Bir gün,
Evliyânın büyüklerinden
Abdülhakîm Arvâsî
rahmetullahi aleyh
hazretlerine,
bir sohbet esnasında;
Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî mi
daha yüksektir, yoksa İmâm-ı
Rabbânî hazretleri mi?
diye sordular.
Abdülhakîm Efendi,
başladı
Abdülkâdir-i Geylânî
kuddise sirruh
hazretlerini
övmeye:
Gavs-ül âzam büyük bir Velî’dir.
Her kim çağırsa, imdâdına yetişir,
Onun duâsıyla ölüler hayata dönerdi.
O zamanki Evliyânın hepsinden yüksekti.
Sohbetini, sözlerini dörtyüz kişi yazardı.
Her Velî’ye Onun kalbinden feyz akar.
Hem de kıyâmet gününe kadar.
Onu gören, Allahı hatırlardı.
Sözleri hikmet saçardı.
Abdülhakîm Efendi,
bu şekilde anlatıyor, cemaat
zevkle dinliyordu.
Bir saat sürmüştü bu sohbet.
Öyle ki, herkes
Abdülkâdir-i Geylânî
kuddise sirruh
hazretlerine
hayran olup, kalbleri
Onun muhabbetiyle
doldu.
Ama birşeyi merak ediyorlardı.
Acaba
İmâm-ı Rabbânî hazretleri
hakkında neler anlatacak?
diyorlardı.
Nihâyet sıra Ona geldi.
Ama düşündükleri gibi olmadı.
Yani
İmâm-ı Rabbânî hazretleri
Hakkında fazla bir şey
söylemedi.
Hatta
o zat hakkında, sadece
bir cümle söyledi.
Ama ben, İmâm-ı Rabbânî
hazretlerinin âşıkıyım,
buyurdu.
__________________