İlk Yaratılan Nur(S.A.V.) - 1
Sohbetimize Alemlerin Rabbi olan yüce yaratıcımızın ismi celillerini zikr ederek başlarız. Süleyman Çelebi’nin mevlid-i şerifinden alıntılar ile de sohbetimizi tatlandıralım inşaellah..
Allah adın zikr edelim evvela, vacip oldur cümle işte her kula.Allah adın her kim ol evvel ana, Her işi asan eder Allah ona..
Alemlere Rahmet olan, yaratılmışlarda ilk ve en hayırlı olan, Peygamberlik sancağının ötelerde ilki, dünyada sonu sonlarında sonunda da en son sahibi, Peygamberlik tahtının sultanı ki hem nasıl bir Sultan… Sultanlar bile kapısında köle olmayı en büyük nimet bildikleri Sultan… Allah’ın Habibi… Yeryüzünde kimse O’nun kadar sevilmedi, çünkü O’na Allah sevgilim dedi.. O(s.a.v.) tüm alemlere Rahmet ve yaratılış vesilesi... O şu ilahi hitabın mazharıdır;
Levlake, Levlake lema halagtül eflake. ( Sen olmasaydın Sen olmasaydın eyy Habibim âlemleri yaratmazdım.)
Sohbetimizde her ne kadar İsm-i şerifi geçti ise şimdiden hepsi adına Salat ve Selam O’na olsun O’nun güzel âli ve ashabına olsun. O’nu ne kadar meth etsek azdır. Söze nerden nasıl başlasak? Sözlerimize yine O’nun mübarek dostlarının bir suali ile başlayalım o halde.
Allah’ın sevgilisinin güzide ashabından Cabir ibn-i Abdulllah el-Ensari’den rivayet olunmuştur;
- Ey Allah’ın Rasülü, dedim. Anam babam sana feda olsun, Allahû Teâlâ her şeyden evvel olarak neyi yaratmıştır? Bana haber verir misiniz?
Ve Nebiler Nebisi buyurdular;
- Ey Cabir! Allahû Teâlâ her şeyden evvel kendi nurundan senin peygamberinin nurunu yarattı. Ve o nur Allah’ın kudreti ile dilediği zamana kadar dönüp durdu. Ve o nur yaratılmadan levh, kalem, cennet, cehennem, melekler, gökler, yerler, güneş, ay, cinler ve insanlar yoktu. Allahû Teâlâ kâinatı yaratmak istediği zaman O nur’u dört parçaya böldü. Birinci parçadan Kalemi yarattı. İkinci parçadan Levh’i yarattı. Üçüncü parçadan da Arş’ı yarattı. Sonra dördüncü parçayı da yine dörde böldü. Birinci parçadan Arş’ı taşıyan melekleri, ikinci parçadan kürsüyü, üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı. Ve dördüncü parçayı yine dörde böldü. Birinci parçadan gökleri, ikinci parçadan yerleri, üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı. Dördüncü parçayı tekrar dörde böldü. Birinci parçadan müminlerin gözünün nurunu yarattı, ikinci parçadan gönüllerin nurunu yarattı(ki bu nur ile ALLAH bilinir.), üçüncü parçadan ise müminlerin ünsiyetlerinin nurunu yarattı ki bu nur, “La ilahe illallah Muhammedur Rasülullah “ şeklinde olan tevhid kelimesidir.
Bu hadis-i şeriften anlıyoruz ki kâinatta ilk ve her şeyden önce yaratılan Sevgililer sevgilisi Rasulullah(s.a.v.) efendimizin mübarek Nurlarıdır. Bütün kâinat ise O’nun nurundan yaratılmıştır. O olmasaydı âlemlerde olmazdı. Kuran-ı Azimüşanda Allahû Teâlâ mealen buyuruyor ki;
- Biz seni (Habibim) âlemlere (başka bir şey için değil) ancak rahmet için gönderdik. Buyurmuştur. Rabbimiz O’nu öyle bir sevmiştir ki onun sebebine alemleri halk etmiştir. Yine Rabbimiz efendimize hitaben buyurur ki; -Sen ne kadar yüce bir yaratılışa sahipsin!
İmam Ahmed, İmam Buhari ve Ebu Naim rivayet ediyorlar ki; Bir gün sahabelerden Meysara, Rasuller serverine sordu:
-Ey Allah’ın Rasülü sen ne vakit peygamber oldun? Buyurdular:-Adem ruh ile ceset arasında iken.. Bir başka hadis-i şerifte efendimiz buyurmuşlardır ki;-Ben peygamberdim, Adem(a.s.) ise henüz ruh ile ceset arasında bulunuyordu.
Âlemlerin Rabbi, Habibinin nuruna diğer Peygamberlerin nuruna nazar etmesini emretti. Haibibinin nuru hepsini kuşattı. Gelecek zamanın peygamberleri sordular:
-Ey Rabbimiz. Nuru bizi kuşatan bu varlık nedir? Kimdir?-O, benim sevgilimin nurudur. Eğer siz ona inan ve bağlanırsanız peygamber olursunuz.-O’na ve Nebiliğine inandık.-Şahid olayım mı?- Ol Ya Rabbi...
Birinci bölüm sonu…
Devamı eklenecektir...