- Üyelik Tarihi
- 7 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,242
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Galatasaray
İHLASI KIRAN SEBEPLER
BİRİNCİSİ: Maddi menfaat şeklinde gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar. Hem hizmetin sonuçlarını da zedeler. Hem o maddî menfaati de kaçırır.
Evet, hakikat ve âhiret için çalışanlara karşı bu millet, bir hürmet ve yardım etme fikrini daima beslemiş. Ve devamlı olarak onların hakiki ihlaslarına ve sadakatle yaptıkları hizmetlerine bir şekilde ortak olma niyetiyle, onların maddi ihtiyaçlarını karşılamak ile meşgul olup, vakitlerinin zayi olmaması için, sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip hürmet etmişler. Fakat bu yardım ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip istekli kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenilmez. Belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir. Hem "Benim ayetlerimi az bir dünya menfaati karşılığında satarlar" âyetinin yasağına yanaşır, ameli kısmen yanar.(...)
İHLÂSI KIRAN İKİNCİ MÂNİ: Makam sevgisinden gelen şöhretperestlik yoluyla, şan ve şeref perdesi altında insanların sevgisini kazanmak, dikkatleri-bakışları kendine doğru çekmekle benliğini okşamak ve nefs-i emmâ-reye bir makam vermektir ki, en mühim bir ruhi hastalık bu olduğu gibi, "gizli şirk" olarak tabir edilen riyâkârlığa, hodfuruşluğa (kendini satmaya, başkasından üstün görmeye) kapı açar, ihlâsı zedeler. (...)
Evet, eğer mesleğimiz şeyhlik olsaydı, makam bir olurdu veyahut sınırlı makamlar bulunurdu. O makama ait yetenekler aranılırdı. Gıpta edilen bir bencillik olabilirdi. Fakat mesleğimiz kardeşliktir. Kardeş kardeşe baba olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz. Kardeşlikteki makam geniştir; kıskançlığa sebep olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe yardımcı olur ve ayna olur, hizmetini tamamlatır. Pederâne, mürşidâne mesleklerdeki gıptakârane sevap hırsı ı ve kalb ile gösterilen büyük gayret yönüyle çok zararlı ve tehlikeli neticeler meydana geldiğine delil, ehl-i tarikatin o kadar kıymetli ve büyük faziletleri ve menfaatleri içindeki ihtilafların ve rekabetin verdiği vahîm neticelerdir ki, onların o büyük, yüce kuvvetleri bid'at rüzgârlarına karşı dayanamıyor.
ÜÇÜNCÜ MÂNİ: Korku ve aç gözlülüktür. Bu mâni diğer bir kısım mânilerle beraber Hücumât-i Sitte'de tamamıyla izah edildiğinden, ona havale edip, Cenâb-ı Erhamürrâhimînden bütün Esmâ-i Hüsnâsını şefaatçi yapıp niyaz ediyoruz ki, bizleri tamamıyla ihlasa muvaffak eylesin. Âmin.*
(Sadeleştiren: Mücella MERSAN)
BİRİNCİSİ: Maddi menfaat şeklinde gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar. Hem hizmetin sonuçlarını da zedeler. Hem o maddî menfaati de kaçırır.
Evet, hakikat ve âhiret için çalışanlara karşı bu millet, bir hürmet ve yardım etme fikrini daima beslemiş. Ve devamlı olarak onların hakiki ihlaslarına ve sadakatle yaptıkları hizmetlerine bir şekilde ortak olma niyetiyle, onların maddi ihtiyaçlarını karşılamak ile meşgul olup, vakitlerinin zayi olmaması için, sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip hürmet etmişler. Fakat bu yardım ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip istekli kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenilmez. Belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir. Hem "Benim ayetlerimi az bir dünya menfaati karşılığında satarlar" âyetinin yasağına yanaşır, ameli kısmen yanar.(...)
İHLÂSI KIRAN İKİNCİ MÂNİ: Makam sevgisinden gelen şöhretperestlik yoluyla, şan ve şeref perdesi altında insanların sevgisini kazanmak, dikkatleri-bakışları kendine doğru çekmekle benliğini okşamak ve nefs-i emmâ-reye bir makam vermektir ki, en mühim bir ruhi hastalık bu olduğu gibi, "gizli şirk" olarak tabir edilen riyâkârlığa, hodfuruşluğa (kendini satmaya, başkasından üstün görmeye) kapı açar, ihlâsı zedeler. (...)
Evet, eğer mesleğimiz şeyhlik olsaydı, makam bir olurdu veyahut sınırlı makamlar bulunurdu. O makama ait yetenekler aranılırdı. Gıpta edilen bir bencillik olabilirdi. Fakat mesleğimiz kardeşliktir. Kardeş kardeşe baba olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz. Kardeşlikteki makam geniştir; kıskançlığa sebep olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe yardımcı olur ve ayna olur, hizmetini tamamlatır. Pederâne, mürşidâne mesleklerdeki gıptakârane sevap hırsı ı ve kalb ile gösterilen büyük gayret yönüyle çok zararlı ve tehlikeli neticeler meydana geldiğine delil, ehl-i tarikatin o kadar kıymetli ve büyük faziletleri ve menfaatleri içindeki ihtilafların ve rekabetin verdiği vahîm neticelerdir ki, onların o büyük, yüce kuvvetleri bid'at rüzgârlarına karşı dayanamıyor.
ÜÇÜNCÜ MÂNİ: Korku ve aç gözlülüktür. Bu mâni diğer bir kısım mânilerle beraber Hücumât-i Sitte'de tamamıyla izah edildiğinden, ona havale edip, Cenâb-ı Erhamürrâhimînden bütün Esmâ-i Hüsnâsını şefaatçi yapıp niyaz ediyoruz ki, bizleri tamamıyla ihlasa muvaffak eylesin. Âmin.*
(Sadeleştiren: Mücella MERSAN)