Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Gülistan

İMAM HATİP'Lİ
 
Üyelik Tarihi
30 Kas 2010
Mesajlar
1,066
Aldığı Beğeniler
25
Takım
Diğer
İMAM ZEYNELABİDİN (A.S)

Caferîlerin dördüncü imamıdır. Babası İmam Hüseyin (a.s) ve annesi Yezdgird kızı Şehribânu'dur. Asıl adı Ali, en meşhur lakapları Zeynelabidin (abitlerin süsü) ve Seccad (çok secde eden)'dır.

Şeyh Mufid, Şeyh Tabersî ve Seyyid b. Tavus'a göre İmam Zeynelabidin (a.s), 15 Cemaziyülevvel 36 hicrîde;[14] Kuleynî'ye göre, 38 hicrîde[15] dünyaya geldi. İmam'ın doğum tarihi hakkında pek çok rivayet vardır. Yukarıda açıklananların yanı sıra 15 Cemaziyülahır, Perşembe günü; 9 Şâban 38 hicrî ve 37 hicrî diyenler de vardır.[16]

Keşf'ül-Gumme'de İmam Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "İmam Seccad (a.s), Emir'ül-Müminin Ali'nin (a.s) şehadetinden sonra, hicretin 38. senesinde dünyaya gelmiştir. İmam Ali ile iki yıl, İmam Hasan ile 10 yıl, İmam Hasan'ın ardından muhterem babasıyla da 10 yıl geçirmiş ve imamet süresi 35 sene sürmüştür."

Şehadeti hakkında da ulema arasında ihtilaf vardır. Bazıları hicretin 94. senesinde Muharrem Ayı'nın 18'inde[17] şehit edildiğini rivayet ederken Şeyh Tûsî, aynı yıl Muharrem'in 15'inde[18] ve Şeyh Kuleynî de daha farklı olarak hicretin 95. senesinde[19] şehit edildiğini rivayet etmişlerdir. İbn-i Şehrâşub da diğerlerinden daha farklı olarak hicretin 95. senesinde, Muharrem Ayı'nın 11 veya 12. gününde, Cumartesi günü şehit edildiğini ileri sürmüştür.[20]

İmam Zeynelabidin (a.s), babasının arkasından 20 yıl (bir rivayete göre de 40 yıl) ağlamıştır. Kendisine yiyecek sunulduğunda ağlar, su getirildiğinde hıçkırıklarına mani olamazdı.

Bir gün gulamlarından biri O'na yaklaşarak, "Ey Allah resulünün evladı! Korkarım bu ağlayışlarınla bir gün kendini öldürecek, helak olup gideceksin!" dedi. Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Hüznümü ve derdimi Allah'a şikâyet ediyorum ve ben, Allah tarafından sizin bilmediklerinizi bilmedeyim."[21] Ne zaman Fatıma evlatlarının katledilişleri aklıma gelse gözyaşı ve hıçkırık boğazımda düğümlenir.

İmam (a.s), çok ibadeti yanı sıra cesaretiyle de tanınmıştır. Hem Yezid'in, hem de Ubeydullah b. Ziyad'ın sarayında bir tarafta ölüm tehditleri, bir tarafta babasının kesik başı, bir diğer tarafta da esir yakınları olmasına rağmen yiğitçe hakkı savunmuş, galip geldiklerine inanan Ehl-i Beyt düşmanlarını aşağılamış ve Ehl-i Beyt aşıklarınca Yezid'in saltanatına son verilmesi için ortam hazırlamıştır.

Şehitlerin efendisi İmam Hüseyin (a.s)'ın şehadet acısının ardından İmam Zeynelabidin (a.s)'ın acıları sona ermedi. Hatta bu olay, onun hayatının en elim olayı olmakla beraber yeni acıların başlangıcı olmuştu.

Kerbela faciasından bir süre sonra Yezid tarafından yakınlarıyla birlikte Medine'ye gönderildi. Hicrî 63'te Yezid'e karşı kıyam eden ve ilk iş olarak da Medine valisi Osman b. Muhammed b. Ebu Süfyan'ı şehir dışı eden halk, Medine'de boy gösteren yaklaşık bin kişilik nüfusa sahip Ümeyye oğullarını abluka altına aldı. Emevîlerin Medine'deki öncülüğünü üstlenen ve iyice yaşlanmış olan Mervan b. Hakem, hayatının tehlikede olduğunu görünce Abdullah b. Ömer'den, ondan yardım alamayınca da İmam Zeynelabidin (a.s)'dan sığınma isteğinde bulundu. İmam (a.s), onun sığınma isteğini kabul ederek yakınlarıyla birlikte onu Yenba'a gönderdi. Taberî'ye göre Mervan, bu nedenle İmam'a daima minnettar kalmıştı.

