Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
c0d365a84ac15635816de951bfd285a1.jpg


Okuduğum kitabın satırları arasında kaybolmuş, varlığın ince detaylarında dolaşıp doğumumla başlayan yolculuğun anlamını ararken birden o sesle irkiliyorum. Ses dediysem, öyle alelade bir melodi değil. Ruhumdaki kan dolaşımını hızlandıran, içime sevinç, kalbime sürur, sadrıma şifa veren, beni memnun ve mesrur eden bir ses Bedenim mi ruhumu taşımakta zorlanıyor, ruhum mu bedenimde durmaktan yorgun diye düşünürken ve bütün sesler zihnime ihtiyari ve gayri ihtiyari değerken, duyduğum sesle irkiliyor, kulağıma dokunan bütün sesleri kısıyor, kendimi o muhteşem melodiye bırakıyorum.

Şehirden insan ve araba seli akarken, iki ayrı kıtayı birleştiren devasa köprüler her gün başka başka kalabalıklarla dolup boşalırken, herkes kendi hayatının hengâmesinde kendisine yer edinmeye çalışıyor. ..Ve bu ses, dindiriyor acılarımı. Bir yandan yaşamaya devam ederken diğer yandan hayatın fonundaki sese kulak veriyorum.

Ruhumun kıvrımlarına sinen bu melodi sanki ölümsüzlükten bir hayat üflüyor. Beni çağırıyor. Ezel ve ebed yolculuğunda kendine yer edinmeye çalışan ve yaşadığı hayatın büyük gibi görünen küçük sıkıntılarına/sınırlarına direnmeye çalışan insanı huzura çağırıyor. Bu ses ölüme doğru koşan her faniye huzurullahtan haber veriyor. Doğumlar, düğünler ve ölümlerle akıp giden hayatı kuşatan bir ses oluveriyor. Bu ses duyulunca bütün sesler kısılıyor. Yüksek bir yerden etrafa yayılan ve dinleyen herkese bir varoluş gibi gelen bu ses, bütün seslerden üstün duruyor.

Şehr-i İstanbulun göğünü saran sarmaşıklar gibi yükselen minareler, tablonun en güzel motifini oluşturuyor. ..Kapısı büyük, yolu geniş olan bu davete icabet edip secdeye vardığımda, hep ertelediğim bu secdenin binlerce secdeden beni kurtardığını hissediyorum. ... bütün insanlığı aynı safta durmaya ve birlikte aynı yöne bakmaya davet ediyor.

Tevafuk dediğimiz hikmetli tesadüflerle örülü hayatın devamında benim hikâyem başkalarının hikâyesiyle karşılaşıyor, kesişiyor ya da birbirine teğet geçiyor. .. İnsan ömrü acı, sevinç, hayal kırıklığı, sabır, şükür gibi yüzlerce duyguyla çevriliyor. Ben, heybemde duran Kitabımdaki güzel sözler ve fonda günün beş ayrı saatinde dinlediğim o lahuti sesle soluk alıp vermeye devam ediyorum. Derinden, değişmeyen bir acı duyuyorum nefes aldıkça. Sathi bir bakışla söylediklerim melankolik sözler gibi dursa da varlığın ve kulluğun hakkını ver(eme)mektir beni düşündüren. Sınırsız olana, bitmeyene, mükemmel olana, kamil-i mutlak olana bir özlem bendeki. Aradığını bulamayan bir çocuk gibiyim. Elimde, geçmişimden kalan acı-tatlı şeylerin bıraktığı hüznün telvesiyle yola devam etmeye çalışıyorum.

Çaresizliklerle örülü bir hayatın kuşatması altındayken, yorgunluğumdan ve kırgınlığımdan uzaklaşıyorum. İniş ve çıkışlarıyla kalbimi okşayan ve asırlar ötesine beni taşıyan bu sesle kendimi bir ilkbahar günü kayalıklar arasında can bulan zayıf bir dağlalesine benzetiyorum. Ezan, insanı şefkate, merhamete, affetmeye çağırıyor. Bencillikten fedakârlığa, zayıflıktan kudrete, yoksulluktan varlığa, büyüklükten küçük olmaya ve küçüldükçe anlam kazanmaya Ezan, insanı kul olmaya, kul olup da başka kulluklardan kurtulmaya çağırıyor. Ezan, gel diyor.Allah ekberdir. diyor. Sâlâtın nevmden hayırlı olduğunu söylüyor. Küçüklüğümüzden büyük olana köprüler kuruyor. Onu duyunca herkes işini bırakıp, ona doğru yöneliyor, el açıyor. Yaptığı iş, soy-sop, varlık ve mertebesi ne olursa olsun, herkes aynı hizada secdeye varıyor. O duyulunca vakit doluyor, bir günlük susuzluk ve açlık son buluyor. Herkes, aynı anda nimetlerle dolu bir kâinat sofrasına buyur ediliyor.

Ezan, minicik bir çiçeğin onun adıyla bir kaya parçasına meydan okurcasına ortaya çıkışı gibi Ezan, her sonbahar yaprağını döküp tazelenen ve tekrar dirilen bir çınar gibi Ezan, insanın imanını günde beş kez tazeleyen bir and gibi Temenni ve dua gibi. Ezan, inananların ortak türküsü gibi Sure-i Tebbet gibi... Asa-yı Musa gibi Asırlar ötesinden ümmetiyle bağ kuran Peygamberle buluşturan kudsi bir musiki gibi

Asırlar önce dünyanın ilk binası olan Kabeye çıkıp siyah bir örtünün üstünde, yüksek sesle ezan okuyan uzun boylu, zayıf bedenli siyahi sahabeden beri bütün ezanlar insanları kul olmaya çağırıyor. Mevlâna, ezan sesi işitince, elleriyle dizlerinin üzerine basıp olanca heybetiyle ayağa kalkar ve Ey canımız kendisiyle Ruşen olan! Adın ebediyete kadar kalsın. der. Mevlananın dileği hepimizin duası oluyor. Ve canımız kendisiyle Ruşen olanın adı, hayatın fon müziği gibi gökyüzünde yankılanmaya devam ediyor.

Yüsra Mesude Arslan


 

leyli_mercan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 Haz 2007
Mesajlar
492
Aldığı Beğeniler
3
Mevlâna, ezan sesi işitince, elleriyle dizlerinin üzerine basıp olanca heybetiyle ayağa kalkar ve Ey canımız kendisiyle Ruşen olan! Adın ebediyete kadar kalsın. der.

Allah razi olsun çok hos
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah (cc) razı olsun abim ellerine sağlık...
 
Üst Alt