Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
İman, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruri­yatın gayrısını icmalen tasdik etmekten hasıl olan bir nurdur. (İşarat-ül İ'caz sh:41)

Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tec­rübedir. Tâ, ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile, müsa­baka meydanında birbirinden ayrılsın. (Sözler sh: 266)

İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne[ çıkar, Cen­nete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile es­fel-i sâfilîne düşer, Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. (Sözler sh: 311)

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabi­lir ve, imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyika­tından kurtulabilir. (Sözler sh: 314)

İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim te­vekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder. (Sözler sh: 315)


İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder. (Sözler sh: 315)

Madem Allah var ve ilmi ihâta eder. Elbette adem, idam, hiçlik, mahv, fena, hakikat nokta­sında, ehl-i imanın dünyasında yoktur. Ve kâfirle­rin dünyaları ademle, firakla, hiçlikle, fânilikle do­ludur. İşte bu hakikati, umumun lisanında gezen bu gelen darb-ı mesel ders verip, der:

Kimin için Allah var, ona herşey var. Ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur, hiçtir. (Sözler sh: 462)


İlimlerin esası, ilimlerin şâhı ve padişahı, imân ilmidir. (Sözler sh: 749)


Taklidî bir imân, hususan bu zamandaki dalâlet, sapkınlık fırtına­ları karşısında çabuk söner. Tahkikî imân ise sar­sılmaz, sönmez bir kuvvettir. Tahkikî imânı elde eden bir kimsenin, imân ve İslâmiyeti dehşetli dinsizlik kasırgalarına da mâruz kalsa, o kasırga­lar bu imân kuvveti karşısında tesirsiz kalmaya mahkûmdur. Tahkikî imânı kazanan bir kimseyi, en dinsiz filozoflar dahi bir vesvese veya şüpheye düşürtemez. (Sözler sh: 749)

Dünyada görülen bilhassa nebatî ve hayvanî hayatlarda müşahede edilen ademler, idamlar, tebeddül ve teceddüd-ü em­salden ibarettir. İmanlı olan kimselere göre zeval ve firakın acısı değil, yerlerine gelen emsalleriyle visalin lezzeti hasıl oluyor. Öyleyse, imana gel ki, elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki, selâ­mette kalasın. (Mesnevî-i Nuriye sh: 112)


Semâvat ve Arzın ha­ricine kaçıp kurtulamayan insan, Hâlık-ı Külli Şe­yin rububiyetine muhabbetle rızâdâde olmalıdır. (Mesnevî-i Nuriye sh: 122)


Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle es­bab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehil olur. (Mesnevî-i Nuriye sh: 199)

İman ve tevhidle bakan, âlemi nurlu gö­rür ve illâ âlemi zulümat içerisinde görecektir. (Mesnevî-i Nuriye sh: 199)

Yazdığım hakaik-i imaniyeyi doğrudan doğruya nefsime hitap etmişim. Herkesi davet etmiyorum. Belki ruhları muhtaç ve kalbleri yaralı olanlar, o edviye-i Kur'âniyeyi arayıp buluyorlar. (Mektubat sh: 70)


Sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktiza eder ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyarı elinden alın­masın. Eğer gayet bedihî bir surette olsa, o vakit aklın ihtiyarı kalmaz, Ebu Cehil de Ebu Bekir gibi tasdik eder, imtihan ve teklifin faydası kalmaz, kömürle elmas bir seviyede kalırdı. (Mektubat sh: 93)

İmam-ı Rabbânî ve Müceddid-i Elf-i Sânî Ah­med-i Farukî (r.a.) demiş: "Hakaik-i imaniyeden birtek meselenin inkişafı ve vuzuhu, benim in­dimde binler ezvak ve kerâmâta müreccahtır. Hem bütün tarikatlerin gayesi ve neticesi, ha­kaik'i imaniyenin inkişafı ve vuzuhudur."

Kur'ân'dan gelen o Sözler ve o nurlar, yalnız aklî mesâil-i ilmiye değil, belki kalbî, ruhî, hâlî mesâil'i imaniyedir. Ve pek yüksek ve kıymettar maarif-i İlâhiye hükmündedirler. (Mektubat sh: 356)

Allah'ı tanımayanın dünya dolusu bela başında vardır. Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve manevî sürurla doludur. (Lem'alar sh: 210)


Herkesin, iman mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybet­mek dâvâsı başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. (Şualar sh: 203)

Hem herbir şehir kendi ahalisine geniş bir ha­nedir. Eğer iman-ı âhiret o büyük aile efradında hükmetmezse, güzel ahlâkın esasları olan ihlâs, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, rıza-yı İlâ­hî, sevab-ı uhrevî yerine garaz, menfaat, sahte­kâr­lık, hodgâmlık, tasannu, riya, rüşvet, aldatmak gi­bi haller meydan alır. Zâhirî âsâyiş ve insaniyet al­tında anarşistlik ve vahşet mânâları hükmeder; o hayat-ı şehriye zehirlenir. Çocuklar haylâzlığa, gençler sarhoşluğa, kavîler zulme, ihtiyarlar ağla­maya başlarlar. (Şualar sh: 227)
 

aydilge

Bana Seni Gerek ,Seni !.
 
Üyelik Tarihi
8 Ocak 2008
Mesajlar
1,867
Aldığı Beğeniler
12
Konum
Tokat'ta doğdum,Bursa'da doydum...
Takım
Galatasaray
İki Cihanın ve iki hayatın medar-ı saadeti yalnız imandır. :)

Rabbim razı olsun abi..Çok güzel şeylere vesile oluyosun...Güzel,faydalı şeylere emek harcıyosun...Rabbim emeğinin bereketini arttırsın...Gönlünü genişletip,dilini kuvvetlendirsin ki...daha güzel şeylere de vesile olabilesin...selametle...
 
Üst Alt