Bu arada halkın ayaklandığını haber alan Yezid, Müslim b. Ukbe'yi on iki bin kişilik ordusuyla Medine'ye gönderdi ve üç gün boyunca şehri yağmalamalarını, 4. gün cinayet ve yağmalamalara son vermelerini ve bu süre içerisinde İmam Zeynelabidin (a.s) ve ailesine dokunmamalarını, onlara iyi davranmalarını istedi. Zira Yezid, İmam'ın bu kıyamda bir rolü olmadığına inanmaktaydı.

Tarihte "Harra Olayı" olarak bilinen bu içler acısı olaydan sonra Medine halkı, hazin bir yenilgiye uğradı. Müslim b. Ukbe, ordusuyla birlikte üç gün boyunca Medinelileri kılıçtan geçirdi ve halkın namusuna saldırdı. Dördüncü gün ordusunu toplayarak Yezid için halktan "kulu-kölesi olduklarına dair" biat aldı. Taberî'ye göre Harra Olayı, hicretin 63. senesinde, Zilhicce Ayı'nın 27 veya 28'inde, Çarşamba günü meydana gelmiştir.

***

İlim, irfan, takva ve ibadetiyle de eşsiz kişiliğe sahip olan İmam Zeynelabidin (a.s)'ın en meşhur lakaplarından biri de Secced'dır. Çok secde ettiği için "çok secde eden" anlamına gelen "Seccad" lakabı verilmiştir. İmam Muhammed Bâkır (a.s), bu konuda şöyle buyurur:

"O, çok secde ederdi. Üzerinden bir bela kalktığında, kötülüğünü isteyenin şerrinden kurtulduğunda, namazını tamamladığında veya birbirine düşman olan iki kişinin arasını kurduğunda hemen secdeye kapanır, şükrederdi." Nitekim, Kerbela olayının üzerinden çok geçmemişken Muhtar'ın zaferini haber alan İmam Zeynelabidin (a.s), secdeye varmış, İmam Hüseyin'in ve yetmiş bir yareninin intikamının alındığı için Allah'a şükretmişti.

Gerek Şiî, gerekse Sünnî uleması, İmam Zeynelabidin'in yüceliği, üstün erdemi, ağırbaşlılığı, fakihliği, dindarlığı ve takvası konusunda hemfikirdirler. Medine halkı, onun bu özelliklerinden dolayı ona saygı duyar, saygıda asla kusur etmezlerdi.

Rivayet edilir ki; Hişam b. Abdulmelik, babası Abdulmelik veya kardeşi Velid'in hilafeti döneminde hacca gitmişti. Ziyaret sırasında kalabalık yüzünden Hacer'ül-Esved'e dokunup öpemedi. O sırada İmam Zeynelabidin de çıkageldi. Halk, onu fark edince Hacer'ül-Esved'in etrafından uzaklaşıp ona yer verdi. Bunun üzerine Hişam öfkelendi. Yanındaki bir yabancı, İmam'ı göstererek onun kim olduğunu sordu. Hişam, İmam'ı çok iyi tanıdığı halde öfkesinden ya da onu tanımayanların ona karşı sempati duymalarını istemediğinden "tanımıyorum" diye cevap verdi. O sırada, yakınlarında bulunan meşhur Arap şairi Ferazdak araya girerek ikisine de şiirle karşılık verdi:

Kulların en hayırlısı; her türlü kusurdan arı ve temiz, herkesin tanıdığı bir kimse...

Tanımıyorum demen hiçbir şeyi değiştirmez; zira herkes tanır onu; Arap da, Acem de...

İmam Zeynelabidin (a.s) herkesten daha cömert, daha şefkatli, fakir yanlısı ve muhtaçların dayanağı sağlam bir kapı idi. Her Ramazan bayramında kölelerini azat ederdi. Devesiyle yirmi iki kez hacca gitmesine rağmen bir kere olsun onu incitmedi. Devesi öldüğünde etrafındakilerden onu defnetmelerini istemiş, hatta bunu vasiyet etmişti.

