Tevbe kıymetsiz değildir!
Dünyamızı ne kadar güzel yaparsak yapalım, bir gün ondan ayrılacağız. Nice insanlar, gelecek yıl bu zamanlarda, kabristanlardaki mekânlarında yerlerini almış olacaklar. Biz de o kimselerden olup olmadığımızı bilmediğimizden ötürü, henüz elimizde fırsat varken, kıymetini bilmemiz lazımdır.
Allahu Zülcelâl, bir insan gibi değildir. Saniye saniye her an bizimle beraberdir. Bütün zahiri ve manevi hallerimizden haberdardır.
Rivayet edilmiştir ki, bizimle daima beraber olan Kiramen Kâtibin melekleri, insanın günahı ile Allahu Zülcelal’in huzuruna, Levhi Mahfuz’a giderler. Levh-i Mahfuz’a baktıkları zaman, beraberlerinde getirdikleri günahların, sevap olarak yazıldığını görürler. Sanki Allahu Zülcelal’in kuluna karşı hainlik yapmış gibi mahçup olurlar. “Ya Rabbi! Gördüğümüzden başka bir şey yazmadık!” diyerek, secdeye kapanırlar. O zaman Allahu Zülcelâl, onlara şöyle hitap eder: “Siz doğrusunuz. Yanlış bir şey yapmadığınız. Yalnız, kulum o günahı yaptıktan sonra, pişman olup ağladı ve tevbe etti. Siz onun günahını getirmeden, ben sevap yazdım.”
İşte, böyle azim bir sermayemiz vardır. Tevbeyi, ağlamayı ve yalvarmayı, kıymetsiz bir şey gibi görmeyelim.
İmansız gitmekten çok korkarlardı
Sehl şöyle buyurmuştur: “Rüyamda, öldüğümü ve kıyametin kopmuş olduğu gördüm. Tam 300 tane Peygamberi gördüm. Onlara şöyle sordum: “Siz dünyada nelerden korkuyordunuz?” Bana şöyle cevap verdiler: “İmansız olarak dünyadan ayrılmaktan korkuyorduk!”
Bakınız! Onlar, Peygamber oldukları halde, imansız olarak ölmekten korkuyorlardı. İşte iman, bu kadar kıymetlidir. O imanı kurtarmak için de Allahu Zülcelal’e çok yalvarmak lazımdır.
Anlatıldığına göre, Süfyanı Sevri kuddise sirruhu Hacc’a giderken, yolda bir gece boyunca ağladı. Bunun üzerine Şeybanı Rai kuddise sirruhu ona hitaben:
- Ya Süfyan! Niçin ağlıyorsun? Eğer günahların için ağlıyorsan, günahtan kendini koru! Dedi. Süfyanı Sevri ise cevap olarak şöyle dedi:
- Ya Şeyban! İster büyük ister küçük günah olsun, hiç korkmuyorum. Hatta aklıma bile gelmiyor. Ben, bu dünyadan imansız olarak ayrılmaktan korktuğum için ağlıyorum.
Süfyanı Sevri şöyle devam etti:
- Ya Şeyban, nasıl ağlamayayım? Birisini tanıdım. Bize ilim öğretiyordu. Tam 40 yıl, bize ilim okuttu. Uzun süre, Kâbe’ye komşuluk yaptı. Öldüğü zaman, yüzünü melekler Kıble’den çevirdiler. İmansız olarak bu dünyadan ayrıldı. İşte, bundan korkuyorum.
Bakın, dikkat edin! O, Allahu Zülcelal’in dostu olmasına rağmen, imansız gitmekten korktuğu için gece boyunca ağlamıştır.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Sağılan süt memeye dönmedikçe, Allah korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez.” (Tirmizi, Nesai)
Onun için onların meşreplerini, Allahu Zülcelal’in rızasını kazanmak için tuttukları yolu, elden geldiğince kendimize rehber edinmemiz lazımdır. Kurtuluş, ancak ağlamakta ve çok yalvarmaktadır.
Allahu Zülcelâl, kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... (Âmin)
Gülistan Dergisinden alıntı.
