Israrla methedilen ; secdedeki başlardır .
Mutlak teslim esastır , imân alfâbesinde .
İlahî Af`fa mazhâr , dökülecek yaşlardır ;
Adına gönül denen iklimin kâbesinde .
Acıya taviz olmaz , dîl yâresi değilse .
Öyle ufak rüzgârlar , sarsamaz yüceleri .
Asîl ruhlar rükûya , tefekkürle eğilse ;
Aşıkların bir Ah! ı , titretir geceleri .
Bir suskunluk hap`solur kalplerin köşesine .
Başlar ritme tutulur , dizler yere vurulur .
Mânâ ufuklarında varılır neş`esine ;
Gönüller otağına , “Ulu Divan” kurulur .
Sesler uzaklaştıkça , nefesler yükselirler .
Gözler aynı odakta , kulaklarda Hû ! sesi .
Hurîler , meleklerin ardı sıra gelirler ;
Yüreklerde sevdânın , o en mâsum bûsesi .
Geceler gündüzlere , gündüzler gecelere
Karışmış bir zamandır , zamanlar ötesinde .
Cümleler parçalanıp , dönüşür hecelere ;
Ayaklar yere değer , bir kudümün sesinde .
Nefis, mahkûmdur şimdi ; mânâ hüküm bulmuştur .
Sırlar bir bir açılıp ; ayıp , günah örtülür .
Tedbir yoktur arada , artık olan olmuştur ;
Aşk âteşi vurunca , tüm perdeler yırtılır .
“En Sevgili” şân ile , kalbe girdiği anda
“Ölmeden evvel ölmek” , âşıklar ilkesidir .
Duru pınar gibidir , zihinler bu zamanda ;
Varılan her mertebe , huzûrun ülkesidir .
Başlar mutmain kalkar , eller arş`a yükselir .
Yüzlerde nûr şavkları , çöker kalplere huşû .
Uzak , çok uzaklardan ılık rüzgârlar gelir ;
Âlemleri mest eden , Aşk-ı İlâhî`dir bu !
Esat ANIK