Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Şimdi bu iman pazarda bulunmaz, çarşıda pazarda bulunmaz, şuradan buradan da alınmaz. Bu imanın bir alınacak yeri var, o da ALLAH-u Teàlâ 'nin zikri... ALLAH-u Teàlâ 'nin zikriyle ne kadar çok meşgul olursan, o meşguliyetin dolayısıyla Allah verir sana o takvâyı; başka yerde bulamazsın!

Ashab-ı kiramın böyle tesbihleri filân yok. Çünkü RESUL-ü EKREM önlerinde. Onun yüzüne bakışları kâfî geliyor onlara. O bakış, içerisini nur ile dolduruyor, öyle çalışmaya lüzum yok... Menba'dalar, baktılar mıydı, olan nur içlerine doluyor da, taşıyor da... Zamanındaki müslümanların hepsinin hâli böyle.

Ama bize gelince, biz bin sene geriye kalmışız. Bize onun nurunu alabilmek için; zikrini ve onun salât ü selâmını çok okumak lâzım! Ona olan salât ü selâmı ne kadar bol edebilirsek; ALLAH-u Teàlâ 'nin zikrini ne kadar bol edebilirsek ve başka işlerimize tercih ederek onunla meşgul olursak; çalışmamız nisbetinde o takvâ hàsıl olur. Nasıl ki;


(Ve en leyse lil-insâni illâ mâ saà.) buyruluyor ya. Ne kadar çalışırsa, o kadar kazanır diyorlar. ALLAH'a karşı ne kadar hizmet edebilirsek, o kadar ALLAH-u Teàlâ bize hayâ verir, o kadar takvâ verir, o kadar da fıkıh verir.

Fıkıh denince zannetme ki, işte Arapçayı bilir de burda okur, mânâ verir. O değil ha! Arapçayı öğrenirsin, okursun, mânâsını da verirsin. Bugün, aziz kardeş hepiniz biliyorsunuz: Arabistan denilen memlekette Yahudi de var, Ermeni de var, Rum da var, Süryanîsi de var, daha kim bilir kimler de var... Bunlar Arapçayı bizden çok iyi bilirler. Yahudidir ama, memleketi olmak dolayısıyla Arapçayı öğrenmiştir. Ermenidir ama, memleketi olmak dolayısıyla Arapçayı iyi bilir. Rumdur ama, memleketi olması dolayısıyla Arapçayı iyi bilir... İyi bilir ama, hiç faydası yoktur kendisine; gâvur, gâvurdur yine...


Sarığın bu kadar olur, cübben gayet sırmalı olur, iş yok onda... İş iman ile hayâda, hayâ ile takvâda... Hayâ ile takvâyı da; kim ALLAH'a boyun büker, hizmet ederse, hizmeti nisbetinde ALLAH ona verir.

Yalnız şu kadar var ki, haramlardan ve günahlardan da sakınmak şartıyla. Meselâ geceleri uyumazsınız, sabaha kadar da ibadet edebilirsiniz. Tesbihi hiç elinizden bırakmamak sûretiyle akşama kadar da tebih çekebilirsiniz. Fakat haramdan korunmadığınız zaman, bunların hiç birisi makbul olmaz. Nasıl bir evi yaparsınız, güzel; fakat ona bir kibrit değdi mi bakarsınız birden yanar gider. Hiç kıymeti yok. Yapmak değil hüner, onu muhafaza etmektir hüner... Onun muhafazası da, günahlardan korunmak ve sakınmaktır.


Onun için size bir misâl söyleyeeyim şimdi: RESULU-ü EKREM S.A.V Efendimiz zamanında tabii muharebeler oluyor. O muharebeler olurken, bir muharebede dediler ki Rasûlüllah'a, tekmil veriyorlar:

"--Yâ Rasûlallah, filân şehid, filân şehid, filân şehid..."

"-- Cennetlik, cennetlik, cenetlik..."

"-- Filân da şehid..."

"-- O cehennemlik..."

"-- Yâ Rasûlallah, o neden şehid değil?"

"--O ganimetten çaldı."

Ganimetten bir aba almış; veya iki aba. Bu onun şehadetinin kıymetini düşürüverdi. "Cehennemliktir." dedi iki cihan serveri... Sebebi. İslâm'n davasında sadakat göstermedi. Bir taraftan ibadet ediyor ama, bir taraftan da beytül-maldan çalıverdi, aldandı. Beytül-mâl da değil, daha ganimet taksim olmamış, taksim olmamış ganimetten hakkı olmadan aldı. Bu alış, kendisinin şehadeti, cennete girmesini ve bütün günahlarınnı affını icab ettirirken, bu hareketi onu cehennemlik yaptı. Vay bizim halimize! Faizlerle para kazanacağız, onunla han, hamam, apartman yaptıracağız, çalımımızdan kimse yanımıza sokulmayacak, sonra biz de cennetin baş tarafına gidip, içerisine oturacağız. Heyhât!


Onun için aziz kardeş, haramdan sakınmak için takvâ lâzım. Takvân olmadıkça haramdan sakınamazsın. O ALLAH korkusunun mektebi yok, medresesi yok...

Bir numûnesi daha sana: Hazret-i Ömer Efendimiz'in oğlu, Medine-i Münevere'den, Mekke-i Mükerreme'ye gidiyormuş. Yolda canları et istemiş, acıkmışlar. Bir çobana rastgelmişler. Demişler ki çobana:

"--Şurdan bize bir koyun ver, kaç paraysa verelim sana!"

Demiş ki:

"--Koyunlar benim değil, ağanındır; onun izni olmadıkça ben size burdan koyun veremem!"

Onlar da onu tecrübe etmek için demişler ki:

"--Ağana kurt yedi dersin, yahut kayboldu dersin; bir şey dersin işte, ne olacak."

Çoban:

"-- Efendi, ya ALLAH'ı ne yapalım?" demiş.

Bizim bilgin, deveyi hamuduyla beraber yutuyor. O bilmeyen, ALLAH'tan korkaraktan yapamıyor.

Onu ALLAH'tan korkutan, ona onu yaptırmayan kim?.. İçindeki iman kuvveti... İşte o devrin nîmetlerine mazhar olmuşlar. Bizde bugün hepsi çok, çok ama gözümüz de, karnımız da doymuyor. Ne gözümüzün doyduğu var, ne de karnımızın doyduğu var. ALLAH affetsin kusurlarımızı...AMİN..
 

berrak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
14 Mar 2006
Mesajlar
165
Aldığı Beğeniler
1
paylaşımın için allah razı olsun
 

mabed

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2005
Mesajlar
2,864
Aldığı Beğeniler
20
Saol abi paylaşım için..
 
Üst Alt