SEYDA MUHAMMED KONYEVî
Dünyamızı ne kadar güzel yaparsak yapalım, bir gün ondan ayrılacağız. Nice insanlar, gelecek yıl bu zamanlarda, kabristanlardaki mekânlarında yerlerini almış olacaklar. Biz de o kimselerden olup olmadığımızı bilmediğimizden ötürü, henüz elimizde fırsat varken, kıymetini bilmemiz lazımdır.
Allahu Zülcelâl, bir insan gibi değildir. Saniye saniye her an bizimle beraberdir. Bütün zahiri ve manevi hallerimizden haberdardır.
Rivayet edilmiştir ki, bizimle daima beraber olan Kiramen Kâtibin melekleri, insanın günahı ile Allahu Zülcelal’in huzuruna, Levhi Mahfuz’a giderler. Levh-i Mahfuz’a baktıkları zaman, beraberlerinde getirdikleri günahların, sevap olarak yazıldığını görürler. Sanki Allahu Zülcelal’in kuluna karşı hainlik yapmış gibi mahçup olurlar. “Ya Rabbi! Gördüğümüzden başka bir şey yazmadık!” diyerek, secdeye kapanırlar. O zaman Allahu Zülcelâl, onlara şöyle hitap eder: “Siz doğrusunuz. Yanlış bir şey yapmadığınız. Yalnız, kulum o günahı yaptıktan sonra, pişman olup ağladı ve tevbe etti. Siz onun günahını getirmeden, ben sevap yazdım.”
İşte, böyle azim bir sermayemiz vardır. Tevbeyi, ağlamayı ve yalvarmayı, kıymetsiz bir şey gibi görmeyelim.
İmansız gitmekten çok korkarlardı
Sehl şöyle buyurmuştur: “Rüyamda, öldüğümü ve kıyametin kopmuş olduğu gördüm. Tam 300 tane Peygamberi gördüm. Onlara şöyle sordum: “Siz dünyada nelerden korkuyordunuz?” Bana şöyle cevap verdiler: “İmansız olarak dünyadan ayrılmaktan korkuyorduk!”
Bakınız! Onlar, Peygamber oldukları halde, imansız olarak ölmekten korkuyorlardı. İşte iman, bu kadar kıymetlidir. O imanı kurtarmak için de Allahu Zülcelal’e çok yalvarmak lazımdır.
Anlatıldığına göre, Süfyanı Sevri kuddise sirruhu Hacc’a giderken, yolda bir gece boyunca ağladı. Bunun üzerine Şeybanı Rai kuddise sirruhu ona hitaben:
- Ya Süfyan! Niçin ağlıyorsun? Eğer günahların için ağlıyorsan, günahtan kendini koru! Dedi. Süfyanı Sevri ise cevap olarak şöyle dedi:
- Ya Şeyban! İster büyük ister küçük günah olsun, hiç korkmuyorum. Hatta aklıma bile gelmiyor. Ben, bu dünyadan imansız olarak ayrılmaktan korktuğum için ağlıyorum.
Süfyanı Sevri şöyle devam etti:
- Ya Şeyban, nasıl ağlamayayım? Birisini tanıdım. Bize ilim öğretiyordu. Tam 40 yıl, bize ilim okuttu. Uzun süre, Kâbe’ye komşuluk yaptı. Öldüğü zaman, yüzünü melekler Kıble’den çevirdiler. İmansız olarak bu dünyadan ayrıldı. İşte, bundan korkuyorum.
Bakın, dikkat edin! O, Allahu Zülcelal’in dostu olmasına rağmen, imansız gitmekten korktuğu için gece boyunca ağlamıştır.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Sağılan süt memeye dönmedikçe, Allah korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez.” (Tirmizi, Nesai)
Onun için onların meşreplerini, Allahu Zülcelal’in rızasını kazanmak için tuttukları yolu, elden geldiğince kendimize rehber edinmemiz lazımdır. Kurtuluş, ancak ağlamakta ve çok yalvarmaktadır.
Allahu Zülcelâl, kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... (Âmin)
Gülistan Dergisinden alıntı.
SEYDA MUHAMMED KONYEVî
Son düzenleme: