Bismillahirrahmanirrahim
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellim)'in Sefaati
Cenab-i Hak bir ayet-i kerimede söyle buyurur...
"Biz, cetin ve belali bir günde Rabbimizden (O'nun azabina ugramaktan) korkuyoruz." (Insan, 10)
* * *
Insanlar kiyamet günü bir meydana toplanir ve dehset icerisinde beklemeye baslarlar... Bu uzun bekleyis ve dehsetli korkudan kurtulmak icin Hz. Adem'e müracaat ederek sefaat isterler... O, insanlari Hz. Nuh'a gönderir... O, Hz. Ibrahim'e... O, Hz. Musa'ya... O, Hz. Isa'ya, O da nihayet Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e gönderir... Peygamberler de korku ve dehset icindedirler... Kendilerini kurtarmayi büyük bir muvaffakiyet olarak görürler... Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem secdeye varip Allah'a en güzel sekilde hamd eder... Kendisine sefaat izni verilince bütün insanlik ve bilhassa da ümmeti icin derece derece sefaatlerde bulunur... (Buhari, Enbiya 3, 9, Tefsir, 17/5; Müslim, Iman, 322-329; Tirmizi, Kiyamet, 10/2434)
* * *
Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem ümmetinin Sirat'tan gecisini söyle anlatir...
"…Sirat'tan ilk gecenleriniz simsek süratiyle gecerler… Sonra rüzgar gibi, sonra kusun ucusu ve bir adamin hizla kosmasi gibi gecerler... Onlari bu sekilde amelleri gecirir... Bu esnada sizin Peygamberiniz de Sirat'in basinda durur ve devamli olarak...
Ya Rabbi, selamet ver, selamet ver! der...
Insanlarin amelleri kendilerini Sirat'tan geciremez hale gelinceye kadar bu durum böyle devam eder... Hatta bir kisi gelir, yürümeye güc yetiremez de sürünerek gitmeye calisir... Sirat'in iki tarafinda asili cengeller vardir... Bunlar emrolunduklari insanlari yakalamakla vazifelidirler... Insanlarin bir kismi bu cengeller tarafindan tirmalanmis ve yaralanmis vaziyette kurtulur, bir kismi da cehenneme atiliverir."
(Müslim, Iman, 329)
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellim)'in Sefaati
Cenab-i Hak bir ayet-i kerimede söyle buyurur...
"Biz, cetin ve belali bir günde Rabbimizden (O'nun azabina ugramaktan) korkuyoruz." (Insan, 10)
* * *
Insanlar kiyamet günü bir meydana toplanir ve dehset icerisinde beklemeye baslarlar... Bu uzun bekleyis ve dehsetli korkudan kurtulmak icin Hz. Adem'e müracaat ederek sefaat isterler... O, insanlari Hz. Nuh'a gönderir... O, Hz. Ibrahim'e... O, Hz. Musa'ya... O, Hz. Isa'ya, O da nihayet Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e gönderir... Peygamberler de korku ve dehset icindedirler... Kendilerini kurtarmayi büyük bir muvaffakiyet olarak görürler... Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem secdeye varip Allah'a en güzel sekilde hamd eder... Kendisine sefaat izni verilince bütün insanlik ve bilhassa da ümmeti icin derece derece sefaatlerde bulunur... (Buhari, Enbiya 3, 9, Tefsir, 17/5; Müslim, Iman, 322-329; Tirmizi, Kiyamet, 10/2434)
* * *
Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem ümmetinin Sirat'tan gecisini söyle anlatir...
"…Sirat'tan ilk gecenleriniz simsek süratiyle gecerler… Sonra rüzgar gibi, sonra kusun ucusu ve bir adamin hizla kosmasi gibi gecerler... Onlari bu sekilde amelleri gecirir... Bu esnada sizin Peygamberiniz de Sirat'in basinda durur ve devamli olarak...
Ya Rabbi, selamet ver, selamet ver! der...
Insanlarin amelleri kendilerini Sirat'tan geciremez hale gelinceye kadar bu durum böyle devam eder... Hatta bir kisi gelir, yürümeye güc yetiremez de sürünerek gitmeye calisir... Sirat'in iki tarafinda asili cengeller vardir... Bunlar emrolunduklari insanlari yakalamakla vazifelidirler... Insanlarin bir kismi bu cengeller tarafindan tirmalanmis ve yaralanmis vaziyette kurtulur, bir kismi da cehenneme atiliverir."
(Müslim, Iman, 329)
Son düzenleme: