Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
(:Bazı insanlara bir hayat yetmez. Yaşadıkları zaman dilimi içinde hayatı başka pencerelerden seyretme ihtiyacı, onları maceradan maceraya savurur. Böyleleri için en büyük tehlike “başarıya ulaşmak”tır .

Çünkü başarı insanı zehirler, uyuşturur, hareketsiz kılar; yaratıcılığını, heyecan ve mizah duygusunu öldürür. Tanrı bizi böyle başarılardan korusun!

Düşünün ki gençliğinizde bir iş tutturdunuz. Bu iş size para kazandırdı, rahat bir hayata kavuştunuz; iyi bir evde oturuyor, güzel lokantalarda yemek yiyebiliyor ve tatil yapabiliyorsunuz. Yediniz, içtiniz, gezdiniz, tozdunuz. Peki sonra? Sonrası koca bir boşluk, bir sıkıntı, bir hiçlik duygusu.

Bunu en iyi anlamış olanlardan birisi, oyun yazarı Tennessee Williams’tı. Bu harika adam “Glass Menagerie” adlı oyununun başarı kazanması üzerine büyük bir sinir krizi geçirdi. Şöyle anlatıyordu: “Bu başarıdan önce yaşadığım hayat dayanıklılık gerektiren, dişle tırnakla didinmeyi şart koşan bir hayat tarzıydı ama iyi bir hayattı. Çünkü insan organizması böyle bir hayat için yaratılmıştır. Bu durum kaybolana kadar fark etmemiştim. Oturdum, kendime baktım ve birden depresyona girdim.” Williams, sinir krizi geçirdikten sonra daha başarılı bir eseri olan İhtiras Tramvayı’nı yazdı.

Bu “Şeytan azapta gerek” durumunu Dostoyevski de çok yaşadı. Bir romanının başarı ve para kazanması üzerine kumarhanelere gider ve bütün parasını kaybederek yeni bir roman yazma zorunluluğu ile karşı karşıya kalırdı.

Pablo Picasso durmadan resim tarzını değiştirir ve kendisine ün-para sağlayan bir tarzın konforunu terk ederek yeni riskleri göze alırdı.

Rahat bir hayatı olan muhasebeci Gauguin bu yüzden evini, karısını, çocuklarını terk edip sonu Tahiti’de frengiden ölümle bitecek bir maceraya atılmıştı.



***


Bu duygular elbette karnı doymuş insanlar için geçerli. Açlık ve geçim sıkıntısı bunların hiçbirine yer bırakmaz.

Ayrıca belki biraz da sanatçılar bu delilikleri göze alıyorlar. Çünkü yaşadıkları hayata dışarıdan bakabiliyor ve kendilerini bir roman kahramanı olarak görüyorlar. O zaman da içinde bulundukları güvence ve başarı ortamı onlara son derece yavan, tatsız tuzsuz ve sıradan geliyor.

Bu dünyadaki konukluk süreleri bitmeden, fırtınalı denizlerin tuzunu hissetmek ve diğer insanların “delilik” diye niteleyeceği maceralara atılmak istiyorlar. Çünkü sonunda şöhretten de bıkılır, başarıdan da...

Ünlü olmanız, artık kendinizi sınamayacağınız anlamına geliyor; yani ölüm gibi bir şey. Bu yüzden bir gökdelenin tepesinden aşağı atlamak isteği duyan bir adam gibi kendinizi durmadan yeni risklere fırlatmak istiyorsunuz.

Sonunda Neruda gibi “yaşadığınızı itiraf etme” noktasına geliyorsunuz


--------------------------------------------------------------------------------
 

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
SON (7098 Hit)

Bu sözcükleri kanımla yarattım,
evet, acılarımla yarattım bu sözcükleri!
Anlıyorum sizi dostlar, her şeyi anlıyorum.
Benim olmayan sözcükler girdi araya,
anlıyorum sizi dostlar!
Havalanmak istiyormuşum gibi
kuşların kanatları, bütün kanatlar
imdadıma yetişti,
işte benim olmayan bu sözcükler
ruhumun bu karanlık esrikliğini kurtarmaya geldi.

Şafak,
sıkıntı düğümlerini boğazımda hiç
bu kadar sıkmadı sanki.
Yine de
kanımla yarattım, evet, acılarımla
bu sözcükleri. Yarattım onları!

Neşe için sözcükler yarattım
alev alev bir taçken yüreğim;
çivileyen acının sözcüklerini,
sizi kemiren içgüdüleri,
tehdit eden atılımları,
sonsuz istekleri,
açı kaygıları,
ak şemsiye çiçekleriyle dolu kırmızı bir toprak gibi
çiçeklenen ömrümü örten aşk sözcüklerini.
İçimden taşıyorlardı. Hep taşmışlardır.
Çocuk, acım çığlıktır
ve sevincimdir sessizliğim.

Daha sonra unuttular gözler
herkesin yüreğinin rüzgarıyla
süpürülen gözyaşlarını.

Şimdi söyleyin bana dostlar
nereye saklandığını
hıçkırıkların bu buruk öfkesinin.

Dostlar, nereye saklandığını sessizliğin,
hiçbir kulak, hiçbir bakış
kendisini suçüstü yakalamasın diye.

Sözcükler geldi ve bir şafak gibi
bastırılamaz yüreğim parçalandı onlar arasında,
asılarak uçuşlarına,
sürüklenip, çekilip kahramanca kaçışlarında,
terkedilmiş ve çılgın ve onlar altında unutulmuş yüreğim
ölü bir kuş gibi, kanatlarının gölgesinde.

PABLO NERUDA
 

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
seni kim çizebilir şubat yolcusu yalnız akşam olsun, dağınık olsun ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu geceleyin dörtte bir ölüm korkusu dörtte dört sabaha karşı yağmursun seni kim çizebilir şubat yolcusu bütün çizgileri bozuyorsun
 
Üst Alt