İmam Muhammed Bâkır (a.s) bu konuda şöyle buyurur: İmam Seccad'ın (Zeynelabidin), birlikte yirmi iki kez hacca gittiği bir devesi vardı. Bu süre içerisinde bir kere olsun onu tartaklamadı. İmam'ın şehadetinin ardından bir ara hizmetçilerden biri gelip devenin dışarı çıktığını, onu İmam Zeynelabidin (a.s)'ın kabrinin yanı başında bulduğunu ve başını kabre sürüp feryat ettiğini haber verdi. Üstelik deve, İmam'ın türbesinin yerini hiç görmemişti."

Bir başka rivayette de bu olayın devamı şöyle anlatılır: İmam Bâkır (a.s) devenin, babasının mezar-ı şerifine gittiğini haber alır almaz oraya gitti. Deve yüzünü toprağa sürüyor ve ağlıyordu. Bunun üzerine İmam, ona kalkmasını ve yerine geri dönmesini emretti. Deve de söyleneni yaptı. Bir süre sonra deve tekrar yerinden çıkarak İmam Zeynelabidin (a.s)'ın mezar-ı şerifine koştu. Kabre varıp yüzünü sürdü ve ağlamaya başladı. İmam Bâkır, yanındakilerle birlikte kabre vardıklarında aynı manzarayla karşılaştılar. Devenin yaklaşıp ondan kalkmasını istedi. Deve, bu kez kalkmadı. Bunun üzerine İmam, yanındakilere; "Onu kendi haline bırakın, veda ediyor" dedi. Deve üç gün orada kaldı. Dördüncü gün sahibinin hicranına dayanamayıp hayata gözlerini kapadı ve İmam Zeynelabidin (a.s)'ın vasiyeti üzerine toprağa verildi.[22]

Medine halkının İmam Zeynelabidin'e olan yoğun ilgisini saltanatları için bir tehlike olarak gören Hişam b. Abdulmelik, kardeşi Velid b. Abdulmelik ile işbirliği yaparak İmam'ı zehirle şehit ettirdiler. Bazı kaynaklara göre de, Velid b. Abdulmelik, bizzat kendi elleriyle İmam'ı zehirlemiştir.

İmam zehirlendikten sonra sayısız hekim tedavî için onun evine koştu. Ancak zehir pek etkili olduğu için bu uğraşlar fayda etmedi. Ölüm döşeğinde sürekli şöyle derdi:

Allah'ım! Bana merhamet et, şüphesiz sen merhamet bağışlayacak kadar cömertsin. Allah'ım! Bana merhamet et, şüphesiz sen merhamet edecek kadar merhametlisin!"[23]

İmam Bâkır, babasının ölüm anında ettiği bir vasiyeti şöyle anlatır: "İmam'ın şehadet anı gelip çattığında beni bağrına basıp şöyle dedi: Oğulcağızım! Allah'tan başka intikam alıcısı olmayan kimseye zulmetmekten kaçın!"[24]

İmam Zeynelabidin'in şehadetiyle birlikte Medine halkı, onun yüz fakir aileye yardım ettiğini anlamıştı. Bu fakir aileleri, o zamana kadar kimin tarafından yardım aldıklarını bilmiyor-larken onun vefatıyla geceleri sırtında çuval çuval yiyecek taşıyan, bu çuvalları fakir evlerin kapılarına bırakıp gizlice çıkıp giden kişinin İmam Seccad (a.s) olduğunu anladılar. Bir grup Ehl-i Beyt dostu, gusül sırasında İmam'ın sırtındaki çuval izlerini bizzat gözleriyle görmüştü.[25]

İmam Muhammed Bâkır (a.s) babasını guslettikten sonra ağlamaya başlamış, onu tesellî etmeye çalışanlara şu yanıtı vermişti: "Onu guslederken bedenindeki zincir izlerini gördüm. Bunu görünce de aklıma esaret döneminde çektiği işkenceler aklıma geldi..."[26]

İmam Zeynelabidin (a.s)'ın şehadet tarihi konusunda da ulema arasında ihtilaf vardır. Bazılarına göre 18 Muharrem 94 hicrîde,[27] Şeyh Tûsî'ye göre 25 Muharrem 94 hicrîde,[28] Kuleynî'ye göre 95 hicrîde, [29] İbn-i Şehrâşub'a göre de 11 veya 12 Muharrem 95 hicrîde[30] şehit olmuştur. Meşhur görüşe göre, İmam (a.s) şehit olduğunda 56 veya 57 yaşlarındaydı.

Kabr-i Şerifi, Medine'de, bugünkü Bakî Mezarlığı'nda, İmam Hasan (a.s)'ın mezarının yanı başındadır.
rabbime emanet olunuz.:gul::gul::gul:
 
Üst Alt