Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
Nura hasret Hindistan'ın karanlıklar içinde kaldığı zamandı...

Hicri 971 yılında (Miladi 1563) Delhi taraflarında ancak erbabının fark edebildiği bir kehkeşan parlaklığı belirdi. Gittikçe koyulaşan karanlık ve artan kasavet sebebiyle gözleri maddeye dönük olanların pek fark edemediği bu parlaklık, Serhend (Sirhind) şehrinde sahabe samimiyetinin yaşandığı bir evden geliyordu. Cesaret ve adalet timsali Hazret-i Ömer'in yirmi sekizinci nesilden bir torunu dünyaya teşrif etmişti.

Baba Abdülahad Efendi gördüğü müjdeli bir rüya vesilesiyle çocuğuna Ahmed adını verdi. Yetişmesi için hususi bir itina gösterdi.

O zaman insanlara, yaşadıkları hayata ve taşıdıkları hâllerine uygun lakaplar takmak yaygın bir âdetti. Hindistan'ı saran karanlığın içinde manen ayın bedir hâli gibi parlamaya başlamasından dolayı Ahmed'e 'Bedreddin' lakabı verildi. Hazret-i Ömer'in hususiyetlerini müşahede eden hocaları ona 'Faruki' sıfatını verdiler. Hicrî ikinci bin yılın başlarında dinde tecdid hareketini başlattığı için, 'İkinci bin yılın yenileyicisi' anlamında 'Müceddid-i Elf-i Sânî' unvanıyla anıldı. Ama insanların zihninde 'Kendini Rabb'ine adayan imam' kanaati yerleştiği için diğer ad ve lakaplarından ziyade 'İmam-ı Rabbani' adıyla tanındı.

Bütün unvan, lakap ve sıfatlarıyla İmam-ı Rabani'yi tanımak, eserleri ve hizmetleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmak isteyenler için bu kitap büyük bir fırsat sunuyor. Yazarın kendine has akıcı üslubuyla bir nefeste, hayranlıkla okuyacaksınız.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
İmâm-ı Rabbânî hazretleri "kuddise sirruh" buyurdu ki:

Ramazân-ı şerîfin son on gününde idi. Teravih namazını kıldıktan sonra, kendimde bir gevşeklik hissedip yatağıma yatmak istedim. Yatarken, bu gevşekliğin çokluğundan evvelâ sağ tarafa döneceğimi unuttum. Hâlbuki bu sünnet idi. Sol tarafa dönüp yattım. Bir müddet sonra sünneti terk ettiğim hatırıma geldi. Bunu ilk defâ terk ettiğimi düşündüm. O anda unutarak ve sehven olduğu bildirildi. Fakat, sünneti terketmek korkusu benden gitmedi. Hemen kalktım; sağ tarafa dönüp yattım. Bunu yaptıktan sonra Allahü teâlânın nihâyetsiz nûr ve feyzleri zâhir oldu ve şöyle bildirildi: “Sen bu kadar sünnete riâyet edince, âhırette hiçbir şekilde sana azâb etmem!”

Erkeklerden ve kadınlardan vasıtalı ve vasıtasız olarak bizim yolumuza girmiş olanları ve girecekleri bana gösterdiler. İsimlerini, soylarını, doğum zamanlarını ve memleketlerini bize bildirdiler. İstersem hepsini tek tek sayabilirim. Hepsini bana bağışladılar.

Allahü teâlâ, ibâdete düşkün genç için, şöyle buyurur: “Kuluma bakın! Benim rızâm için, nefsâni isteklerini terketmiştir.” Hadîs-i şerîf
 
Üst Alt