- Üyelik Tarihi
- 17 Tem 2013
- Mesajlar
- 1,421
- Aldığı Beğeniler
- 716
Bayezid-i Bistami (ks) bir gün tımarhanenin yanından geçerken tabibin ilaç yaptığını görür. Doktora
-Ne yapıyorsun öyle? diye sorar. Doktor:
- Delilere deva (ilaç) hazırlıyorum, der. Bayezid-i Bistami (ks):
-Günah illetine tutulmuş olanlara, günah sebebiyle hasta olanlara da bir ilacınız var mı? diye sorar. Doktor şaşırıp kalır:
-Ne zor bir sual sordun, bir doktordan bu sual sorulmaz ki; deyince, Bayezid-i Bistami’ye (ks) o anda hafiften bir büyüklük hissi sirayet eder. O anda delinin biri çıkagelir:
-Efendim, biraz beklerseniz cevabını vereyim, der. Doktor bakar ki sesin sahibi deliliği en fazla olan bir adam, Bayezid-i Bistami’ye (ks):
-Gidin efendim, der Deli:
- Allah rızası için gitmeyin Efendim! Ben derdimin devasını sizde buldum. Sizin sorduğunuz soruya cevabı da ben vereyim, der. Deli elinde bir kasnak, ayaklarına zincirler geçirilmiş bir halde Bayezid’in (ks) yanına gelir. Bayezid’e (ks):
- “Buyurun efendim, buyurun. Neyi sormuştunuz?” der. Bayezid (ks):
-Oğlum! Günah sebebiyle insan hasta olur. Hırs var, tamah var; fuhuş, riya, süm’a , hasetlik, kibir var. Bunlardan kurtulmayınca insan, insan olmaz. Ben bu derdin devasını soruyorum, deyince deli:
- Çok güzel bir soru soruyorsunuz Efendim. İnşallah cevap vermeye gayret edeyim: “ Efendim! Tevbe kökünü, istiğfar yaprağı ile karıştırın. Sonra gönül havanında tevhid tokmağı ile dövün. İyice un gibi olsun. Belki içinde irisi kalır, insaf eleğinden geçirin. Bu şekliyle de tabi ki yenilmez. Bu karışımı da gözyaşı ile yoğurun. Seherde kalkıp boynunuzu Mevla’ya (c.c) bükün. Gözlerinizden yaşlar dökün. Allah! Allah! Estağfirullah! deyin. Bu hamur da tam olmaz. Sonra bunu aşk ateşi ile pişirin, Allah’a (c.c) aşık olun. Marifet balından katarak kanaat kaşığı ile gece gündüz yemeğe ehemmiyet gösterin.” der. Bayezid-i Bistami (ks), delinin gözlerinin içine bakar ve şöyle dere:
“Ehl-i irfanım deyu kimseyi tân etme sen
Defter-i dîvâne sığmaz söz gelir dîvâneden.”
-Ne yapıyorsun öyle? diye sorar. Doktor:
- Delilere deva (ilaç) hazırlıyorum, der. Bayezid-i Bistami (ks):
-Günah illetine tutulmuş olanlara, günah sebebiyle hasta olanlara da bir ilacınız var mı? diye sorar. Doktor şaşırıp kalır:
-Ne zor bir sual sordun, bir doktordan bu sual sorulmaz ki; deyince, Bayezid-i Bistami’ye (ks) o anda hafiften bir büyüklük hissi sirayet eder. O anda delinin biri çıkagelir:
-Efendim, biraz beklerseniz cevabını vereyim, der. Doktor bakar ki sesin sahibi deliliği en fazla olan bir adam, Bayezid-i Bistami’ye (ks):
-Gidin efendim, der Deli:
- Allah rızası için gitmeyin Efendim! Ben derdimin devasını sizde buldum. Sizin sorduğunuz soruya cevabı da ben vereyim, der. Deli elinde bir kasnak, ayaklarına zincirler geçirilmiş bir halde Bayezid’in (ks) yanına gelir. Bayezid’e (ks):
- “Buyurun efendim, buyurun. Neyi sormuştunuz?” der. Bayezid (ks):
-Oğlum! Günah sebebiyle insan hasta olur. Hırs var, tamah var; fuhuş, riya, süm’a , hasetlik, kibir var. Bunlardan kurtulmayınca insan, insan olmaz. Ben bu derdin devasını soruyorum, deyince deli:
- Çok güzel bir soru soruyorsunuz Efendim. İnşallah cevap vermeye gayret edeyim: “ Efendim! Tevbe kökünü, istiğfar yaprağı ile karıştırın. Sonra gönül havanında tevhid tokmağı ile dövün. İyice un gibi olsun. Belki içinde irisi kalır, insaf eleğinden geçirin. Bu şekliyle de tabi ki yenilmez. Bu karışımı da gözyaşı ile yoğurun. Seherde kalkıp boynunuzu Mevla’ya (c.c) bükün. Gözlerinizden yaşlar dökün. Allah! Allah! Estağfirullah! deyin. Bu hamur da tam olmaz. Sonra bunu aşk ateşi ile pişirin, Allah’a (c.c) aşık olun. Marifet balından katarak kanaat kaşığı ile gece gündüz yemeğe ehemmiyet gösterin.” der. Bayezid-i Bistami (ks), delinin gözlerinin içine bakar ve şöyle dere:
“Ehl-i irfanım deyu kimseyi tân etme sen
Defter-i dîvâne sığmaz söz gelir dîvâneden.”