyle tutuşabiliriz.
Ne dersiniz?
Her gün mutlaka o Kutlu Kitab ile baş başa kalacağımız saatlerimiz olsa. Adımlarımız her akşam ihlas sevgisiyle Peygamber müjdesinin kesiştiği noktaya varsa. Geceler, dudaklarımızın Kur'anlabuluştuğuna şahitlik etse... Ümidimiz artar değil mi?
ALTINOLUK Internet © 1996-2005 Her Hakkı Mahfuzdur
İhlas suresini okuyacağım. Sevgili Peygamberimin tavsiyesine tutunacağım. Manasını özümsemek için ona yeni bir şevkle sarılacağım. Onu bilerek ve duyarak okumanın faziletini daha çok insana ulaştırmaya gayret edeceğim...
Bu niyetle Kur'ân-ı Kerim'i açıp, ihlasla yüz yüze geliyorum. Manasını yeniden okuyorum. İhlas ne demek diye lugatı açıyorum ki; o, tertemiz sevgi, içten gelen bağlılık demek. Her şeyden evvel doğruluk demek... Dînî ıstılahta ise manası; bir şeyi yalnız Allaha mahsus kılmak, işlediğini sırf Allah rızası için yapmaktır.
Bu mübarek sûre, sevgi ve hikmeti ayetlerinde cem ediyor. Derin manaları bir tek satırda ifade etmekle özün özü diye anılmayı hak ediyor. Düşünün ki o, Yüce Kitab'ın en temel öğretilerinden biri olan imanın özüdür. İnancın hülasası olan Allah'a imanın özetidir.
İhlasın huzuruna ihlasla durabilirsem eğer; manasını tam anlamıyla idrak etmek için yoğunlaşacağım... Düşünüyorum ki o; yükte hafif, pahada ağır bir mukaddes hazine gibi gönlüme doğmakta; ellerime okuyup vücûdumu mesh edeceğim ânı beklemektedir. Onu her okuyuşumda rûhumun tevhid pınarında yeniden arınacağına, zihnimde en yalın haliyle imanın tazeleneceğine inanıyorum. Çünkü o, tevhidin ilk basamağını dokuyan bilgiyi dimağıma nakşediyor. Hep O'nunla birlikte olma (maiyyet) şuuruna doğru yürüyecek bir tevhid yolcusu olduğumu hatırlatıyor. Dil ile ikrardan sonra özüme yerleşmesi gereken iman nurunu kalbime tasdik ettiriyor.
* * *
De ki; O Allah bir tektir. Allah her şeyden müstağnî ve her şey O'na muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir." (112/1-4)
İhlas Sûresini her okuyuşumda şunu düşünürüm ki; onun manası dahi lafzı gibi saf ve berraktır. Onunla şu muazzam hakikat insana hatırlatılmaktadır ki: Allah Teâlâ ehaddir; bir tektir. Ve O'nun ehadiyeti, çokluğu asla kabul etmez. O, Sameddir; herkes O'na muhtaçtır. Fakat O herkesten, her şeyden müstağnîdir. Bu sıfat aynı zamanda Allah'ın cömertliğine ve merhametine delalet eder. Çünkü iyilik etmeyene, yardım için başvurulmaz. "O, doğurmamış ve doğmamıştır."
Sûre-i celîlede, söz konusu illiyetlerin Allah ü Teâlâ hakkında muhal olduğuna husûsen vurgu yapılır. Çünkü Allah, mutlak kudret sahibidir. Doğma, gelişme ve zeval bulma gibi bir başkasına muhtaç olmayı gerektiren her türlü değişimden uzaktır. Bu tür hallerle ahvali değişip duran yaratılmışlarda olduğu gibi cimrilik, O'nun yüce zatı hakkında söz konusu olamaz. O, cömerttir ve Onun sehaveti herhangi bir fayda sağlamak ya da gelebilecek bir zararı def etmek için değildir. "O'nun hiçbir dengi, benzeri yoktur." Şunu anlıyoruz ki; insan Gerçek Mabud'unu kemal sıfatlarıyla tanımalı ve O'nun hangi sıfatlardan münezzeh bulunduğunu bilmelidir...
Kudsî hadiste şöyle buyrulur: "Âdemoğlu, hakkı olmadığı halde beni yalanladı. Hakkı olmadığı halde beni yerdi.
Beni yalanlaması; "Allah beni yarattığı gibi, yeniden yaratmayacak" demesidir. Oysa ilk yaratmak, yeniden yaratmaktan daha kolay değildir. Beni yermesi; "Allah çocuk edindi" demesidir. Halbuki ben ehadim, samedim, doğurmadım, doğurulmadım. Benim dengim de yoktur." (Buhari, Tefsir)
Peygamberimiz; insanlara yararlı işleri belletirken, onları ne güzel uyarırdı. İhlâs Sûresi'nin faziletine işaret ederken dahi öyle yaptı. Hz. Aişe annemize; "her gece Kur'ân'ın üçte birini okumadan uyuma" buyurdu. "Buna nasıl güç yetirebilirim Yâ Rasûlallah?" deyince İhlâs Sûresi'ni okumasını tavsiye etti... Ümmeti bu sûrenin kıraatine müdavim olsun diye; "İhlas Kur'ân-ı Kerim'in üçte birine denktir" müjdesini verdi. Onu okuyup mübarek vücudunu meshetti. Ashabını topladı; "hanginiz bu gece Kur'ân'ın üçte birini okumaya güç yetirebilir?" diye onları intibaha davet etti. İhlas Sûresini okuyanların, bunu yapmış gibi ecir alacağını haber verdi.
İki Cihan Güneşi bununla bize ne söylüyor dersiniz? Herhalde öncelikle Kur'ân ile ilgiyi hep sıcak tutmamız gerektiğine işaret etmiş olmalı. Kolayına gelenden başlamak üzere her mü'minin ayet ayet, sûre sûre onunla buluşmasını arzu etmiş olmalı... Ancak Efendimiz'in bu tavsiyesinde sadece kolaylığın etkili olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir. Bir fazilet müjdesiyle süslenen tavsiye; herhalde, nasıl bir Allah'a iman ettiği şuuru müslümanın benliğinde hep diri olsun içindir. Doğmamış, doğurulmamış ve hiçbir şeye muhtaç olmayan bir tek Allah'a inandığını hep hatırda tutsun içindir.
Bu ihtimale binaen durup düşünsek. Efendimiz'in bizi nasıl bir hayata davet ettiğini kavrayacağız. İhlası ve diğer sûreleri sahiplenmenin, gecede gündüzde onları vird edinmenin manasını yeniden idrak edeceğiz. Hayatımızda Allah kelamına daha çok yer açmanın gayretini kuşanacağız. İstirahate çekilirken ihlası ya da başka bir sûreyi okumanın sevdası içimizi ısıtacak. Günlerimiz Kur'ân tilavetiyle başlayıp yine onunla mühürlenecek...
* * *
Gönüllere şavkıyan bir nebevî müjdeyi Hz. Aişe annemiz şöyle anlatır: Rasûlullah (sav), bir kişiyi seriyye ile birlikte gönderdi. O, arkadaşlarıyla namaz kılarken hep İhlas Sûresi ile namaza son veriyordu. Seriyye dönünce bu durumu Efendimiz'e anlattılar... Rasûlullah (sav); "na sorun bakalım, hangi sebeple böyle yapıyor?"buyurdu. Sorduklarında şu cevabı aldılar: "Bu suredeRahman'n sıfatları var. Bu sebeple onu okumayı seviyorum."
Peygamberimiz; O adamasöyleyin ki, Allah da onu seviyor"buyurdu. (Buhari Tevhid; 1)
Bunun gibi örneklerle sûrelerin, âyet-i kerimelerin sevgisini yakınlarımıza anlatsak, onları Kur'an sevgisiylebuluşturabiliriz, okuyup ezberlemelerine sebep olabiliriz. Çeşitli ödüllerle yeni kuşakları buna teşvik edebiliriz. Bu ilgiyi sürdürdüğümüz ölçüde elif-bâ ile başlayacak bir tanışıklığın, Kur'ân'la ünsiyete dönüşmesine kapı açabiliriz...
İmam Gazali der ki: Kur'ân'ın asıl maksadı; Allah'ı, ahireti ve sırat-ı müstakimi bildirmektir. Asıl ilim bu üçünün bilgisi olup, diğer ilimler bunları yerli yerince bilmeye bağlıdır. İhlas suresi söz konusu üç esasın ilkini bildiriyor ki bu, Allah'ı gereğince tanımaktır. Onun cins ve tür bakımından her türlü ortaklıktan uzak olduğunu kavramaktır.
Bizce; insanın aldandığı temel noktalardan biri budur: Allah'ngereğince tanıyamamak, nihayetsiz kudret sahibine teslimiyeti benliğine nakşedememek... Günümüz insanının talihsizliği dahi budur. Şu hay huy içinde, hesaba çekileceği güne doğru yürümekte olduğunu unutmak; ehad ve samed olan Allah'ın huzuruna varacağı gerçeğine uyanamamak...
Bu noktada; Allah da seni seviyor müjdesiyle tebşîr olunan sahabenin yürek çağıltısını yeniden tasavvur edebiliriz. Peygamberimizin verdiği muştulu habere bizim de hissedar olabileceğimiz ümidiyle tutuşabiliriz.
Ne dersiniz?
Her gün mutlaka o Kutlu Kitab ile baş başa kalacağımız saatlerimiz olsa. Adımlarımız her akşam ihlas sevgisiyle Peygamber müjdesinin kesiştiği noktaya varsa. Geceler, dudaklarımızın Kur'anlabuluştuğuna şahitlik etse... Ümidimiz artar değil mi?
ALTINOLUK Internet © 1996-2005 Her Hakkı Mahfuzdur